2010-2011 Sezonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2010-2011 Sezonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2011 Pazar

4 Köşeyiz!

 Maça geçen haftaki Manisa ve İstanbul Belediye maçlarından farklı bir kadroyla çıktık. Açıkçası Azofeifa'yı görememek dışında Zumdick'in çıkardığı en iyi kadroydu sanırım bugüne kadar. Maç biraz tutuk başladı ama ayağında daha çok top tutan takımın Gençlerbirliği olması sezon başından bu yana takımın değişiminin bir göstergesi. Bu topun bizde olma avantajı Mustafa Pektemek gibi bir canavarı harakete geçirmek için çok güzel bir olay. Tam bir kilit açma ustası Mustafa Pektemek 25. dakikada güzel bir gol ile kilidi açtı. Sakatlık sonrası gerçekten ama gerçekten çok farklı döndü Pektemek. Benim en büyük korkum böyle büyük sakatlıktan sonra kaybolmasıydı ama sakatlık öncesi en çok eleştirdiğim fiziksel eksikliğini bile giderip müthiş döndü.

Kahe'nin gitmesiyle top tutan uç adamı eksikliğini çok iyi doldurmaya başladı. Çok güzel top saklıyor, vücudunu koyuyor, direniyor. Aynı zamanda Süper Lig'de benim kanıma göre Gaziantepli Cenk Tosun ile birlikte bitirici özelliği en yüksek futbolcu. 2 haftada attığı 3 golde bitiricilik dersi niteliğindeydi.
 1-0'dan sonraki en büyük korkum Zumdick'in skora yatmasıydı. Korktuğumda oldu ve takımı baya bir geri yasladı. Kayserispor gol bulmak için duran top arayışındaydı ve bizde geriye yaslandıkça bu şansı onlara sıkça verdik. Allah'tan Manisa ve bu maçta üstümüzde bir şans mı diyeyim artık, birşeyler vardı da gol yemedik. Ama aynı şeyi İstanbul Belediye maçı için söylemek güç. Takım geriye yaslanınca 2 penaltı yaptı ve birinde şansımız yaver gitti. Kayseri maçında da çok riskliydi yapılan bu taktik ve ardarda 3 kez tehlikeli noktadan frikik kazandırdık rakibe. İlk yarı böyle kazasız belasız bitti.

İkinci yarının başlamasıyla son haftalarda performansında ciddi bir düşüş olan Oktay Delibalta oyundan alınıp yerini Mehmet Akgün'e bıraktı. Oktay için en büyük korkum böyle bir iyi bir kötü derken Burhan Eşer gibi olması. Umarım kendini bir an evvel toparlar. Zumdick'in bu maç için yaptığı en yararlı işlerden biri Hurşut'un yerine Zec'in 11'de başlamasıydı. Takıma büyük katkısı attığı muhteşem golle oldu. Çaprazdan plase harika gördü ve golünü attı. Uzun zamandır suskundu ve yedek başlıyordu, bu golle kendini yeniden bulur ilk yarıda yaptığı gibi. 2. golden sonra biraz geriye yaslanmadan ziyade uyum sorunu gibi gördüğüm nedenlerden dolayı Kayseri kalemize etkili geldi. Ve bu anlarda Ali Bilgin ile golü buldu. Riskli dakikalar başladı bizim için biraz daha. Açıkçası 90+ larda yiyeceğimiz bir golden korkuyordum. Ama tersi oldu. Azofeifa'nın oyuna girmesiyle daha isabetli paslar yapan takımımız dağılan ve gol aramak için bütün hatlarıyla ileride olan Kayseri'yi gafil avlayıp Jedinak ile 3. golü bulup maçı bitirdi. Ayrıca Emre Aygün Gençler formasıyla ilk maçında asist yapmış oldu. 90+ larda Kayseri'den gol yemeyi beklerken ben, yüzümü Jedinak'tan sonra birde Aykut kara çıkardı ve iyice darmadağın olan Kayseri filelerine 4. golü yolladı.
Bu maç için hayal kırıklıklarım Oktay ve Yasin oldu açıkçası. Daha büyük umutlarım vardı onlar için. Beni şaşırtan ise iki haftadır bir değişik oynayan Jedinak oldu. Everton'ın istediği konusunda haberler geldi bilmem onun için böyle oynuyor yada başka şeyler var. Fakat hava toplarını kaptırmadı, uzun ayağı ile bir sürü top kesti, yetmedi bir de diziyle gol attı Fenerbahçeli Semih'e nazire yaparcasına. Süper Lig'de ayak ve kafa dışında ki uzvuyla gol atan bu hafta ikinci oyuncu oldu Jedinak. Serkan Çalık'ı görememek üzdü bir de beni. Yasin'in yerine olurdu ama tabi Yasin'in maç öncesi bu kadar etkisiz olacağını tahmin edememiştir kimse.

İki haftadır ligde 2 maçta toplam 7 gol atmak ayrı bir heyecan. Takım içinde birazda pas trafiği yükselse zevkli maçlarda izleyeceğiz ama şu skora yatma huyumuz bunu engelliyor. En çok zevk duyduğum anlardan biri hızlı hücumda Mustafa Pektemek'in Zec ile oynması ve Kayseri oyuncular topu takip etmek için Zec'e döndüğü anda Zec'in tek pasla tekrar Pektemek'e dönmesi heyecan vericiydi. Mustafa çalımında başarılı olsa maçı orda koparabilirdik. Her geçen gün takım iyi sinayller veriyor. Bundan sonra kupaya daha çok odaklanmak farz oldu. Bir de kupa bizim olsa kimse değemez keyfimize.

3 Nisan 2011 Pazar

Ezber Bozduk!

 Her yönüyle beklemediğim bir maç oldu desem kendi adıma yanlış konuşmamış olurum. Manisa ligde rahat, Hikmet Karaman ile iyi bir ivme yakaladılar ve kendi sahalarında oynuyorlar. Bizde ise durumlar karmakarışık,  düşme potasına iyiden iyiye yaklamışız, Sivasspor maç fazlasıyla üstümüze çıkmış, deplasmandayız ve teknik direktörümüz bir an evvel takımdan gitsin diye baktığımız Ralf Zumdick. Maç 0-3 galibiyetimizle sonuçlanıyor, tersi bir durum olsa yadırgamam da - uzun süredir galibiyetin nasıl birşey olduğunu unutunca birde- insan iyice afallıyor tabiri caizse.

Maç öncesi kadromuza bakıyorum, Zumdick puan veya puanlar diyerek belli ettiği işin rengini, sahaya çıkan oyuncularıyla sadece 1 puana razıyız diyerek tam manası ile yansıtıyor. Orta saha üçlüsünde eksik biri var diye kafam karışmış maçı izlerken ayılıyorum Azofeifa yok Jedinak oyunda. Jedinak, Cem Can ve Oktay üçlüsünden oluşan orta sahada hücuma top taşıyabilecek tek isim Oktay gibi gözüksede maçın başlamasıyla Oktay'ın da defansif anlayış sergilediğini gördüm. Nitekim Isaac, Makukula, Kahe, Simpson gibi hücüm elemanlarını barındıran bir takıma karşı bu kadar defansif oynamak normal sayılabilir ama galibiyet aramadığımız çok açık ortada. Son haftalarda tek iyi huyumuz olan maça hızlı başlamak eylemini yine gerçekleştiriyoruz ama Aykut'un kafasından çıkan şutu İlker Avcıbay müthiş kurtarıyor.
 Dedim ya herşey Manisa'dan yana gözüküyor diye, bu koşullar altında agresif ve sıkıntılı olması gereken taraf biz olmamız gerekirken ilginç şekilde Manisalı oyuncular maça çok hırçın başlıyor. Halbuki rahat konumdalar ama maçın başında Yiğit Gökoğlan'ın ayak kırmaya yönelik hareketini, topa vurup itiraz ettiği gerekçesiyle sarı kartla cezalandıran hakem ile birlikte Manisa iyice agresifleşti. Hikmet Karaman'ın bağırışları televizyondan net şekilde duyulurken, inanamadığım bir olay daha gerçekleşiyor ve niye bu adam oyunda dediğim Jedinak ile öne geçiyoruz. Bütün itiraz ettiğim şeylerde yada görüşlerimde beni haksız çıkarmak isteyen bir maç oluyor. Agresif Manisa daha fazla bekleyemiyor ve ilk yarının sonlarına doğru Murat Erdoğan gördüğü sarı kartın ardına hakaret edince direk kırmızı ile oyundan atılıyor. İşte ekmeğimize yağ süren harekette bu kart ile başladı diyebiliriz. 

İkinci yarının başlamasıyla 10 kişi Manisa öyle yüklendi ki biraz Allah korudu bizimkileri. 11'e 11 olsak kesin yatar skora dediğim Zumdick eksik Manisa karşısında bile bir anlık 1-0'a yatar gibi oldu. Maçın kırılma anı ise  Dixon'ın hatası sayesinde bulduğumuz ikinci golle oldu. Mustafa Pektemek zor pozisyonda en iyi hamleyi düşündü fakat pozisyon öyle zordu ki umudu kestiğim anda Dixon'ın hatası Manisa'yı disiplinden tamamen kopardı. Zaten hemen ardına Mustafa Pektemek'in bitiricilik dersi geldi ve bizde maçı iyice kopardık. Bu sefer kritik bir dönemeçten eli boş dönememek güzel oldu.
Maçın iyilerini yazmaya çalışırsam, Serkan Çalık açıldı artık 1 gol 1 asist Mustafa Pektemek ile birlikte karşılık olarak güzel maç çıkardılar. Mustafa Pektemek takımın en kaliteli oyuncusu olduğunu kanıtlıyor sahalara yeniden dönmesiyle. Aynı zamanda Hurşut'u beğendim bu sefer, o da bir asist ile süsledi oyununu. Ayrıca dedik ya beni her konuda haksız çıkaran bir maçtı diye, maçın başlamasıyla Hurşut'un ilk çalım denemesinde tam kızıyordum ki Hurşut'a yüzümü kara çıkarıp güzel iler yaptı. Bu sezon Hurşut'un ezberlenen çalımlarını yiyen ilk ve tek takım Manisa oldu sanırım. Kaç çalım attı saymadım ama yaklaşık 10 çalımından 9'unun başarılı olması  son derece şaşırttı beni.Gerçi rakip iyice teslim etmişti 3-0'dan sonraki çalımları değerlendirirsek ama gollerden öncede şık haraketleriyle maça renk kattı.

Genel olarak takımın oyunu için erken konuşmak istemiyorum. Yanıltıcı olabilme ihtimali yüksek bir maç. 10 kişi kalan ve daha 60. dakikaya girilmeden 3-0 yenik duruma düşen Manisa karşısında laubali tavırlarla harcanan goller rahatlıktan mı harcandı yoksa beceriksizlik mi? emin değilim. Galibiyetimize gölge düşürmek gibi bir niyetim yok aslında, yazı biraz karamsar gibi gözüksede. Benim gerçekten sinirlendiğim iki nokta vardı sadece takımda;

Birincisi, Barcelona vari paslaşmalar ile güzel futbol oynamamız için illa ki rakibin 10 kişi kalıp bizimde 3-0 önde mi olmamız lazım? Bir ara öyle paslaşmalar oldu ki bu sezon hiçbir maçta alamadığım keyfi aldım.
İkincisi; Bre Ralf Zumdick, sanki her maçta 1-0 öne geçince skora yatan ve defansif futbol ile zaman geçirme taktikleri üzerine yoğunlaşan sen değilmişsin gibi 3-0'dan sonra kaçan gollere üzülüp, sinirlenme triplerine girmen çok samimiyetsiz geldi bana. Tabii ki bu son iki yorum tamamen şahsıma ait olup sizde farklı etkiler yaratmış olabilir genelleme yapmak istemem.

Not: İstatistiksel olarak tek bozulmayan ezber ise hala Manisa'da Manisaspor'a yenilmememiz oldu, bu veriyi de paylaşalım.

7 Mart 2011 Pazartesi

Kendi Yolumuza Taş Koydun Zumdick!

Çarşamba günü kupadan turlayarak geldik, yoğun yağış altında, yüksek tempoda oynayan ve şampiyonluk mücadelesi veren Fenerbahçe'yi sahamızda ağırladık. Şartlar zor ve bütün bunların üzerine maçın ilk 20 dakikasında 2-0 yenik duruma düşmek hiç bir takım için kolay değil. Bu şartlardan kurtulmayı becerecek oyunu oynamaya başladığınızda eğer taktik değişimine gidiyorsanız suçlu teknik direktörden başkası değil diye düşünüyorum.

Maçın henüz başında Lugano'nun golü ofsayt apaçık ama hakem golü veriyor. Yeterince moral bozucu ve ardında penaltı kararı ile 2-0 yenik duruma düşüyorsunuz ve penaltı kararı da bir o kadar tartışmalı. Herşeye rağmen daha bu dakikalarda teknik direktör hatası açıkça ortada. Nasıl mı? ;

Diyelim Lugano'nun golü ofsayt değil, penaltı kararı da doğru. Hadi penaltı da Mehmet Güven'in verdiği pas hatalı ondanda teknik direktöre suç bulmaktan vazgeçelim. Lugano'nun golünde top ceza sahasında havalanıyor ve topa kafa vursun diye koyduğunuz defans Burak o topa kafa vuramıyor ve bu özelliği yeni bir şey değil herkesçe biliniyor. Burak Özsaraç, Gençlerbirliği'ne geldiğinden beri gösterdi ki ağır bir futbolcu ve hava toplarında da yetersiz, teknik direktör Zumdick ise hava toplarında Lugano, yerden ise çok hızlı gidebilen Niang gibi iki futbolcuya karşı bu isimle başlıyor. Kadro yetersiz, rotasyonda adam yok desen olmaz Zumdick, en kötü hava toplarını alması için Kulusiç var onu dene bari. Burak Özsaraç ile çok fazla ilerleme kaydedemezsin takıma baştan zarar veriyorsun.

Neyse hatasını kapatabilecek oyuncularımız var ki hepsi de hırslı, nitekim Orhan ve Hurşut ile beraberliği yakalıyoruz. İkinci yarı başlıyor, zemin iyice karla kaplanmış. Fenerbahçe'nin beklerini sabahtan beri felç etmişsin golleri bu sayede bulmuşsun, uzaktan şutların zorluyor, 2 topun direkten dönmüş. Zumdick öyle bir değişikliğe gidiyor ki Serkan Çalık yani bir kanat oyuncusu çıkıyor, yerine yavaş mı yavaş orta saha Jedinak giriyor. Anlamı çok basit "ben beraberliğe yatacağım" diyorsun. Üstelik hala Niang gibi hızlı, Alex gibi teknik bir adam oyundayken, özelliksiz bir adam oyuna alıyorsun. Faturası 2 gol ve sahanda 4-2'lik mağlubiyet. Sonradan Zec'i oyuna alıp Oktay'ı çıkarmak ve eski taktiğe dönmenin manası olmadığını da görüyorsun. Halbuki Zec oyuna girdikten sonra direkten dönen üçüncü top sana en başında madem Serkan'ı alacaksın oyundan Zec'i ilk başta sok oyuna diye anlatıyor açık açık. Bekleri bu kadar açık verirken yaptığın bu hata daha da pahalıya patlar işte böyle. Azofeifa'yı, Oktay'ı oyundan düşürdükten sonra Zec değil Messi gelse zor kurtarır bu maçı.

Sonuç olarak takımın oyunu ve hırsından, yolumuza göz göre göre taş koyan Zumdick'in ikinci yarıda ki taktik değişikliğine kadar çok memnun olduğumu söyleyebilirim. Özellikle Mustafa Pektemek ve Orhan oynayamadıkları günlerin acısını çıkara çıkara oynuyorlar. Aykut ve tam olmasa da Hurşut'un geri dönüşleri yüzümüzü güldüren bir diğer durum. Murat Kalkan'ın olmadığı bir maçta onun yerine oynayan Mehmet Güven'de hatalı pası dışında Murat'tan daha iyiydi.

Direnci çok çabuk kırılan bir takım olarak "2-0'dan 2-2'ye getireceğiz bu maçı" diyene inanmazdım ama bu sefer takım değil dinamiti teknik direktör Ralf Zumdick altımıza yerleştirdi. Bu takımın küme düşeceğine dair endişelerim yavaş yavaş kaybolsa da, teknik direktörün bizi daha da kötüye sürüklemesi konusunda endişelerim kat be kat artmakta. Takımın şu an ki işleyişine daha kötü bir etkisi olur mu tahmin edemiyorum çok net ama gönlüm kesinlikle teknik direktör değişikliğinden yana. Biraz kaliteli bir hoca ile bu takım ligde de kalır, kupayı da alır.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Oktay, Mustafa & Azofeifa A.Ş.

 Bir Ankara derbisinde daha yüzümüz güldü. Zaten bu senenin en yüz güldüren olayı sanırım iki Ankaragücü maçından alınan 6 puandı. Onun dışında şöyle ağzımız kulaklarımızda bir maç göremedik maalesef. Hele geçen haftaki Karabük maçı bende öyle bir psikoloji yarattı ki artık maçı izlerken kendimi kaybettim. Bu Ankaragücü maçınada içimde yanan umut alevi can çekişmeye başlayınca söndürmemek amaçlı gitmedim. Belkide benim ayağım uğursuz diyeceğim ama 1-0 yendiğimiz Ankaragücü maçında da tribündeydim. Bu maça gelmedim ve ilk kez 4 gol birden attık. Sezonun arkadaşlarımın deyimiyle belkide en zevkli maçını kaçırdım.

Özetlere bakıyorum, geçen hafta cezalı olan Oktay Delibalta'nın takıma dönmesi etkisini büyük ölçüde göstermiş. Azofeifa'nın en başından beri ilk 11'de oynaması gerektiğini bu hafta çözen teknik direktörümüzede selam olsun. İlk dakikadan itibaren Gençlerbirliği atakları var özetlerde. Azo'nun direkten dönen topu, Mununga'nın sayılmayan golü istekli başlamanın birer göstergesi. Ama nedense bizimkiler inatla önde oldukları bir maçı zora sokmayı seviyorlar. 2-0 öndeyken maçın 2-2'ye gelmesi geçen haftaki maçı hatırlatır kendimden geçirirdi yine beni heralde. Allah'tan Orhan çok geç kalmadı da bizim kaleden sonra rakip kaleye gol atıp uzun aradan sonra  "hoşbulduk" dedi.
Böyle uzun süreli sakat ve cezalı oyuncuları geri dönüş maçlarında hep gol atacaklarsa ne mutlu ama yavaş yavaş yeniden toplanan takımda böyle 4 gol birden atıyor işte.

Bu maçın özetini izlerken dikkatimi çekenlerse başlıktaki isimler oldu. Azofeifa sonunda ilk 11'de başladı ve sonuç 2 asist. Maçın ilk yarısı 2 şutundan biri kaleciden diğeri direkten dönen Azofeifa, Mustafa Pektemek ve Orhan Şam'ın kafayla attığı gollerin ortasını açan isimdi. Yakın zamanda Azofeifa kanat adamlarını toplasın ve hergün fazladan yarım saat- bir saat "orta açma teknikleri ve güzel orta açmaya giriş" dersi versin.

Mustafa Pektemek, bu sezon 3. maçında ve şimdiden 2 gol 1 asist yapmış durumda. Karabük maçında girişi biraz geç oldu bu yüzden takımın halide ortadayken çok birşey yapması beklenemez. Ama şunu farkettimki güçlenerek dönmüş. Daha önceleri bir omuzda yıkılan Pektemek artık direniyor top saklıyor. Bu artı yanına kalsın İstanbul Belediye ve bu maçta attığı gollere bakılırsa golü resmen kokluyor bu adam.

Son olarak Oktay'a gelirsek yazının başında belirttik, geçen hafta orta sahanın haliyle bu haftaki orta saha farklılıklar göstermiş muhakkak. Oktay çok çalışıyor bu takım için. İleri çıkıyor, geri gidiyor ama en önemlisi rakibin oyununu çok iyi bozuyor. Bunu daha önce bu sezon ilk haftada Eskişehir deplasmanında sahadaki polis görevlisi demişti bize; "Kim bu 13 numara, çok iyi oyun bozuyor, iş yapar bu çocuk" demişti. Herşeyin üstüne bu maçta 4. goldeki Yasin'e attığı pas iyi bir kumaşı olduğunun göstergesi.

Dip not: Yasin'e geldiğinden beri bencil oynadığı yönünde eleştiri getiriyoruz ama İstanbul Belediye ve bu maçta verdiği paslarla takımın bir asistçiye kavuştuğunun sinyalini veriyor. Son alkışlarda Yasin'e ve güzel asistine gitsin.

Son Not: Maçta verilmeyen 2 golümüz daha var. İlki Mununga'nın golü açık ve net faul doğru ama en sonunda ofsayt nedeniyle verilmeyen benim görmediğim bir gol daha var, kim attı bilmiyorum ama ofsayt olmadığı söyleniyor. Bol gol pozisyonu bulan Gençlerbirliği mutlu ediyor insanı.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Küme Düşmeyi 1 Hafta Erteledik!

 - Kupa maçından 4 gün sonra bu sefer ligde Buca'yı 2. kez mağlup etmeyi başardık.
- Kupa maçından daha kötüydük. Buca yine aynıydı.
- İlk yarıda biraz daha atak olan taraf bizdik ancak orta sahadan çıkamayan oyuncularımız sayesinde bir türlü ablukaya tam olarak alamadık Buca kalesini.
- İlk yarıda Harbuzi, Gençlerbirliği taraftarını çıldırtan isimdi. Laubali oyunuyla artık gönderilme zamanım geldi der gibi oynadı.
- Geçen sezon Galatasaray, Harbuzi'yi istiyor diye haber çıktığında şaşırmıştım nasıl isterler diye keşke satabilseymişiz o zaman. Sahada çok önemli bir maç var ve Harbuzi oldukça isteksiz ve sonucunda başarısız paslarıyla çok top öldürdü.
- Azofeifa'nın neden oynamadığını anlayamadım zaten.
- Mehmet Akgün, devşirilmeye çalışıldığı sağ beke yavaş yavaş adapte oluyor. Geçen maçlarına göre hatasız sayılabileceği bir maç çıkardı.
- İlk yarıda Ermin Zec, Buca'nın korkulu rüyası olmak üzereydi. Kupa maçından sonra bu maçtada oldukça etkiliydi. Hele o çektiği şutlar gol olsa jeneriklik 1-2 gol izleyebilirdik. Ama maalesef şutlar çok az farkla auta çıktı.
 - Ermin Zec için bir ayrıntıda, bu oyununu devam ettirebilmesi için mutlaka Mununga ile oynaması gerektiğini düşünüyorum. Mununga ilerde top tutarak Zec'in oynamasını daha kolaylaştırıyor.
- Munuga'ya da atlamışken bugün güzel bir maç çıkardı. Öyle güzel hareketlerinden bahsetmiyorum. Sadece hırsı bile beğenmemize yeter ve artardı. Boyu çok uzun olmasada zıplayıp almaya çalışması ve alması takdire şayandı. Kahe'den sonra Smeltz ve Billy Mehmet gibi boylu diye getirilen adamlar birşey yapamazken Mununga alkışı haketti.
- Maçın ikinci yarısında ise Harbuzi'nin çıkıp Yasin'in girmesi rahatlattı biraz bizi. Bencil oynayan ama birşeyler yapmaya çalışan adamı, ruhsuz ve laubali bir adam her zaman tercih ederim.
- Ve sonunda Buca kalecisi Londak'ın yaptığı hatayı Oktay Delibalta çok iyi değerlendirdi. Oktay Delibalta için golden çok daha fazla şey söylenmeli. Maçı bize kazandıran adamdı. Zec, Mununga, Serkan, Cem Can iyi mücadele etti belki ama hepsi görevlerini yerine getirmeye çalıştıkları için iyiydiler. Oysa Oktay, rakibin oyununu bozdu, takımı atağa kaldırdı, defansa yardım etti, golünü attı. Takımın ayakta kalmasını sağlayan tek adamdı diyebilirim. Kupa maçından sonra bu maçta daha da harikaydı.
- Bucaspor'un işi gerçekten zor zaten Allah'a emanet savunmasını golü yedikten sonra iyice açtı, bu sırada yakaladığımız kontratakta Yasin topu ayağından fazla açınca kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda ikinci golü bulamadı.
-Kabus dolu anlar bundan sonra başladı. 1-0'a yatan takımımız oyuna Jedinak ve Hurşut'u aldı.
- Hurşut ne kadar iyi oynayamasa da her şekilde yedek başlaması şu durumda daha mantıklı. Serkan ile başlayıp ardından Hurşut'u koymak teknik direktörün yaptığı tek iyi işti belkide.
- Kabus dolu anlarımızın baş mimarı ise Jedinak oldu. Defans yapsın diye oyuna konulan adam girdiği anda iki kritik pozisyonda topu uzaklaştırmak yerine rakibin ayağına teslim ederek soğuk terler döktürdü. Bir tane bile olumlu hareketi olmayan Jedinak'ta Harbuzi ile birlikte gidebilir. Azofeifa'nın oynamamasını yadırgadım.
- Hakem içinde iki tarafı da oynatmadığı için kötü yönetim gösterdiğini söyleyebiliriz.
- Bu kadar kötü oynadığımız bir maçta gelen galibiyete sevinmem ancak bu maçın önemi düşünüldüğünde sevinmek dışında birşey yapamıyorsunuz. Sivas'ın, Konya'nın yenildiği bir haftada tek maçla 3 rakibi yenmek gibi birşey oldu bu maç bizim için ve Bank Asya 1. Lig yoluna girmeyi 1 hafta daha erteledik.

3 Şubat 2011 Perşembe

Yarı Final Yolları!

 - Soğuk havanın etkisiyle ve maçın TV'den verilmesi sebebiyle maçta toplasan 1500 kişi anca vardı.
- Gençlerbirliği şaşırtmadı bizi ve yine bambaşka bir kadroyla sahaya çıktı.
- Maçta ilk yarıda da ikinci yarıda da üstün taraf Gençlerbirliği oldu.
- Özellikle ilk yarıda Hurşut ile çok net fırsatlar kaçtı. 2 tane yüzde yüzlük gol pozisyonundan yararlanamadık.
- Hurşut demişken çalım sevdasına ataklarımızı öldüren isimde kendisi oldu. Geçen sezon çalımlarına hayran bir şekilde yere göğe sığdıramadığımız Hurşut'a bir anda ne oldu anlamak mümkün değil. Biraz paslı oynasa çok önceden bitirmiştik Buca'nın işini.
- Ante Kulusiç yerden oynayan Buca karşısında zayıf kaldı çok adam kaçırdı. Mehmet Akgün'de kendi mevkisi olmayan sağ bekte "ileri mi çıksam, defans mı yapsam?" ikileminden kurtulamayınca Buca genelde o kanattan geliştirdi ataklarını.
 - İkinci yarı ile birlikte maçta sönük kalan Harbuzi yerini Ermin Zec'e bıraktı. Olumlu bir hamleydi. İyice sıkıştırmaya başladık Buca defansını.
- Ama Hurşut top ezmekten ve başarısız çalımlarından vazgeçmeyince istenen gol 70. dakikaya kadar gelmedi. Ardından gelen Cem Can - Hurşut değişikliğiyle paslı oynayan Gençlerbirliği 2 dakika da 2 gol buldu.
- Özellikle ilk golde golü Ermin Zec'e yazsalarda harika asistiyle golün yarısından çoğunu Yasin Öztekin hakediyor.
- Yasin ve Zec'in yanına Mustafa Pektemek'in katılacağı günü sabırsızlıkla bekliyorum. Bu maçın son dakikalarında forma şansı bulmasını isterdim.
- Bugünün bal yapmayan arısı ise Oktay Delibalta oldu. Rakip ataklarını bozarken, takımı atağa kaldıran isim olması, orta sahada ayak basmadık yer bırakmamasıyla ve hırsıyla maçın kahramanlarından. Antrenmanlarda zaten hırsını görüyorduk ama her maça yansıtamıyordu. Bu maçla devamlı olmasını bekliyor ve istiyoruz.
- Biz kötü oynuyoruz, Buca bizden kötü oynuyor. Türkiye Kupasında yine güldük ama asıl önemli maç ligde olacak.
- Bu bir lig öncesi prova maçı gibi oldu. Pazar günü iki takımda en iyi 11'lerini sahaya süreceklerdir. Lig maçını kazanmak bu maçtan daha kıymetli. Bizim için 6 puanlık maç.
- Erdal Kılıçarslan'a bel bağlayan Gençlerbirliği'nin işi nasıl zorsa, Cenk İşler'den hala Süper Ligde takım kurtarmasını bekleyen Buca'nın işi de bir o kadar zor.
- Son olarak maçın en güzel hareketi Gençlerbirliği taraftarından geldi. Gençlerbirliği'ni çalıştırdığı dönemde El Saka'yı kastederek "Beni bir Arap'a tercih ettiler" diye ırkçı tutum sergileyen Bucaspor teknik direktörü Samet Aybaba'ya inat "El Saka" tezahüratı çok anlamlıydı. Sonunda da "Sen anladın Samet" sesleriyle bir kez daha güzelce(!) andık Samet Aybaba'yı.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Tek Devre Oyun, Tek Gol, Tek Puan!

- Gaziantep Kamil Ocak stadının zemini televizyonda ilk bakışta güzel duruyordu ama kamera sahaya yakınlaşınca ne kadar berbat bir zemini olduğu ortaya çıktı.
- İlk yarı yine aynı tas aynı hamam bir Gençlerbirliği sahadaydı. Atakta Gaziantep defansta biz vardık.
- Gaziantep'i değerlendirirsek Olcan oldukça liderliği ele almış. Her atakta Olcan'ın ismi kesinlikle geçiyor.
- Orta alanda Orhan Gülle kalitesini gösterdi. Guus Hiddink'in milli takıma çağırması boşuna değil kesinlikle müthiş bir kumaşı var. Tabata Beşiktaş'a nasıl bir kazıksa Orhan Gülle de bir o kadar büyük bir kazıktır Antep'ten Beşiktaş'a.
- Sosa ve Wagner'de beklediğimi bulamadım. Bence fazla abartı gibiler. Gerçi Wagner çok yeni ama Sosa sanırım tutmadı.
- İlk yarı da Olcan golü attı durdu ama maç boyu Gaziantep adına Orhan Gülle durmadı.
- Gençlerbirliği'ni değerlendirirsek Murat Kalkan bu takımın zayıf halkasıdır. Transfer kapanmadan kesinlikle sağ ve sol bek bulunmalı. Orhan dönerse sağ dursun ama sol beke mutlaka bir isim lazım.
- Gaziantep'in bütün atakları Murat Kalkan'ın kanadından gelişti. Artık maçı bıraktık Gaziantep ataklarında Murat yerinde mi değil mi bunu görmeye çalıştık.
- Gaziantep'in golü de Murat'ın kanadından açılan ortayla geldi. Peki Olcan'ı kaçıran kim dersiniz? Tabi ki sağ bekte oynayan Mehmet Akgün!
- İkinci yarı Gençlerbirliği iyileşti ama bireysel olarak sadece bir kaç oyuncu takıma katkı sağladı. Denge kuruldu maç ortada ve hem bizim için hemde normal bir maç için seyir zevki artan bir maç oldu.
- Cem Can, Fenerbahçe maçında direkten dönen firikiğinden sonra 10 numara oynayıp acayip işler yaptı. Ama yaptı, gerçekten yaptı beğendim bu tarzını da hırsını da...
- Mununga'nın ne yaptığını Eskişehir maçında çözememiştim ama bu maçta asıl yeri olan forvet-forvet arkası gibi oynayınca ne olduğunun farkına vardım. Top saklıyor, pas atıyor, deli gibi abanıyor. Kahe'nin biraz daha haraketlisini bulmuşuz gibi bir umut yarattı bende. Fiziksel gücüne hayran kaldım zaten, köşe bayrağının orda 2 adama direndi yere düştü, kalktı, araya girdi ve topu yine aldı sonra korner yaptırdı helal olsun dedirtti.
- Zec ve Mununga biraz daha uyum yakalayınca can yakarlar ama takımında biraz daha silkelenmesi gerekiyor. Mununga iyi dedik ama bu sefer Azofeifa sönük kaldı.
- Herşeye rağmen bir türlü gol atamadık çok net fırsatlar kaçtı. Tam Yasin'e pas vermediği için kızarken uzaktan patlattığı top gol oldu sevindik. Beklemediğimiz adamdan iyi bir performans izliyoruz şu anda. Ama Yasin'in kanat yerine ortada oynaması daha iyi olacak gibi Harbuzi'den iyice ümidimi kesmiş durumdayım.
- Şansımız yaver gitseydi galip bile gelebilirdik ama ilk yarı - ikinci yarı arasında bir denge kurarsak beraberlik normal sonuçtu. İkinci yarı Gaziantep'in de çok yabana atılmayacak pozisyonları vardı aslında şansımızı orada da kullanmış olabiliriz.

28 Ocak 2011 Cuma

Mutlu DEĞİLİZ!

 Ziraat Türkiye Kupa'sında grup liderisiniz ve 7 puanınız var. Rakibiniz Fenerbahçe. İnsanın gözü korkar ne olursa olsun değil mi? Fakat bir de şöyle düşünün grup liderisiniz, eskiden gelen kupa beyi ünvanınız var son 10 sene de 4 kere final oynamışsınız. Rakibiniz Fenerbahçe ama grupta sıfır puanlı ve dalga geçiliyor. Yeni Malatyaspor 2. ligde ve yılların Fenerbahçe'sini mağlup etmiş. Size bu maçta beraberlik bile yetiyor. Fenerbahçe oynatmadığı adamlarla çıkmış maça ve stadı bomboş 55.000 taraftar bu maçı izlemektense basketbol maçına gidiyor. Gençlerbirliği'ne bu şartlar altında tek diyebileceğim şey yen artık şu takımı be. Kim olsa böyle demez mi?

Olmadı. Maç başladı ve ilk 20 dakika da olmadık goller yedik. Maçın skoruna göre Ankaragücü bir gol atsa fenalardayız, eleniyoruz. Ara transferde bas bas bağırdık bek lazım bu takıma diye ama kimse dinlemedi. Haftalardır eleştiriyoruz Murat Kalkan'ı sol bekte yetersiz diye, ileriye çıkıp dönmüyor geriye diye ama laf dinlemez yönetim alternatifini bulmayınca muhtaç kalıyoruz. Gereksiz bir hareket ile eliyle top kesip penaltı yaptırdı bugün bu adam. Kaleci Serkan çok iyi kaleci, tecrübesi olağanüstü ama gamsız, frikik atılıyor ve üstüne gelen topa o kadar umursamaz atlıyor ki onu bile içeri alıyor.
Maç boyunca direkten dönen top dışında bir tane olumlu pozisyon yaratabilen bir takım yok bu Fenerbahçe'nin karşısında. Geçen maç Eskişehir maçının kadrosuyla bu maçta ki kadronun arasında bağlantı yok. Bambaşka 11. bu 11'in arasında Mehmet Akgün diye geldiğinden beri kaç maça çıktığı belli olmayan adamı pozisyonu olmayan sağ bekte oynatıyorsun bu sayede ne yaptığı da belli olmuyor. Sahada maç başından bu yana yürüyen ve saçma sapan bi şekilde kalecisine 7 defa dönen bir takım. Fenerbahçe öyle yada  böyle 10 kişi kalan Fenerbahçe ve atabildiğin gol sayısı 1. O golde 2-0'dan sonra laubali oynayan, eksik Fenerbahçe'ye karşı. Ve 2-1'e yatan, Ermin Zec'i yani tek forveti çıkarıp orta alan oyuncusu Mununga'yı sokan teknik direktör.

Bütün maç böyle gelişti ve biz tek farkla yenildik diye, Ankaragücü'de Malatya'yı yenemedi diye tur atladık. Maç sonu Zumdick beyefendi çıkıp turdan memnunum diyor. Türkiye Kupasında tur atlamak zerre umrumda değil önce ligi nasıl sıyıracağız onu düşünmeliyiz bence. Bu maçı da zaten güzel oyun umuduyla izledim ama nafile. Kupada böyle tur atlayacaksak lanet olsun böyle tura. Zaten bu anlayışla da Çeyrek finalde herhangi bir gruptan gelecek herhangi bir ikinci takım bizim ensemize vurup indirir aşağıya diye düşünüyorum. Bu sezon fazladan üzülmek gibi birşey olacak bu zihniyetle gelen bu tur. Kusura bakma İlhan Başkan, kusura bakma Zumdick, kusura bakmayın futbolcular artık bu takım için ne sabrımız kaldı, ne umudumuz. Siz tur atladık diye mutlusunuz ama biz MUTLU DEĞİLİZ!

22 Ocak 2011 Cumartesi

Erdal Kılıçarslan'dan Kurtarıcı Olmasını Beklemek!

 Final sınavlarını hallettik Eskişehir'den kurtulduk ama uzun zamandan sonra ilk siftahımı Eskişehirspor maçıyla açıp bide mağlup olunca Eskişehir laneti devam etti bugün. Maçın ilk yarısında dengede eşit bir oyun vardı. İki takımda istekli başladı. Takım oyununu Eskişehir oynarken, bireysel olarak Gençlerbirliği oyuncuları ön plana çıktılar. Yeni transferlerle ilk yarıdan daha iyi bir Gençlerbirliği izleme umuduyla gittim maça açıkçası. Maçın ilk yarısındaki haraketlilik güzeldi aslında.

İkinci yarının başlamasıyla ufaktan düşüş oldu takımda. Toptan korkuyor gibi oynamaya başlayınca baya pozisyon verdi Gençlerbirliği. Eskişehir'de de öyle pek bir gol atacakmış görüntüsü yoktu ya hakem sağolsun el-kol kullanan oyuncuyu ES(!) geçince golü yedirtti bize. Golü yiyen Gençlerbirliği'de sanki bi parçasını söküp çıkarmışlar gibi dağıldı. Bu dakikadan eski Gençlerbirliği'ne merhaba dedik. Şaşırtıcı şekilde kontratak golü yemememiz ilginçti.

Yeni transferleri ilk kez canlı izledim ve açıkçası bir tek Randall Azofeifa'yı beğendim. Azofeifa'da son dakika'da Ümit Karan'ı düşürerek gereksiz bir kırmızı kart gördü. Genel olarak Azofeifa'nın attığı paslara hayran kaldım diyebilirim. Cem Can önündeki adama pas atmakta güçlük çekerken Azofeifa olmadık yerlerde güzel paslar çıkardı. Yasin Öztekin kupa maçlarının yıldızıydı o zaman izleyememiştim. Bu maçta izledim ve bencil buldum kendisini. Çalımcı, takım oyunundan uzak, yeteneği var, neredeyse tipiyle ve oyunuyla yeni Engin Baytar gibi gördüm kendisini. Şimdilik fena değil denebilir sadece. Mununga ise orta sahada ne yaptığını anlamadığım bir adamdı. Jedinak'a göre iyi fakat ağır ve basmayan bir adam. Jedinak'a göre tek artısı vücudu, fiziksel olarak daha üstün ancak Cem Can ve ikisi orta sahada yetersiz kaldılar.

Takım genel olarak olumlu bir sinyal vermiyor. Teknik direktör Zumdick, Thomas Doll'dan kalma taktiklerle üzerine yeni birşeyler koymadan kara düzen gidiyor bakalım. Devre arasında aranması gereken ilk isim bir teknik direktör olmalıydı. Defans zayıf, Murat Kalkan, Kulusiç ile olacak iş değil. Forvet yalnız kalıyor, Ermin Zec tek başına ne kadar uğraşsa boş.

Aslında günü özetleyen durum Ankaragücü'nün kovup, Manisa'da forma şansı bulamayan Burak Özsaraç'ı defansında ilk 11'de başlatıyorsun, bu da yetmezmiş gibi 1-0 yeniksin gol atman lazım oyuna kurtarıcı olarak senden daha kötü durumda olan Konyaspor'un bile oynatmadığı Erdal Kılıçarslan'ı alıyorsun. İşte Gençlerbirliği bu kadar vahim ve çaresiz durumda.

22 Kasım 2010 Pazartesi

Gençlerbirliği, Galatasaray Olur Mu?


Gençlerbirliği, Galatasaray olur mu? diye başlık atınca UEFA Kupası masalları, bilmem kaç yılının ruhunun eksikliğini filan anlatmayacağım bu yazıda. Lakin şu aralar Galatasaray'a benzemeye başladık. Nedeni ise artık dillere destan olan Galatasaray oyuncularının sakatlanmasına benzeyen durumu şu aralar yaşamamız. Taraftarlar arasında bile sıkça dalga mevzusu olan ve artık iyiden iyiye Galatasaray'da sakatlanmayan futbolcuya şaşırdığımız bu dönemde bizde de "gülme komşuna gelir başına" atasözü gerçek olmaya başladı. Özellikle geçen sezon inanılmaz derecede fazla Galatasaraylı oyuncunun sakatlanmasının ardından Galatasaray sağlık ekibi sorgulanmaya başlamıştı. Bir Gençlerbirliği taraftarı olarak bu sezon bizim başımıza gelen bu durumu bende sorgulamak istedim. Bir yandan da gülüyorum ağlanacak halimize kendi kendime, takımın kötü gidişatının sorumlusunu sorguladığımız yetmezmiş gibi şimdi de sakatlıkların sorumlularını sorguluyorum.

Sezon başından itibaren sakatlık raporunu çıkaracak olursak olaylar şöyle vuku buldu;
- Sezon başında ki TSYD Kupası maçında zeminin azizliğine uğrayan Mustafa Pektemek başlamadan ilk yarıyı kapattı.
- Büyük umutlarla transfer edilen Michael Stewart, Mehmet Akgün ve Cem Atan'ın sakat sakat transfer edildikleri ortaya çıktı. Cem Atan şu an sakat olmasa da Michael Stewart ile Mehmet Akgün'de başlamadan devreyi kapatanlardan.
- Lig başladıktan sonra Harbuzi ve Ermin Zec maçlarda bir kaç haftalık sakatlıklar yaşadılar. Geri döndüler lakin önce Harbuzi bir maçı 17. dakikada terketmek zorunda kalıp devreyi kapattı ardından Thomas Doll sonrası açılıp 3 maçta ağları havalandıran Ermin Zec devreyi kapattı.
- Kaleci Serdar önce Ankaragücü maçında aldığı darbeyle beyin sarsıntısı geçirip bir kaç hafta takımı yalnız bırakırken, son oynanan Kasımpaşa maçında da yere ters basınca -daha doğrusu düşünce- sakatlandı. Durumu belirsiz.
- Debatik Curri antrenmanda sakatlanarak devreyi kapatanlar arasında yerini aldı.
- Aykut Demir'in antrenmanda kaburga bölgesinde iç kanama meydana geldi. O da devreyi kapattı gibi.
- Orhan Şam, A2 Milli Takımından sakat döndü. Kasımpaşa maçında yoktu, haftaya da oynaması zor.
- En son Kasımpaşa maçında Serdar ile birlikte Jedinak'ta sakatlanmıştı. Onunda devreyi kapattı haberi bütün bunların üstüne geldi.


Daha Mahmut Boz, Murat Kalkan gibi isimlerin kısa süreli sakatlıklarını saymadım, bu saydıklarımın yanında ihmal edilebilir geldiler bana. Peki bu sakatların nedeni nedir? Suçlusu kimdir? Hadi futboldur sert oyundur dersin geçersin de devreyi kapatmalarda ne oluyor?

Suç sağlık ekibinin derseniz, antrenmanda sakatlanan ve tedavilerin çok uzun sürmesi nedeniyle haklısınız diyebilirim. 
Suç sahaların berbat zeminlerinde derseniz, Mustafa Pektemek'i düşününce, bunların yanı sıra Türkiye'de ki statları düşününce haklısınız derim. Karabük'ün stadı mesela köstebek yuvası gibi hala. Yine 19 Mayıs'ı biraz adam ettiler.
Suç futbolcularda, "eskinin topçusu çamurlu sahalarda çakıl taşı yapışmış topa kafa vuruyordu bunların hepsi narin" diye eleştiri getirirseniz de hak vermiyor değilim. Şöyle İngiltere ligi gibi, İtalya ligi gibi kemik sesleri duyulsa Süper Ligde Allah muhafaza ölümler baş gösterecek herhalde. Futbolcularımız kendine bakmayı bilmiyor sanki.
Suç ağır antrenman programlarında derseniz, işte size orada katılmam Thomas Doll iyi bir antrenördü lakin öyle futbolcuların canını okuyan antrenmanları yoktu. Hatta gereğinden fazla tatil bile yaptı Gençlerbirliği. O zaman suçu antrenman eksikliğine mi atsak?

Bu takımın bu halinin sorumlusunu hala bulamadığım gibi bu sağlık sorununun sorumlusunu da bir türlü keşfedemedim ben. Galatasaray'da görmeye alıştığımız bu durum Gençlerbirliği'nde de böyle uzun süre devam eder mi onu bilemem ama bu durum böyle devam ederse ne bu kötü gidiş durur, ne sağlam adam kalır. Yakında A2 takımını sahaya sürmeye başlarız. Bir gerçek var ki, sakatlıklarında katkısıyla bize yine küme düşme kabusları yaşatacak bu takım. Gençlerbirliği, Galatasaray olur veya olmaz orasını da bilmek zor ama devre arasına kadar bu lig bize zindan olur.

20 Kasım 2010 Cumartesi

Nazar Değdi!

 -13. hafta sonunda ilk galibiyetini geçen hafta almış Kasımpaşa ile sahasında 1-1 berabere kaldık.
- Maç zevkli miydi? yoksa vasat mı? çözemedim.
- İki takımda o kadar çok top kaybı yaptı ki maça tek zevk katan şey bu oldu.
- Kasımpaşa atak yaparken çat diye kaptırılan topta bizim atağımız derken, diğer kaptırılan topta onların atağı... bütün maç böyle gitti.
- Ama iki takımda genelde çok kötü oynadı.
- İlk yarı Kasımpaşa golü isteyen taraftı. Zaten ilk yarının sonunda Gençlerbirliği'ne kızarken "bi gol yiyinde aklınız başınıza gelsin" dedim gol geldi.
- Yekta gerçekten kaliteli futbolcuymuş lakin Milli Takıma seçilmenin getirisi midir nedir biraz fazla artist geldi bana.
- İkinci yarı baskın olan taraf Gençlerbirliği'ydi. Thomas Doll'un ilk geldiği günlerdeki gibi ilk yarı kötü ikinci yarı biraz daha iyiydik.
- İkinci yarı başında tehlikeli noktadan kullanacağımız atış öncesi "atamayız, kaç kere atmışız ki?" dedim Cem Can'dan frikik golü geldi.
- Gençlerbirliği'nde orta saha yoktu. Geçen hafta yıldızlaşan Jedinak eskiye döndü çok geçmeden. 
- Soner ikinci yarı bizi 2 güzel pozisyona soktu ancak paslık yerde şut, şutluk yerde pas deneyince olmadı. Bunların hepsi tecrübedir daha sadece 19 yaşında.
- Hurşut bu takım için  çabalıyor, sempatikliğini geçtim gerçekten gönlünü vererek, isteyerek oynuyor. Billy Mehmet'in yakın olduğu yere ters kanattan koşarak Billy'nin hatasını telafi etmek için geliyorsa bir oyuncu başımın üstünde yeri her zaman vardır.
-Billy Mehmet demişken İrlanda'ya geri dönse iyi olacak. Sezon başı sevimsiz açıklamaların ardından oynadığı futbolda sevimsizleşiyor. Kahe gibi top tutuyo desen yok, kafa vuruyo desen yok, fırsatçı desen yok ee bu adam hiç bir işe yaramıyor. Kahe ise Manisa'da yedek otursun, Makukula gibi adamı almayı becereme insan üzülüyor.
- Geçen hafta özlediğimiz Gençler geri döndü dedik ama erken konuştuk yada nazar değdirdik.
- Sorunu sakatlıklara bağlayalım bakalım bu seferlik. İlerleyen haftalar tehlikeli sorunun çözülmesi lazım.
- Son olarak iki gence dikkat diyorum; Soner Aydoğdu ve Serdar'ın yerine giren kaleci Ramazan Köse bu maçta bana umut verdiler. Özkan Karabulut'ta fena kaleci değildi.

13. Hafta Kasımpaşa Maçı Muhtemel 11'imiz!

14 Kasım 2010 Pazar

Özlediğim Gençler Şimdi Sahada!

 - Gençlerbirliği sahaya eksik oyuncuları düşündüğümüzde eldeki en iyi kadro ile çıktı.
- Taraftarımız güzeldi sesimiz iyi çıktı.
- Beşiktaş kötü zamanları aşmak için sahadaydı galibiyet gelse de durumları vahim.
- İlk yarının başlamasıyla kontrollü futbol vardı her iki takımda da. Ancak Beşiktaş topu ayağında daha fazla tutan taraf oldu.
Maçın hakemi ilk dakikalardan başlayarak doğru yanlış her pozisyonda Beşiktaş lehine tehlikeli noktalarda frikik kararı verdi.
- Ceza sahası çizgisinden verilen frikikte sonuç getirmeyince 45+ da saçma bir penaltı ile Beşiktaş'ın golü geldi.
 - İkinci yarı tek kale oynayan Gençlerbirliği vardı sahada.
- Beşiktaş'ı çok zorladık özellikle kanatlardan.
- Beşiktaş defansif oyuncuları oyuna alarak iyice kapandı.
- Serkan Çalık'ın şutunda Rüştü'nün parmaklarına çarpan top üst direkte patlayarak hevesimizi kursakta bıraktı.
- Ermin Zec'in yokluğu çok hissedildi forvette.
- Artık son dakikalarda beraberliği kurtaralım diye 10 kişiyle Beşiktaş yarı sahasında kamp kurmuşken kontrataktan basit bir gol yedik.
- Thomas Doll sonrası Jedinak ve Murat Kalkan'ı çok beğendim.
- Murat Kalkan sol bekten ileri hücuma iyi destek verdi aynı pozisyonda iki kez Tabata'yı çalımlarla yere serince Tabata'nın tekmesinden kurtulamadı.
- Hurşut bireysel anlamda yetenekleri konuşturdu ancak Beşiktaş gibi takımlara karşı daha garanti oynamak lazım fazla bencil gözüktü.
- Smeltz'e biri Türk futbolunun, Avustralya gibi halı saha kıvamında oynanmadığını anlatması gerek.
- Kanattan yaptığımız bir çok ortayı Ersan Adem Gülüm ve İbrahim Toraman ikilisi başarılı bir şekilde savuşturdu.
- Maçın genel özeti Gençlerbirliği oynadı, Beşiktaş kapandı, hakem Beşiktaş'a çalıştı. 
- Yenilse bile güzel futbol izlemeyi seven biz taraftarlar için sonuç haricinde bu sezonun belkide en iyi maçıydı.

2010 - 2011 Sezonu 12. Hafta Maçımız ; Gençlerbirliği - Beşiktaş

Thomas Doll sonrası, eski yardımcı antrenör şimdi ise teknik direktör olan Ralf Zumdick ile güzel maçlar çıkaran Gençlerbirliği'ni ilk kez izleyeceğim.

Harbuzi, Zec, Curri, Mustafa Pektemek, Mehmet Akgün, Stewart gibi isimler yok bu maçta. Geriye ne kaldı diye sormak mümkün yalnız biz yine bu eksiklerle Galatasaray ile Fenerbahçe'ye 4 atan Ankaragücü'nü yendik. Tabi Thomas Doll'lu zamanlardı ozamanlar. Takımda ne gibi bir olumlu gelişme var bu maçta net görülür diye düşünmekteyim.

Beşiktaş şu aralar iyi değil. Gaziantep Bş. Bld takımına Türkiye Kupası maçında yenilmesi ile Schuster tartışılmaya başlandı bile. Moralleri ne kadar yerinde bilemiyorum. Yalnız bizim takımın yapacağı şeyler önemli. Ruhsuz futbol atak futbola dönüştüyse bu maç bizim açımızdan gerçekten farklı olacak. Birşey söylemek için erken olduğunu düşünüyorum. Maçı izledikten sonra Thomas Doll - Zumdick karşılaştırması da yakında blogda olacak.

2 Ekim 2010 Cumartesi

Yine 3-0...

Fenerbahçe deplasmanından beklenen şekilde mağlup dönüyoruz. Eksik oyuncular, bu sezon ki genel gidişat ve rakip Fenerbahçe olunca bekleniyordu bu sonuç aslında. Bütün bunlara bir de hakem faktörünü eklediğimizde sonuç ortada.

Aslında maç öncesi yazısında eksikliklerin sorun teşkil ettiğini söylemiştim ancak öyle bir takımız ki sağımız solumuz belli olmuyordu. Geçen sene ki İstanbul Belediye'nin oynadığı oyunun değişik bir versiyonunu biz oynuyoruz. Geçen hafta aynı kadroyla Ankaragücü'nü yenerken bu hafta ne olacağını bilemediğimi ama yüksek ihtimalle yenileceğimizin sinyallerini vermiştik. Maçın hakemi Fırat Aydınus da taktik gereği oynadığımız agresif futboldan yararlanıp 20 dakika boyunca her topa düdük çaldı. Goller gelipte maç 2-0 olduktan sonra tek düdük çalmadı benzer pozisyonlarda. Hatta LigTV spikeri bile ilk yarı sonlarına doğru "ilginç bir şekilde artık sert hareketlere müsade veriyor" gibisine bir cümle kurdu. Yenilgiye bahane bulmak saçma belki ama bu şekilde yenilmekte insana koyuyor. Maçtan sonra kimse Fırat Aydınus'u konuşmayacak, Türk hakemliği dendiğinde Cüneyt Çakırmış da Barcelona maçını güzel yönetmişte vs vs... Tek hakem üzerinden edebiyatlar yapılacak.

Neyse bizim takımdan bahsedecek olursak Fenerbahçe karşısında o kadronun oynadığı futboldan aslında o kadarda ümitsiz değilim. İlk 2 golde adam paylaşamayan defansımız Ankaragücü maçını arattı sadece. Kulusic'in ilk golde hatası büyüktü gerçekten ancak geri kalan hatalar biraz Thomas Doll'a ait diye düşünüyorum. Ankaragücü maçında rakibin havadan geleceğini iyi tespit edip uzun boylu defans oyuncularımızla etkisiz bıraktık ataklarını. Fakat Fenerbahçe havadan gitmek yerine hızlı adamlarıyla hücum edip ağır defansımızı delmeyi bildi. Buna daha iyi bir çözüm üretebilirdi Doll. Gelgelelim eldeki oyunculara bakınca kimi oynatırdın diye bana sorsanız bende birşey diyemem. Bütün bunların dışında oynamak isteyen bir Gençlerbirliği gördüm ben sahada. Eksiklerin giderileceği devre arasına kadar bu duruma biraz alışmamız gerekiyor sanırım. Ciddi bir şekilde Mustafa Pektemek'e ihtiyacımız var ve Jedinak'tan daha iyi olacağını düşündüğüm Michael Stewart'a.

Jedinak'ın ne yapmaya çalışarak kırmızı kart yediğini de anlamış değilim. Hakemin haklı olduğu tek noktaydı sanırım Jedinak'ı oyundan atmak. Sevindiğim bir durum oldu aslında haftaya yok nihayet. Soner Aydoğdu daha fazla forma şansı hakediyor. Topla buluştuğu zaman zarfında akıllıca işler yapmaya çalıştı. Özkan'ın ise zamana ihtiyacı var. Kalecilerin olgunluk döneminin 28 yaşından sonra olduğunu düşünürsek Özkan henüz 19 yaşında diye not düşersek neden zamana ihtiyacı olduğunu da açıklamış oluruz sanırım. Patiyo için hala umudum yok ama Serkan Çalık yavaş yavaş içimde bir umut ışığı doğurmaya başladı. Dediğim gibi oynamak isteyen bir takım görüntüsündeyiz ama bir süre eksik kadrolu halimize katlanmamız gerek. İkinci yarı kağıt üstünde fikstür bizden yana gözüküyor.

1 Ekim 2010 Cuma

2010 - 2011 Sezonu 7. Hafta Maçımız ; Fenerbahçe - Gençlerbirliği


Ligin yedinci haftası ile ilk İstanbul maçımızı oynuyoruz. Rakip bu sezon başlangıcında hayal kırıklığıyla başlayan ve toparlanmak isteyen Fenerbahçe. Kendi evlerinde oynayacakları bu maç onlar için kritik. Onlar için kritik olduğu kadar bizim içinde artık bir devamlılık sağlamak adına önemli bir maç. Deplasmanda olması ve hala eksiklerimizin olması bizim için herşeyi zora sokuyor.

Fenerbahçe'de Uğur Boral ve Özer Hurmacı bu maçta kulübede dahi duramayacaklar gibi. Bunun yanı sıra yeni transfer Stoch'un sakatlığı söz konusu. Gelen haberler yüksek ihtimalle oynamayacağı yönünde. Kritik bir diğer 2 isimse eski oyuncumuz Gökhan Gönül ile milli kaleci Volkan Demirel. Son saydığım 3 isim bizim için avantaj gibi gözüküyor yalnız belalımız Alex'in oynaması bile herşeyi alt üst etmeye yetebilir. Geçen sezon Alex'in oynadığı maçta yenilirken, Alex'in oynamadığı Ankara'da ki maçtan puan çıkarmayı bilmiştik. Alex her takımın korktuğu ama bizim takımın daha fazla korktuğu bir isim.


Orta sahada Jedinak'ın halini görünce maestro göreviyle Alex başımıza iş açabilir. Alex'i durdurabilecek tek faktör Aykut Kocaman. Yıldız isimle sorunlar yaşayan Aykut Kocaman, Alex'i oynatmaz ise rahat bir nefes alabiliriz. Yada geçen hafta ki tandemin harika oyununu üstüne konulmuş şekilde izlersek Gençlerbirliği'nde o zamanda rahat bir nefes alabiliriz. Fenerbahçe'nin defans bölgesi aksasa da bizim hücum gücümüz çok umut verici değil. Guiza'dan korkmayan bir ülke de yaşasakta artık Niang var ve açılmaya başladı yavaş yavaş. Geçen hafta 6 golden 2sine imzasını atsa da Niang, takımı eleştirildi. Herşeye rağmen onlar Fenerbahçe.

Bütün bunları toplayıp Gençlerbirliği'ni düşündüğümüzde umutsuz bir maç olacağını söylebilirim bizim açımızdan. Eksiklerin devam etmesi can sıkıyor. Bir de bütün bunlara sağı solu belli olmayan oyunumuz eklenince ne diyeceğimi bilemiyorum. İddiacılara tavsiyem uzak durun abi bu maçtan :). Birde büyük ihtimal kazanan kadro bozulmayacak ki İBB maçından sonra bozulmayan kadro Karabük'ten 3 yedi. Yine de tekrar ediyorum ne olacağımız hiç belli olmuyor. Güzel maç olsun yeter.

20 Eylül 2010 Pazartesi

Kandırıldık!

İstanbul belediye maçından sonra hayat belirtileri var yazmıştım Gençlerbirliği için ancak hepsi koskocaman bir yalanmış. Sahada futbol oynadığını iddia eden ama uzaktan yakından futbolla alakası olmayan bir takım vardı. Ankara'ya yakınlığı sebebiyle bir umut sezonun kendi adıma ikinci deplasmanında resmen Gençlerbirliği tarafından kandırıldık.

Öncelikle sahanın zemininden şikayetçi futbolcularımızın haklılık payı olduğunu söylemeliyim. Zemin gerçekten berbattı ancak oynanan oyunu saha zeminine yıkmak tamamen acımasızlık olur. Hatta acımasızlığı geçtim zeminin etkisi belki %10dur bu mağlubiyete. Karabük takımından başlamak gerekirse bas bas bağırdık Emenike'yi tutalım diye haliyle sonuç ortada tutamadık. Emenike gerçekten Türk futboluna yeni bir heyecan getirecektir. Emenike bu maçın adamıydı yanında ise Cernat önderliğinde orta saha ekibi iyi iş çıkardılar. Biraz daha becerikli isimler olsa farka da giderdi maç. Akıl almaz goller kaçırdılar. Kalecileri, Karabüğün en zayıf halkası. En yavaş topu bile elinden sektirmesiyle Hakan Arıkan'ın yabancı versiyonu gibiydi. Biraz sert ve düzgün şut atabilen adamımız olsa çok rahat geçebilirdik lakin şut bile atamadık doğru dürüst.

Bizim takımda ise Cem Can'ın geçen hafta biraz daha sağa yakın oynadığını bu sebeple adam kaçırdığını söylemiştim galiba yanılmışım. Cem Can bugün yerindeydi ve inanılmaz adam kaçırdı. Jedinak'ın aynı oyunu devam ediyor. 3 pas ardarda yapamadık. Haliyle orta saha düştü. Maç öncesi yazımda en çok korktuğum durumlardan biri buydu. En güvendiğim defans hattındaysa Mahmut dışında Curri ve Orhan çok kötü bir maç geçirdi. 3 kişi Emenike'den top alamadı desek durumun vahameti ortaya çıkacaktır. Özellikle Curri 2 golde müthiş hatalıydı. Defansta düşünce ileri mevki kaldı bize sadece bu da bizim maç boyunca taktiğimizdi az sonra onuda anlatacağım. Harbuzi'nin sakatlanmasıyla giren Oktay bir öyle bir böyle görüntüsüyle ikinci Burhan olma yolunda. Zec ve Smeltz sanırım takıma adapte olmada sorunlar yaşıyorlar. Yetenekli fakat takımdan kopuk oynuyorlar. Serdar'ın gollerin hiç birinde suçu olmadığına inanıyorum. Bir ara voleybol takımına dönme çabamız Cem Can ve Oktay'ın sarı kart görmesiyle sonuçlandı.

Maçın dönmeyeceği oyuna yeni giren Hurşut'un kırmızı kart görmesiyle kesinleşti. Neden gördüğünü bir türlü anlayamadım ama kötü sözden dolayı atıldığını düşünüyorum. Asıl umutsuzluğum size oyun taktiğini görünce oldu. Maç boyunca nasıl bir taktik anlayışıysa ileri Billy Mehmet'e top şişirip indermesini bekledik ancak kocaman bir hayal kırıklığı oldu. Oyunda kaldığı süre boyunca tek top indirdiğini gördüm. Bu kadar başarısızlığa rağmen inatla maç boyu bunu yaptık. Geçen yılda ki gibi ilk yarı kötü oyundan sonra ikinci yarı iyi oyun bekledim aslına bakılırsa bu maç. İkinci yarının başında santra yapar yapmaz ileriye yine Billy'e top şişirince takımdan umudumu ilk orada kestim. Billy çıktı inatla ileriye şişirme top atıldı. Bu konuda neden bu kadar ısrar edildi bir türlü çözemedim. Madem böyle isteğiniz vardı neden Kahe gönderildi? diye sorarlar adama.

Bir deplasmanda böyle üzücü geçti. Bu oyunla Ankaragücü karşısında işimiz çok zor. Benim şahsi olarak umudum sıfırın altında. Karabük'ün stadı o şehre yakışmıyor. Umarım tribünleri biran evvel yapılır ve isyanları diner. Bizi iyi dileklerle karşılayan Mavi Ateş'e selamlar olsun...
Related Posts with Thumbnails
Bu blog BloggerV.com üyesidir.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Bu Blogda Ara