Melih Gökçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Melih Gökçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2010 Salı

Elveda Ankaraspor!

Ankaragücü-Gökçekgiller'in ilişkisi, yönetim kurulu üyelerinin Ankaragücü ilişkisi derken, Türk futbolunda bir depremle küme düşürülmüştü Ankaraspor. Devam eden mahkemeler, itirazlar sonuç değiştirmezken bu sene Ankaraspor BankAsya'da ki tek Ankara takımı olarak Ankara'yı temsil etmeye hazırlanıyordu. En azından biz öyle biliyorduk.

Hukuki süreçte geçen olaylar nedendir, niyedir ben anlamam ama derdim bir Ankara takımının daha yok olacak olması. Yıllar yıllar evvel alt liglerde ne desteklerdik Ankaraspor'u. Ne hale getirdin o takımı be Melih Gökçek. Kaleci Habip Anapal'ın yıllarca kaptanlığını yaptığı, o genç Hürriyet Güçer'e gıcık gitmediğimiz zamanlar, forvet Birol, orta alanda Gökşin'i TRT'den izlediğimiz o takım. Aslında Süper Lig'e çıkıldığında belliydi takımın geleceği. Hızlı giden atın b.ku seyrek düşer derler o hesap. Birden ne oldum delisi oldu takım yıllarca yapılmayan yatırım yapıldı ve bir anda 28 yeni futbolcu alındı. Halkın su faturalarına koyduğu ekstra vergilerle yapmasaydı şu işi Gökçek daha da çok severdik Ankaraspor'u ama yetmedi birde bizim tesislerimize dikti gözünü. Ankaraspor'a şehrin girişlerine açtığı benzin istasyonlarıyla gelir sağlama çabaları için bir şey diyemeyiz ama bunları da diğer Ankara takımlarının hakkını yemeden yapsaydı daha sempatik olacaktı gözümüzde. Tüm bunlara rağmen Ankara'nın bir değeridir Ankaraspor. Belki bir alt lige düşürülmesi hayırlı oldu Gökçekler yeni oyuncağı olarak Ankaragücü'nü alınca lakin Gökçek Ankaragücü'nü bırakmadığı gibi hala daha Ankaraspor'un kaderiyle oynamaya devam ediyor.

Dediğim gibi hukuki süreçte ne yaşandı bilemiyorum ama Ankaraspor'un Bank Asya macerası başlamadan bitiyor. Tekrar federasyon üyeliğine kabul edilene kadar profesyonel liglerde Ankaraspor ismi tarih oluyor. Gökçek gözden çıkardı Ankaraspor'u diyorlar. Be adam niye bırakmıyorsun inatla şu takımı devretsene isteyen birine birşeyler yapsana hala ne diye uğraşıyorsunuz şu takımla, Ankaragücü yetmedi mi? Federasyon ile atışacağım diye Ankaraspor'u kurban seçen Melih Gökçek, futbol şubesini kapatma kararı alan Türk Telekom'dan sonra Ankara'nın bir diğer değerini daha tarihe gömmek üzere. Sıra kime gelecek merak ediyorum. Hadi Ankaragücü'nün arkasında asker var, MKE var da Gençlerbirliği'nin arkasında kimse yok.Bizden önce Ankara Demirsporuma gelmese sıra bari...

8 Şubat 2010 Pazartesi

Şimdi Biz Ne Yapalım?


19 Mayıs zeminin içine eden Ortak Girişim sayesinde Ankaragücü ve Gençlerbirliği'nin maçları, Yenikent ASAŞ Stadına alındı. Ankaragücü'nün maddi sıkıntılar yüzünden mali destek veremediği çimleri, Cavcav yaptırmıştı. Bir iddiaya göre (klasspor.com'un haberi) Cavcav cimriliğinden en ucuz çimi kullanmış ve bugün bu durumun yaşanmasına en büyük sebebi vermiş. Şimdi de bizi sürgüne, Ankara'nın merkezine 40 küsür kilometrelik yola, neredeyse Bolu'ya gönderiyor. Üstüne üstlük zaten taraftarımız yok diyerek yaptığı bir gafla birlikte.


Bu gafla ilgili yazıya ziggytheking'in yorumu teşvik etti beni birazda bu yazıya. Bu durum aslında Gökçekgillerin işine geldi. Zaten ASAŞ'a taşınmak için bahane arıyorlardı, buldular ve bulur bulmaz stadyumu sarı-laciverte bürümüşler. Stadı bu kadar sahiplenen takım Ankaragücü olunca haliyle iyice sığınıtı ve deplasman takımı gibi hissedeceğiz kendimizi. Şimdi taraftar olarak ne yapabiliriz diye düşündüğümüzde aklıma çok birşey gelmiyor. Daha doğrusu geliyor ama olmaz diyerek buruşturup çöpe atıyorum fikrimi. İngilizlerin futbolunu, kültürünü çok beğenirim. Ziggytheking'te İngilizlerden vermiş öreneği. Orda her zaman öncelik taraftardır. Takım böyle durumlarda zararımızı karşılaması gerekiyor. Ama gelin görün ki bizim başkanımız, 5000 tane maraton kombinesi sattığı taraftarını görmezden gelecek kadar alçalıyor. Bu adamdan hakkımızı almak için mahkemeye başvursak, haklıyken haksız duruma düşürürde donumuzu çeker alır diye korkuyorum. Kulübü buraya kadar getirirken geçen emeğini hakkını kimse inklar etmiyor ancak son dönemde yaptığı hataları, kulübü elimden alacaklar korkusuyla sürekli örtbas etmeye çalışıp daha beter hale sokuyor bizi.


Ankaragücü belediye kaynaklarını kullanıp otobüslerle götürdü taraftarını maça, ancak bize böyle bir uygulama yapılacak mı bilemiyoruz. Ayrıca bir maça gitmek için önce Ulus'a ordanda Yenikent'e toplamda 1.5-2 saatlik yolu kombineli taraftar çekmek zorunda mı? Hatta cimrilikten kırılınıp bir otobüse maksimum adam alma çabası gösterilirse vay halimize. Kaldı ki, Kızılay-Abidinpaşa gibi 15 dakikalık bir yolu eziyet haline getirebiliyor bu belediye otobüsleri. Bütün bu Ankara gerçekleri içinde oturup ağlayasım geliyor kimi zaman. Belediyemiz bir kötü adamın elinde, İki güzide kulübümüzün başında da, çok muhterem isimler var. Biri belediye başkanının oğlu, biri de yaşlandıkça ne yapmaya çalıştığını açıkçası kendisinin de bilmediğini düşündüğüm İlhan Cavcav. Ankara için gerçek zulümdür bence bu isimler. İşte bu kötü adamların yıllardır yaptıkları kötülükleri düşündüğüm sıra UltrasMovement blogunda bir haber gördüm.


Bulgaristan'ın Botev Plovdiv takımının taraftarları neredeyse bizimle aynı durumu yaşıyorlar. Bu stad konusunda değil belki ama oyuncuların takımdan ayrılması bizimle çok benzer bir durum. Tabi en büyük benzerlik yönetimsel. Taraftarlar, kulüplerinin bu yönetim altında iyice oyuncak olduğuna inanıyorlar. Artık canlarına öyle tak etmiş ki federasyona deklarasyon yayınlayarak, çok sevdikleri kulüplerinin amatör lige düşürülmesini ve armalarının gerçek sahiplerine yani kendilerine bırakılmasını istemiş. İşte marka kalitesi artmış bir ligde böyle rezil bir stadyum sorunu çekiyoruz. Kombineliyiz ama 4o km uzaklıkta bir stada sürgün ediliyoruz. Yönetim takımla ve taraftarla resmen dalga geçercesine işler yapıyor bizi görmezden geliyor.


Şimdi sorarım sizlere, bizler Gençlerbirliği taraftarı olarak ne yapalım?


Ayrıca bakınız;



8 Ekim 2009 Perşembe

Ankaraspor'a Dair


İlgimi çeken haberlerden biri Melih Gökçek'in şike ihbarında bulunuşu oldu. Tahkim kurulu toplantısında, İlhan Cavcav'dan belediye adına un aldığını, Ankara'daki metro projelerinden birini Fenerbahçe başkanvekili Nihat Özdemir'in yaptığını, Yıldırım Demirören'in gaz istasyonlarıyla ilgili sıkıntısı olduğunda belediyeye gelip kendisiyle görüştüğünü iddia etmiş. Bu takımlarla da ilişkim var o zaman onlara da ceza verin dercesine bir sitem tabiki.


Belki haklı isyan etmekte ama durum aslında böyle ilişkiler yüzünden değil ki sayın Gökçek. Aynı takım diye Hacettepe-Gençlerbirliği ilişkisini yıllardır dillendiriyor bir çok kulüp başkanı ancak hiçbiri bu durumu kanıtlayabilmiş değil. Bunun nedeni ise iki kulübün yöneticileri iş hukuku olarak birlikte çalışıyor olsalar bile hiçbiri bir diğer kulübün üyesi yada hissedarı değil. Melih Gökçek sanırım bu durumu unutmuş. Derse ki şu yöneticinin de Ankaraspor'da hissesi var o zaman belki haklı bir itiraz olabilir. Belediye ile olan ilişkisini kesmek için bu takımın adı Ankara Büyükşehir Belediyespor'dan Ankaraspor'a çevrildi zaten şimdi işe birde belediye proje ortaklarını katıp ortalık karıştırmak biraz garip olmuş. Son çırpınışlar gibi geldi bana.


Ancak federasyonun kararını da desteklemiyorum sezon sonuna yaklaşıldıkça, yavaş yavaş düşme korkusu hisseden takımlardan sesler gelmeye başlayacaktır. Federasyon bir yandan Ankaraspor baskısı, bir yandan sezon sonunda bu takımların baskısını nasıl kaldıracak bakalım? İşin içine birde FIFA girsinde seyreyleyin o zaman bizim ligi. Ancak kararın yine bir Afrika yolculuğumuzu belirleyecek milli maç döneminde gelmesi bana çok çok daha ilginç geliyor.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Ankara Futbolunda Koltuk Sevdası!


Beklenen karar açıklandı ve tartışılan Ankaraspor'un geleceği nihayete erdi. Ankaraspor küme düşürüldü. Bütün futbol bloglarında ve sitelerinde tartışılan bir konu elbet bu yüzden benim asıl sormak istediğim Türk futboluna getirileri, götürülerinden ziyade Ankara Futbolu!


Tabiki bu kararda federasyon kadar suçlu birazda Gökçek ailesi bana kalırsa. Zaten Ankaraspor'a baştan beri sıcak bakamamın nedeni bu ailedir. En başta Ankaragücü'nü ele geçiremeyince hırs uğruna bu takım süper lige çıkarılmış eyvallah. Ankaramıza bir takım daha kazandırılmış çok güzel ki belirtmeliyim Ankaraspor bir alt ligde mücadele ederken çok takip eder ve desteklerdim (Kaleci Habip filan vardı o kadro). Ancak daha sonra kaynağı nerden belli olmayan paralarla o kadrodan sadece Hürriyet tutulup 28 oyuncu alınınca bende de bir soğuma başlamıştı. O dönem Chelsea'ye ve içinde bulunduğumuz dönemde de Manchester City'e de besliyorum o duyguları anlamışsınızdır sanırım. Ancak bu adam şimdilerde Ankaragücü'nün başında ve bu yüzden ciddi biçimde endişelerim var, Ankaraspor neyse de aynı şeyler ezeli rakibimiz olan hemşerimin başına gelirse diye çok korkuyorum. Hele ki 100. yılında vaziyet ortadayken içim içimi yemekte. Ankara futbolu umarım iktidar hırslarına yenilmez. Yoksa bu koltuk sevdası hem Ankaragücü'nü, hem Gençlerbirliği'ni yakar! (bkz. Cavcav-Gökçek A.Ş.)


Bir diğer üzüldüğüm konu ise futbolculardı. Onlarada 15 günlük transfer süresi tanınmış, ayın 7'si yani bugünden geçerli olmak üzere. Ama uzun zamandır maça çıkmayan ve antremanlarla duran futbolcular söz konusu, ayrıca kadrosunu kurmuş istikrarı yakalamış takımlarda ne kadar tercih edecek bu futbolcular büyük muamma. Yerliler alt liglere ve ligmizin dibe demir atmış takımlarına gidebilecek olsa bile yabancı kontenjanı yüzünden Ankaraspor'un yabancıları daha mağdur olmuş durumdalar. Allah futbolcularada kolaylık versin.

11 Eylül 2009 Cuma

Oyuncuların Emeklerine Yazık!




Ne kadar sıcak bakmasamda, Ankaraspor'a şu aralar biraz haksızlık ediliyor gibi hissediyorum. 3 günlük ihtar sonunda takımı satmayınca Gökçekgiller, federasyon bu haftasonu oynanacak Kayseri maçını iptal etmiş şimdilik. Maça gitmek için otobüse binecek oyuncular gelen bu haberle evlerine geri dönmüş diye yazıyor spor sitelerinde. Biraz ağır bir karar, futbola gölge düşmesini istemiyorlar anlayabiliyorum ancak Melih Gökçek'e bu sefer hak verdim.

Melih Gökçek son açıklamalarının birinde "3 günde elma, armut mu satıyorsunuz?" diye bir cümle sarfetmiş. Sanırım Melih Gökçek'in ağzından duyduğum en doğru tek cümle. Herşey bir yana federasyon gölge düşmesini istemiyor liglere ancak bu olay da oldukça gölge düşürüyor. Her zaman tekrarlıyorum acaba ünlü Alman teknik adam Jürgen Röber bu olaylar ışığında ne düşünüyordur. Bana kalırsa alınacak ilk kötü sonuçta bir daha dönememek üzere bavullarını toplayıp kaçacaktır. Kaçmak ağır oldu aslında, sanırım bende onun yerinde olsam aynı şeyi yapmayı düşünürüm, biraz haklı olarak gidecek bana kalırsa. Sonrasında bu adamın Türkiye'yi nasıl iyi anlatmasını, Türk futbolunu nasıl güzel anlatmasını bekleyebiliriz ki? Teknik adamın dışında hadi Ankaragücü'ne geçen futbolcular kurtuldu ya Ankaraspor'da kalan futbolcuların emeklerine ne olacak peki? Onları yok sayıp böyle bir işe girişen Ankaraspor yönetimi de suçlu ama federasyon bu kararı alırken biraz daha düşünerek almalıydı. Artık iyiden iyiye Afrika'ya gidememenin verdiği üzüntüyle gündemi böyle değiştirmeye çalıştıklarını düşünmeye bende başladım maalesef.

Gökçekler iki takımın altından kalkabilecekler mi bakalım? Pek zannetmiyorum, zaten Melih Gökçek bu lige 2 Ankara takımı yeter diyerek Ankaraspor'un gidişini önden haber vermiş gibi gözüküyor. Takıma başta dediğim gibi sıcak bakmıyorum ancak oyunculara çok üzülüyorum daha doğrusu emeklerine. En çokta en sevdiğim Türk kaleci olan olan Gökhan Tokgöz'e üzülüyorum. Açıklama yapmış otobüsten geri döndürülmeleriyle ilgili, "Gökçekler yaş tahtaya basmaz" diyor. İnsan biz de sembol olmuş birinin bizden gitmesine, gittiği yerde de bu konuma gelmesine üzülüyor işte. Ah Ulubatlı Ah dönsen yine bize keşke.

8 Eylül 2009 Salı

İşte Melih Gökçek'in Müthiş(!) Futbol Bilgisi


İlhan Cavcav'ın sorunlu açıklamasından sonra, Melih Gökçek'ten de sorunlu bir açıklama geldi. Dün akşam Kanaltürk'de Serhat Ulueren'in programına çıkan Melih Gökçek, futbol ile ne kadar ilgisiz olduğunu kanıtlayan ve birbiriyle çelişen sözler söyledi. Özellikle bizi ilgilendiren kısmı ise Melih Gökçek'in Ankara'nın taraftar istatistiğini çıkarması kısmında oldu. İşte Melih Gökçek'in ilginç sözleri şöyleydi:


"Ankara'da taraftarların yüzde 90'ı Ankaragücü, yüzde 7'si Ankaraspor, yüzde 3'ü ise Gençlerbirliği taraftarı. Ankaraspor'un Gençlerbirliği'nden daha çok taraftarı var."


Melih Gökçek'in konuyla ne kadar alakasız olduğuna şaşırmış olacak ki Serhat Ulueren "yapmayın Sayın Başkan, Gençlerbirliği'nin taraftarı Ankaraspor'dan daha fazla değil mi?" dedi. O bile durumun farkında. Ankaragücü taraftarının sempatisini kazanmak için söylenmiş saçma salak, araştırılmadan söylenmiş bir cümle. Eğer Gökçek kendisinden bedava bilet isteyenleri, eline bakanlara ve afedersiniz kendisine yalakalık yapanları falan söylüyorsa o zaman bu istatistik doğru olabilir. TSYD kupasının ASAŞ stadında oynandığı maçlara gelenler ya da izleyenler çok iyi bilir, o dağın başındaki stadda yüzde 3 dediği Gençlerbirliği taraftarı, daha fazla olduğunu iddia ettiği ve kendi evinde taraftarı daha çok olması beklenen Ankaraspor taraftarından(!) daha çoktu. Zaten Ankaraspor taraftarının kimler olduğu da çok iyi biliniyor. Ankaragücü tribününden kopup, para karşılığı amigoluk yapan isimler daha çok dediği sözde Ankaraspor taraftarı. Lig maçlarında,özellikle ASAŞ stadında, o uzak stadda oynanan maçlara bir bakılsın özetlerine, görüntülerine kimin sesi duyuluyormuş. Ankaraspor'un mazisi, geldiği yer neresi ki taraftarı olabilsin. Ayrıca Ankara'nın nüfusu 4 milyon ve gerçek Ankara'lı çok çok az. Acaba Sayın Gökçek biliyor mu ki Ankara takımlarını tutan insan sayısı kaçta bunları söylüyor. Üstüne Ankaragücü formasını giyince asarım keserim triplerine giren ve asıl takımları üç İstanbullu'dan biri olan kişileri çıkardığımızda bizden daha fazla olsa da Ankaragücü'nün de taraftarı azdır (diğer takımlara göre tabiki). Maalesef Ankara'dan bu kadar uzak bir adam Melih Gökçek. Taraftarımızın sayısı azdır lafına çok alıştık ama Ankaraspor'un taraftarının çok olduğunu iddia etmekte saçmalık ve zırvalıktır. Belediyecilik anlayışı, sanırım bu kadar iyimser düşündüğü ve hayal dünyasında yaşadığı için bu kadar kötü, yaptığı her icraati dünya harikası görüyor, laf söyletmiyor ya bu olayda ona benziyor.


Zaten fazla duramadı hemen kendi dediğiyle çelişti Gökçek. Önce Ankaraspor'un başarısızlığını seyirci bulamamasına bağladı. Gençlerbirliği maçına geldin mi diye sorarlar adama.Gençlerbirliği Maraton tribünün her maç ne kadar olduğunu hiç gördün mü? diye ikinci soruyu patlatırlar. Hadi biz Ankaraspor'dan azız Sayın Gökçek, siz taraftarsızlıktan başarısız oldunuz da bizim UEFA döneminde bugünden daha çok taraftarımız mı vardı da siz daha "annenizin liginde oynarken" biz Türkiye'yi, Başkent'i başarıyla temsil ettik. O stad ozamanlar full çekiyordu Sayın Gökçek. Futbola bu kadar ilgisizsiniz işte. Biz Ankaraspor'dan az(!) taraftarımız ile bunları yapabiliyorsak, sizin bu vaatlerinize göre neler neler yapmanız gerekiyordu. Başkalarına sevimli görüneceğim diye kendinibilmez ve çelişkili açıklamalar yapıyor Sayın Gökçek.


Gelelim 2. bombaya, diyor ki engin görüşüyle Gökçek;


"Ankara'ya 3 takım fazla... İstanbul'da 3, Ankara'da 2 takım bulunmalı (Ankaragücü-Gençlerbirliği)"


Şimdi madem 3 takım fazla ve taraftar bu futbol oyununun vazgeçilmezi, Ankaraspor'un bizden daha çok taraftarı varmış ya neden onlar değil biz hakediyoruz bu ligi? Ne kadar basit ve sevimsiz açıklamalar. Doğru bu ligi hakediyoruz Ankaraspor'dan daha fazla ama hakediş nedenlerimizi de söylemeli Sayın Gökçek. Demeli ki Gençlerbirliği Cumhuriyet ile yaşıt, köklü bir kulüp, geçmişten bu yana özünü koruyan bir taraftar profili var, kültürü var, Gençlerbirliği bu ülkenin gururudur, rengidir, Türk futboluna herşeyiyle çok şey katmıştır. Ankaraspor gibi benim kiralık adamlarımca desteklenmiyor. Kendisiyle çelişen bir adamın, Futbolun "F"sinden anlamayan bu adamın Ankara'nın büyük bir değeri olan Ankaragücü'ne el atması beni çok korkuttu. Allah vermesin Ankaragücü'nden umduğunu bulamazda bize el atarsa diye çok korkuyorum. Cavcav'ın niyetide niyet değil zaten. Ankaraspor-Ankaragücü davası görülüyor oradan bile bize pay düşüyor ilginçtir burada neyi savunuyorum bu futbol bilgisinden yoksun adama karşı. Artık Ankaragücü'nü neden istediği çok açıktır bu adamın. Tek derdi iktidar.


Gökçek'in bu açıklamalarını kaale aldığım için tartışmadım bu kadar. Sadece olayı dışarıdan izleyenlere, bu adamın ne kadar yoksun bir futbol bilgisi olduğunu göstermek amaçlı yazdım. Umarım dediği gibi 5-10 yıl içinde şampiyon bir Ankaragücü yaratabilir. Ama bu futbol bilgisiyle ilerleyen zamanlarda bahaneler ardı ardına gelecektir diye düşünüyorum. Bakalım Ankaragücü'nü kontrol altına aldıktan sonra ki hedefi neresi olacak. Bana kalırsa "tükürürüm böyle federasyonun içine" deyip belediye başkanlığından sonra Futbol Federasyonu başkanlığına soyunacak. Allah korusun!!!

7 Eylül 2009 Pazartesi

Ankaragücü Sorunsalı ve İlhan Cavcav'ın Açıklamaları

İlhan Başkan tam bir siyasetçi. Futbolda değilde siyaset içinde olsa, hatta başbakan olsa nasıl olur diye düşünmeden edemiyorum bazen. O kadar ilginç bir adam ki, söyledikleri iyi niyetli mi yoksa alttan alttan vuruyor mu? tam bir muamma. Günlerdir tartışıla tartışıla bitirilemeyen Ankaragücü-Ankaraspor arasındaki transfer ve yönetim değişikliği (ya da kamuoyunda ki diliyle "birleşme") konusunda İlhan Cavcav'da bir açıklama yapmış. Şu aralar biz Gençlerbirliği taraftarlarının yeni gündemi oldu, açıklamasındaki sözleriyle Cavcav.


Açıklamasının temelini Ankaragücü-Ankaraspor sorunsalı oluşturuyor. Federasyonun verdiği 3 günlük ihtarnameyi az bulmuş Başkan ve diyor ki en az 15 gün verilmeli. Ayrıca belediye destekli kulüpleri desteklediklerini söylemiş İlhan Cavcav. Federasyonun verdiği süre ya da ihtarın az olması olmaması konusunda pek bir yorum yapamayacağım, yönetim işlerinde pek bulunmadığımdan ancak bir kaç sene evvel sürekli olarak Melih Gökçek ile ilgili sorunlar yaşayan İlhan Cavcav'ın verdiği destek ilginç geldi bana. Zamanında Turgut Özal Atatürk Orman Çiftliği arazisinin bir kısmını tesis yapmamız amaçlı bize kiralamıştı ve yakın zamanda Melih Gökçek bu araziyi elimizden almaya kalkmıştı, imar izni gibi şeyler bahane ederek. Sadece bize değil, aynı sorunu Ankaragücü'ne de yaşatmıştı Melih Gökçek. Cemal Aydın ve İlhan Cavcav'da elele verip, bakan bakan dolandılar o dönem ve sonunda tatlıya bağlandı mevzu. Mevzu'nun tatlıya bağlandığı sıralar olmuştu sanırım Mehmet Çakır transferi ve hala ne kadar alındığını bilmiyorum ben o transferden. Sudan ucuza gitti gibi haberler çıkmıştı. Ayrıca Ankaraspor'un lige çıktığı ilk dönemlerde yaptığı o 28 oyuncu transferinden sonra da ayaklanmamış mıydı Cavcav? Belediye kaynakları tek yere kullanılıyor diye yılların küskünleri Cemal Aydın ve İlhan Cavcav yine kolkola açıklamalar yaptılar.


Bütün bu yaşanmışlıklar varken şimdi belediylerin desteklediği takımların olmasını destekliyoruz diye açıklama yapmak biraz ilginç gelsede,bu durum bir çıkar ilişkisinin olma ihtimalini kuvvetlendiriyor. Sadece Ankara takımına destek olmak amaçlı yapılmış bir haraket desem işte bu destekleme açıklaması kafamı karıştırıyor ister istemez. Yine de sadece bir Ankara takımını destekleme amaçlı yapılmış bir açıklama ise bende sonuna kadar hak veririm. Aslına bakıldğında belediye kulüplerinin gereksizliği tartışıldı yıllardır, bana kalırsa da bu tarz kulüplerin olmasından çok belediyelerin mevcut takımlara destek vermesi daha olumlu bir hareket. Bu yüzden Ankaraspor'un kapanıp Ankaragücü bünyesi altına girmesi dışarıdan bakıldığında güzel bir durum ancak Melih Gökçek'in bu davranışının takım sevgisinden çok iktidar hırsından dolayı olduğunu düşünüyorum ve bununda Ankaragücü'ne getireceği yararlar konusunda ciddi şüphelerim var. Yılan hikayesine döndü herşey resmen. Ankaraspor ile Ankaragücü'nü aynı aile yönetiyor diye verilen 3 günlük süre zarfında Melih Gökçek'in şirket olan Ankarapor A.Ş.'yi Rus yada Arap sermayesine satmak istediği de söyleniyor. Genel görüntüye baktığımızda gerçekten oldukça çirkin bir tablo var ne yazıkki. Yapılanların hangisi şu sıralar çok geride olan Ankara Futbolunu ilerletmeye yönelik çözemedim. Aksine bir durum varmış gibi duruyor, bana göre futbolun saflığı kalmıyor böyle bir durumda ve endüstriyel futbol acı acı giriyor Ankara'nın kanına, bunun yanında iktidar kavgaları ve ligden düşürülme mevzuları derken Ankaragücü'ne kaydırılan Ankaraspor'lu oyuncuların ardından Alman Teknik adam Jürgen Röber'in yaşadığı şok bütün bunlar Türk Futbolunun referansını kötü etkiliyor. Bir Gençlerli olarak Ankaragücü'nün durumunu değerlendirmek bana düşmez tabi ve Cavcav'ın dediği gibi Ahmet Gökçek'in başkanlığını, Ankaragücü'nün esas sahipleri olan taraftarları kabulleniyorsa, memnun iseler bir sorun yok. Diyebileceğimiz sadece Ankaragücü'ne hayırlı olması ve bir an evvel bu durumun hallolması. Bütün sezon Hacettepe-Gençlerbirliği takımlarının aynı ligde oynamasına ses çıkarmayıp, küme düşme korkusu yaşayınca atıp tutan Denizli başkanı Ali İpek'e de güzel malzeme çıktı, sezon sonu Denizli kritik duruma gelirse kullanır durur artık bu durumu. Bu tarz söylemlerle de kirletmemek adına bu sorunun bir an evvel giderilmesi herkesin tek isteği sanırım.




Bu Takım Kimin?

Gelelim Gençlerbirliği taraftarlarının asıl gündem konusunu oluşturan açıklamalarına Sayın Başkanın. Başkan laf arasında aynen şu cümleleri sarfetmiş:

"Sayın Gökçek'e çağrıda bulunuyorum; Gençlerbirliği'nin bir kuruş borcu yok. Borçsuz olarak kendisine bu takımı verelim. Borcu olmayan bir kulüp olduğunu ifade etmeme rağmen Gökçek, Ankaragücü ile yakından ilgilendi."

Taraftarlar haklı olarak bu cümlelere tepkisini koyacaktır. Her ne kadar açıklamanın Ankaragücü'ne destek amaçlı söylenmiş sözler olarak çevrilebilme şansı varsa da Cavcav'ın biraz daha dikkatli olması gerekirdi bu sözleri söylerken. Cavcav'ın neden sözleri dikkatli söylemesinin gerektiği aslında yine kendi açıklamaları içinde gizli. Gençlerbirliği'de Ankaragücü gibi bir dernektir. Herhangi bir sahibi yoktur şirket gibi, haliyle bu takımı size verelim tarzı açıklamalar yaparken taraftarın "kimin malını kime veriyorsun?" itirazı kadar normal birşey de olamaz diye düşünüyorum. Kulübün bir borcu olmadığını bütün ülke biliyor ve bunun yanında da nakit para konusunda en rahat kulüp olduğumuzda herkesçe bilinmekte, durum böyleyken herhangi bir zengin kişiden yardım istemek ne demektir bu da ayrı bir sorun. Transfer yapabilecek gücümüz varken yapılmıyor ve sonrasında Melih Gökçek'e çağrıda bulunuluyor. Heryerde "yerime bakabilecek birini bulursam anında bırakırım bu koltuğu" şeklinde açıklama yapan sayın Cavcav'ın kulübü yöneticilik konusunda parası olan kimseden farkı olmayan Melih Gökçek'e devretmeye çalışması kendisiyle çelişmesidir. Bu kulüp Gençlerbirliği'lilerindir ve gelen yönetici seçimle gelir, seçimle gider. Gerçek Gençlerbirliği'li Atilla Aytek gibi bir yöneticiyi kulüpten attırıp ardından da "benden daha iyisi henüz yok" diye açıklama yapan Cavcav'ın kulübü Melih Gökçek'e devretmek istercesine yaptığı bu açıklama abesle iştigaldir. Parasal olarak çok büyük katkıları olmasa bile bu işi gönülden yapacak ve takımı gerçekten sahiplenecek bir yönetim kadrosuyla yönetecek isimlere bırakmak yerine her fırsatta bu isimleri baltalamak yerine destek verseydin ya sayın başkan şimdi nereden çıktı Melih Gökçek'e çağrıda bulunmak. Tabiki mevzu Melih Gökçek'e çağrı değil. Mevzu "kulübü verelim" sözleri. Gerçek Gençlerbirliği'li insanların yönetimden uzaklaştırılıp, yerlerine plakalarında GS veya FB harflerini taşıyan yöneticileri kulübe dolduran Sayın Cavcav'ın bu sözleriyle takıma nasıl baktığı açıkça belli oluyor. Takım 3. ligdeyken fabrikanın kasasını açıp bu takıma yardımda bulunduğunu asla unutmadık Sayın Cavcav'ın, bu takım üstünde tartışmasız çok büyük emekleri ve hakkı olan bir insandır Sayın Başkan ancak takımın kendisine belli bir borcu olsada gerek maddi, gerek manevi, bu takımın asla kendisinin olduğu anlamına gelmez. Melih Gökçek'in bizimle değilde Ankaragücü ile ilgilenmesinin sebebi çok açık bir şekilde taraftar potansiyeli olan Ankaragücü'nü alıp iktidarını kuvvetlendirmek isteme çabasıdır. Cavcav açıklamalarında Ankaragücü taraftarının memnuniyetinin göz önüne alınması gerektiğini söyleyebilmiş ancak bizi ilgilendiren açıklamalarını sarfederken memnuniyetimizi hiç düşünmeden konuşmuş. İzmir takımlarının halini gördükçe Ankara takımlarının birbirine bu tarz destekler vermesi önemli ancak Sayın Başkan'ın bizimle ilgili sözler söylerken biraz daha dikkatli konuşması gerek.
Related Posts with Thumbnails
Bu blog BloggerV.com üyesidir.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Bu Blogda Ara