1 Eylül 2009 Salı

Four-Four-Two'ya Bir Eleştiri!


Anadolu futboluna en çok yer ayırdığını düşündüğüm dergi Four-Four-Two'dur. http://anadoludanfutbol.blogspot.com/ adresinin sahibi Hüseyin Ataş dostum, kısaca bu ay ki sayıyı özetlemiş blogunda. Bende okuduğumda röportaj yapılan isimler arasında Thomas Doll'u görünce yakın zamanda almak lazım diye düşündüm. Bugün fırsatım oldu dışarıya çıktım ve bir kitabevine girip aldım dergiyi. Dergiyi genel itibariyle beğendim, hoş bir sayı yapmışlar her zamanki gibi ancak takıldığım bir kaç eksikliği eleştirmek amaçlı yazdım bu yazıyı.


Gözüme çarpan eksiklik beni biraz sinirlendirdi aslında. Bu blogun açılış amaçlarından biri olarak "taraftarımızın olmadığını düşünen zihniyetlere bizde varız!" demekti ve mücadelesini veriyorum hala. Tamam Four-Four-Two ekibinin blogumdan falan haberdar olmalarını beklemiyorum ancak bazı yazıları yazarken araştırın yahu. Derginin yanında verilen "2009-10 Sezon Rehberi"nde beni sinirlendiren yanlışlık. Gençlerbirliği'ne 1 sayfa ayrılmış ve gayet güzel takım analizi yapılmış. Başta takıma Tomas'ın katkı sağlayacağı söylenmiş, buna pek önem vermedim ne de olsa yazının yazıldığı tarihlerde bu haber geçmiş olabilir diye düşündüm falan ama daha sonrasında takımın zayıf yönlerinin yazıldığı paragrafta ki analize takıldım. Zayıf yönlerinde "taraftarın yokluğu" deniyor. Anlıyorum bir üç İstanbullu kadar stadı dolduramıyoruz belki ama maraton tribününe giren 5 bin kişi de yok sayılır mı? el insaf be yazar! Yıllarca tutturmuş insanlar taraftar yok diye. Var kardeşim var. Her maç maraton doluyor işte var taraftar. Herkes hoplayıp zıplamıyor diye mi yok sayılıyoruz anlamıyorum ki?


Hadi diğer takımlarla karşılaştırma yapıldı da ona istinaden yapıldı bu yorum, hadi anladık diyelim. Peki sonrasında gelen 60 TL olan kombinelere rağbet eden yok nedir yahu? Eski sezonlar ile bu sezon satılan kombine sayıları karşılaştırılmış mı? Kaç tane satıldığı öğrenilmiş mi? Bu yorum nedir? Ben kombine almaya kulübe gittiğimde satan elemanlar yoğunluktan bunalmıştı varın gerisini siz düşünün. Taraftar ile yapılan diyalogda "beklediğimizden çok daha fazla ilgi oldu" diyorlardı. Ankara'da taraftar potansiyeli daha fazla olan Ankaragücü'nden -Vassell'e rağmen- daha fazla kombine sattığımız haberleri çıktı. Bu haberlerde Ankaragücü'nün 500'de kaldığı söylenirken bizim 5500 kişilik tribünden 2443 tane kombine sattığımız yazıyordu. Beşiktaş maçından önce çıkan bu haberden sora Beşiktaşlılar kombine almasın diye satışlar dahi durdu. Şimdi yeniden başladı ve hala almaya giden, isteyen bir çok arkadaşım var. Madem yapıyorsun bir araştıma zahmet et bir telefon aç bari de sor kulübe ne alemde diye. Bu verilere rağmen hala rağbet yok deniyorsa artık diyecek bir lafım yok. Bırakın klişeleri, adımız çıkmış dokuza inmez sekize hesabı, tutturulmuş bir yol Gençlerbirliği denince yapıştırıyorlar hemen yaftayı. Zaten böyle bir araştırmadan yazılmış durumu "Patiyo" için "büyük takım canavarı" denilmesinden belli. Patiyo geçen sene Hacettepe forması altında Beşiktaş'a bir gol attı diye canavar oldu. Bu sene yada geçen sene Beşiktaş maçı dışında kaç maçı seyredilmiş acaba. Ben futbolcu bile değil diyorum, sen koskoca dergiye yazı yazıyorsun az buçuk bak araştır ya.


Bu konular dışında takımım adına eleştirebileceğim bir nokta yok. Genel anlamda da ufak bir göz gezdirdim başarılı buldum dergiyi. Yalnız ekteki bu durum canımı sıktı. Ben burda taraftarımız olduğunu ispatlamak adına mücadele verirken, böyle araştırmadan yazılan bir yazı benden daha çok kişiye ulaştığı için kamuoyunda ki genel yargı yeniden bozulabiliyor. Bu yazıyı yazma gereği sırf bu yüzden duydum. Yoksa Patiyo'ya canavar demişsin, Messi'den iyi demişsin, berbat demişsin farketmez, kendi görüşündür der geçerim. Kötüledim gibi algılanmasın yine de, sadece bi şekilde beni ve bu dergiyi okuyan Gençlerbirliği'ne uzaktan bakan insanları kaybetmemek adına, kafalarında oluşabilecek yanlış düşünceyi silmek adına ve belki bu dergi yazarlarına ulaşırsa bir şekilde bu yazı hatalarını görürler umarım diyerek yazdım. Bir kaç iyi yönünden de bahsedeyim hatta düzeltmeler yapayım. "12. ADAM" kısmında bir taraftarımıza sorular sormuşlar, burada "taraftarın sevgilisi" kısmına Cem Can demiş. Hiç görmedim Cem Can'ı taraftar arasında sevgili yapabilecek bir durum, belki benim eksiliğimdir ya Cem Can gerçekten sevgilimiz bile olsa şu sıralar yerini "Harbuzi"ye kaptırdı desem yalan söylememiş olurum :). "Kulüpte değişmesini istediğiniz şey?" sorusuna verilen cevabı da oldukça güzel bir tespit olarak buldum, hak verdim ve hoşuma gitti. Cevabında "Taraftarın tavsiyeleri daha dikkate alınmalı" demiş. Sırf buradan bile artık sesimizin çıkmaya başladığını ve doğruları söyleyen bir Gençlerbirliği taraftar potansiyelinin olduğu görülüyor. Neyse burada keselim artık yazıyı, ana dergide bir de Thomas Doll röportajı var çok hoşuma gitti ancak bu ayın sonunda yazmak daha uygun olur, dergiyi yapan insanların emeklerine saygısızlık olmasın, alacak olan Gençlerbirliği taraftarlarının "benim için önemli yer burasıydı" deyip benim yüzümden almamazlık etmelerini istemem. Hata da yapsalar bu dergiyi çıkarmak gerçekten çok büyük emek gerektiren bir iş.

Saygılarımla.

6 yorum:

Ali Ece dedi ki...

Sevgili Gençay ve diğer alkara arkadaşlar,
Eleştirilerinizi saygıyla karşılıyorum, haklı olduğunuz noktalar var. Ancak bu sayede nihayet Gençlerbirliği söz konusu olunca kimle muhattap olmamız gerektiğini anlamış ve sizlerle tanışmış olduk. O yazıları yazmakla görevli olan arkadaş ve görüşlerini aldığı taraftarı sizden daha doğru şekilde değerlendirecek birisi olduğunu sanmıyorum. Bu vesileyle en başta blogunuzu tanıtmak için 500 vuruşluk bir tanıtım yazısı bekliyoruz
Saygılarımla Sevgilerimle
Ali Ece
dinarbandosualiece@gmail.com

Gençay Ergez dedi ki...

İlginiz için çok teşekkür ederim. Blogum ile ilgili tanıtım yazısını en kısa zamanda mailinize göndereceğim. Derginizi çok severek takip ediyorum ve az da olsa Gençlerbirliği haberleri yada Gençlerbirliği ile ilgili şeyler görmek hoşuma gidiyor ancak takdir edersiniz ki bu tarz yazılar görünce üzülüyor insan ister istemez. Ama dikkate aldığınız için tekrar tekrar teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

bir adanasporlu olarak gençlerbirliğini ve taraftarını kendi takımıma çok benzetirim,taraftar kitlesi kendine hastır,asildir futbolu iyi bilir ve takımını sorgular,hiçbir zaman reklamını yapmaz,taraftar kitlesinin karakteri takımada yansımıştır,şehrin diğer takımı popülerdir ama ankarayı en iyi gençlerbirliği temsil eder..iyi ki Türk futbolunda varsın iyi ki başkentte varsın..bırak Türkiye yi avrupada bile başkenti en iyi sen temsil ettin..yolunuz açık olsun alkaralar

Gençay Ergez dedi ki...

Adanasporlu kardeşim bu güzel sözlerin için taraftarlarımız ve takımımız adına sana çok teşekkür ederim. Sizlerde iyi ki varsınız. Bu ülkenin futbol renklerisiniz.

Hüseyin Ataş dedi ki...

Adanaspor ve asalet biraz ilginç bir eşleşme olmuş...

Adanaspor kapanırken itiraz eden protesto yapan toplam 20 kişi vardı...

Yılmaz Vural vaktinde ''biz adanaspor'a sahip çıkıyoruz adanasporlular nerede...?'' diye açıklama bile yapmıştı.

Velhasıl iyi günde çoğalan kötü günde yok olan bir taraftar profili ve asaleti (!) olan bir kulüp...

Adsız dedi ki...

eğer bir takım 2lig b kategoresinde oynarken aynı sene türkiye kupasında yarı finalin eşiğinden dönüyorsa ve o takım o kadar güçlüyken o sene 2 b den çıkamıyorsa satılmış bir karaktere sahiptirr.bir takım 12 trilyon bütçe ile 2b de iki sene üst üste şampiyon olamazken 10 trilyonluk bütçe ile sivas süper ligte ikinci oluyorsa yine satılmış karaktere sahiptir.bunu sorgula cevabını bul ondan sonra adanasporun asaletini sorgula..adanaspor güneyin akdenizin en asil takımıdır....zoruna gitmesin bu lafım..ama gerçek budur.

Related Posts with Thumbnails
Bu blog BloggerV.com üyesidir.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Bu Blogda Ara