Turkcell Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turkcell Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Tebrikler Bursaspor!



Gençlerbirliği taraftarları olarak Galatasaray maçında kendimizden çok Bursa'nın ve Trabzon'un gol haberleriyle sevindik. Karşı tribünde Galatasaraylılar Fener şampiyon olamadı diye sevinirken biz can-ı gönülden Bursa'nın şampiyonluğuna sevindik. Kupa finalinden beri gönül bağımızın hiç kopmadığı Bursaspor taraftarını ve Bursasporlu futbolcuları tebrik ederim. Anadolu'nun ihtiyacı olan ihtilal gerçekleşti. Darısı diğer Anadolu kulüplerinin ve özellikle Başkent takımlarının başına. 2 maçta da Bursa'ya köstek olmuş gibi gözüksekte sonuçta hakedenin şampiyon olduğu bir lig oldu uzun zaman sonra ilk kez...

Bu heyecanı bize de yaşatıp, paylaştığın için TEŞEKKÜRLER BURSA!

19 Ekim 2009 Pazartesi

9. Haftadan Notlar!


*Antalyaspor’a kiraladığımız Avustralyalı oyuncumuz Mile Jedinak, bir penaltı yaptırmasına karşın attığı serbest vuruş golüyle bizim takımda olmalı mıydı acaba? Diye düşündürtmeye başladı beni.
*Antalyaspor’da Necati Ateş’in golü,
Gaziantep’te Julio Cesar’ın golleri,
Fenerbahçe’de Semih’in golü,
Denizlispor’da Roberts’ın golü,
Gençlerbirliği’nde Kahe’nin golü,
Kesinlikle izlenmeye değer goller. Çok güzel gollerin atıldığı bir hafta olmuş Turkcell Süper Lig zevk vermeye başladı.
*Hemşerimiz Ankaragücü’nün hakkı fena yenmiş bana kalırsa. Maç 0-0 giderken Koray Çölgeçen vücudunu kullanıp, Kayserili Ariza Makakula’nın topu almasını engellemesi sonucu, Portekizlinin yaptığı hareket ve sonunda savurduğu tekme, Real Madridli Pepe’yi andırdı. Mutlak kırmızı kartlık bir pozisyon ve sarı kartla yırtıyor Portekizli. Bütün Portekizliler mi böyle acaba? diye düşünmedi değilim. Hoş hakemin sadece sarı kartla bu pozisyonu geçiştirmesi daha skandaldır, Koray’a da sarı göstermesi resmen tüy dikmektir. Nitekim atılmayan Makakula’da takımının 3. Golüne imza attı.
*Serdar gösterdiği performans ile milli takım için düşünülmeli ama öncelikle yeni teknik direktör bulmak şart, sonrasında bizim maçları izlemesi gerektiğini de söylemek gerekir. Gökhan Tokgöz’ün kaderini yaşamaz umarım Serdar.
*Yönetimde başka takım taraftarı istemiyoruz. Adam akıllı takım yönetilsin istiyoruz. Fenerbahçe’den yediğimiz gole “çak” yaparak sevinen sözde yöneticimiz Tarık Artukmaç’ı protesto ettik, iyi de ettik. “Tarık Fener’e başkan ol” tezahüratımız hoşuna gitmiştir bu densiz zat’ın ancak ardından yaptığımız “Cavcav, Tarık’ı Fener’e sat” tezahüratı oldukça yaratıcı ve manidar bir tezahürattı. Bu sloganın fikir babası Cumali Çalışkan abimize de buradan saygılar.

28 Ağustos 2009 Cuma

Biz Bu Ligin Takımı Olmak İçin Ne Yapıyoruz?


Thomas Doll, dünkü açıklaması sırasında 3 İstanbullu'nun bu ligin takımı olmadığını, ligin diğer takımlarına göre çok üst düzey takımlar olduğunu söylemiş. 3 hafta içinde bu acı gerçeği teknik direktörümüz görmüş. Gelir düzeyinde ki adaletsizlikler yüzünden bu takımlar arasında ki uçurum açılıyor öncelikle. Lig TV sadece bu 3 takımın maçlarını yayınlayıp aslan payını da onlara verince tabii ki bir adaletsizlik olması beklenir. Bunun yanısıra şampiyonluk ve başarıya tapan insanların bu 3 takımı tutup nerede olursalar olsun orjinal ürünleri üstlerinden eksik etmemeleri de bu 3 İstanbul kulübüne müthiş gelir getiriyor. En basitinden Roberto Carlos örneği vardır ki önümüz de, forma satışları sayesinde verilen paranın çıktığı söylenmiştir.

Gelir konusunda ki başlıca adaletsizlikler bunlar, Lig TV olayının çözümüne ilişkin kimsenin birşey yapabileceğini sanmıyorum. Geçen maçtan sonra yazdığım yazıda Mehmet Demirkol'da değinmişti bu meseleye, "bütün maçlar yayınlansın" demişti. Bu işin tek çözümü böyle olabilir. Ayrıca yine Mehmet Demirkol'un dediği gibi bütün maçların yayınlanması gelirin yanı sıra taraftar kazandırabilme özelliğiyle de öne çıkıyor ki işte bu bizim için çok daha önemli. Daha çok taraftar daha çok hasılat demek bunun yanısıra hayranı olduğu takımın ürünlerini almak bir taraftar için vazgeçilmez bir durumdur ki bu da kulübe artı gelir demek. Hayranı olunan oyuncunun formasını almak, yeni yapılan güzel bir isimden sonra, o ismin formasını gidip satın almak bunlar taraftar açısından önemli olduğu gibi kulüplere gelir açısından da büyük gelirler kazandırır. Ama maalesef ki başta taraftar konusunda ki adaletsizlik, sonrasında yayın konusunda ki adaletsizlik ile devam ediyor bunların hepsi de gelir konusunda adaletsizlik yaratıyor. Thomas Doll da daha 3. hafta olayın boyutunu kavrayıp açıklamasını yapıyor. Buraya kadar yazdığım Türkiye de ki futbol sisteminin kısa bir eleştirisiydi. Çuvaldızı batırdık başkalarına şimdi de iğneyi kendimize batıracağım.

Aklımda ki soru şu; "bu kadar adaletsizlik var tamam ancak bir yerde de biz mi bu ligin takımı olmak istemiyoruz?"
Kalite olarak tam manasıyla bir Galatasaray'ı yakalayabileceğimizi asla iddia etmiyorum ancak yapılan transferler bizim bu ligin takımı olabilmek için ne kadar çaba sarfettiğimizin habercisi gibi. Demek istediğim şu ki, taraftarı tribüne çekebilecek, Ankara'da Gençlerbirliği'ni tutmayan bir insanı bile heyecanlandırabilecek bir transfer -maalesef yapabilecekken- yapmıyoruz. Eskiden Babangida gibi bir ismi getirdiğimizde basın tarafından ne kadar ilgiyle haber yapıldığını hatırlıyorum. Bugün Ankaragücü Darius Vassell transferi ile ne kadar heyecan yaşadı hepimiz biliyoruz. Ankara'da yaşayan insanlar belki gideceği yoksa bile sırf Vassell'i görmek adına gidiyor maçlara. Belki yönetimsel kaos çözülebilse, yapılacak bir reklam ile Ankaragücü çok farklı yerlerde olacak. 3 İstanbullu'nun 100. yıllarında yaptıkları reklamlar ortada ve ne yazıkki Ankaragücü bu kadar büyük çaplı bir reklamı bırakın, Ankara çapında bile çok büyük bir reklam kampanyası yapamadı. Bizim içinse böyle transferler için 100 yıl beklememize gerek olmadığını eski tarihli bir yazımda dile getirmiştim. Bu tarz transferler başarıdan daha ziyade futbolun şov ve seyirci yönüne hitap etsede lazım olarak düşünüyorum. Bugün Antep'in Portekizli ümit milli oyuncu olan ve premier ligde forma giyen Ricardo Vaz Te ile anlaştığı söyleniyor. Böyle isimler tecrübe ve oyunlarının yanı sıra taraftarı heyecanlandırma, lige renk ve kalite katma konusunda büyük yardımları oluyor. Hem hedefe giden, hem de kaliteye giden yolda Bursaspor'un yaptığı gibi Basel'in gözde ismi Ergiç ve Arjantin'in Velez takımının "10" numarası Batalla gibi transferleri yapmak şart. Dediğim gibi ortam şartlarında bir Galatasaray'ı ya da Fenerbahçe'yi transfer olarak birebir yakalayamayız ama bir yerden başlamak gerektiğine inanıyorum. Bugün Santos'un "10" numarası diye getirilen ve geçen seneye damgasını vuran Antep'li Tabata'nın Beşiktaş'a 8 milyon euro karşılığında gittiği söyleniyor. Çok iyi bir şey olarak söylemiyorum ama bu olay Cavcav'ın ağzını nasıl sulandırmıyor merak ediyorum. Biz ise -kendi ligimizin takımları bunları yaparken- Patiyo gibi oyunculara umut bağlıyoruz. Kadroya bakıldığında en kariyerli oyuncumuz olarak görünen Kahe'den daha kariyerli ve kaliteli bir isim alabiliriz diye düşünmekteyim.

Bu tarz bir transfer futbol olarak bize çok fazla bir ilerleme kaydettiremez belki, sonuçta Lincoln, Ortega gibi örnekleri de var bu ülkenin ancak böyle isimleri getirmek başta takım adına daha sonra lig kalitesini artırmak ve yakalamak adına önemli transferler. Bir ucundan tutup bizde yapabilsek böyle transferleri Ankara'da var olduğunu bildiğimiz Gençlerbirliğili potansiyelini tribünlere çekebiliriz. Forma satışlarıyla hem gelir kazanmak, hemde formasıyla Ankara caddelerinde dolaşan insanların yaptığı reklam sayesinde taraftar kazanmak mümkün. Diyeceğim şey hep aynı yere çıkıyor.Bu ligin takımı olmak için öncelikle vizyon şart. Hedef küçültmek değil büyütmek lazım. Thomas Doll'u eleştirmişim gibi hissedenler için söyleyeyim lafım tamamen vizyondan yoksun yönetici milletinedir, bu ligde şuna buna 3-5 adam satıp para kırabilirmiyiz diye düşünen, futbolu bayağılaştıran insanlaradır. Ayrıca sadece Gençlerbirliği yönetimine veya Anadolu takımlarının yöneticilerine yapılmış değil, bir yerde bu uçurumun böyle olmasına katkı sağlamış ve hala sağlayan kişilere yapılmış bir eleştiridir.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Herşey Tamam Şans Eksik...


Ligin 2. Haftası da beraberlik ile geçti. Ankaraspor deplasmanında bana kalırsa 3 puanı şansızlık eseri bırakıp 1 puanla yetindik. Maçı izlemedim canlı olarak tribünden ama özetlerden izlediğim maç neredeyse Kayseri maçının kopyasıydı. Tek fark Ankaraspor atak gücünü biraz daha iyi kullanarak kalemizde -son dakikalarda özellikle- pozisyona girebilmişler. Hücum gücünün eksikliğini hazırlık maçlarından bu yana söylüyorum ancak burada sadece hücumda ki zayıflıktan kaynaklanan bir durum değil bunun yanısıra şans faktörü inanılmaz derece de etkili olmuş.

Daha 2. dakika da ofsayta ramak kala yopla buluşan tek forvetimiz olarak nitelendirdiğim Mustafa Pektemek topu ağlara gönderdi. Bu dakikadan itibaren müthiş bir baskı kurmuşuz rakip üzerinde, zayıf atak gücümüze rağmen üst üste pozisyonlar bulup bunaltmışız
Ankaraspor'u ancak şans faktörü o andan itibaren onların yanında yer almış. Burhan'ın kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda ayağının içiyle attığı plase maalesef direkte patlamış. Kahe'nin, Mustafa Pektemek'in şutları tabir-i caizse rakibin orasına burasına çarpıp sonunda kalecide kalıyor. Arada direkte patlayan bir top daha var. Bu kadar şansızlığın üstüne açıkçası takımın yapaccağı çok birşey yok. Ucuz etin yahnisi bu kadar olur derler ya, ucuz ete rağmen gayet lezzetli bir yemek yapmış Thomas Doll. Defans gücümüz kuvvetli olsada son dakikalar da biraz daha atak oynayan Ankaraspor üstümüze gelmiş arada bir pozisyonda şans bizden yana oluyor bir defalığına, rakibin şutu çatal denilen 2 direk birleşiminde patlıyor, Serdar'ın da iyi refleksleri sayesinde topu çeliyoruz. Ankaraspor baskısını arttığı bu dakika da şanslarının yardımıyla da üstümüze gelen Ankaraspor'a, defansımız ne kadar iyi olursa olsun bir yerde patlak veriyoruz ve 90+1'de yediğimiz golle 1 puanla ayrılıyoruz.




Şans dedik ya biz oynadık onlar aldı lafı biraz olsun burada gerçekleşiyor. Farka gidebileceğimiz bir maç olmuş gerçekten. Son dakikada ki ataklarda direkten dönen topta bir defa da olsa şans yanımızda olmasaydı yenilebilirdik bu iyi oyuna rağmen belki de. Gerçi o pozisyonda kalecimiz Serdar Kulbilge'nin hakkını da vermemiz lazım. Ancak bugünleri ilerde aramamamız için yenseydik iyi olacaktı dediğimiz bir maç olacak hafızalarımızda. Şans Ankaraspor'dan yana olmasa, 90+1 de tam kırılma noktasında o gol gelmese belki de 1-0 bile olsa güle oynaya kazandığımız bir maç olacaktı. Labinot Harbuzi'nin takıma katılmasıyla belki de bu şansızlığı atıp daha garanti oyun oynayabileceğimizin sinyaliydi bu maç diye düşünüyorum. Geçen hafta ki açıklamalar bu takıma sabır gösterilmesi üzerineydi, kendi adıma bu telkine uyacağımız söylemiştim, hala da uyacağım. Daha sadece 2 hafta geçti. Takımlar 5-6. haftalarda tam oturur teziyle izlemeye devam bu takımı diyorum. Defansa yapılan Boşnak Milli stoper İvan'ın katılımıyla alternatifsiz defans mevkiisi de güçlendi. Tek eksik forvet bu takımda. Kahe bu maçta da biraz ağır ve formsuz gibi gözüktü bana, Thomas Doll'un Djite'nin gitmesine karşı olduğu söyleniyor, ne kadar doğru bilinmez ama şu dakika itibariyle bir forvetin gelmesini zor görüyorum ve Djite'nin takımda kalması en mantıklı olanı. Patiyo'nun gönderilmesi gerektiğini hala savunuyorum. Patiyo demişken geçen hafta dediğimiz Patiyo yerine Pektemek değişikliği bu hafta uygulandı ve meyvesini de atılan golle verdiğini düşünüyorum. Haftaya zorlu bir Beşiktaş maçı olacak. Bu iyi oyun ile hatalarımız, eksiklerimizi tecrübe ederek bu maçta iyi bir Gençlerbirliği bekliyorum. Bu aralar formsuz gözükse de "son şampiyon" ünvanlı Beşiktaş yine favori gözüküyor. Yenebileceğimiz 2 maçta bırakılan puanlar umarım burada telafi edilebilir.
TELELİG'E ALTERNATİF "FUTBOL SAATİ"
Maçı özetten izlediğimi tekrar edeyim ve burada tekrar bir şikayetimi dile getireyim. Geçen hafta özetimizi azıcık izleyip, süremiz kısıtlı diyerek yorum bile yapmadan geçen Telelig bu hafta yine aynısını yaptı. Gözümde sempatisini iyice yitirmeye başladı Kerem Öncel ve Telelig. Yayıncı kuruluştan maç görüntüleri elimize gelmedi dediler, Eskişehirspor'lu iki taraftarın attığı maili böyle cevapladılar ancak bu sürede Fenerbahçe maçını gösterip, yorumladılar. Zaten Stadyum programında saatlerce izledik. Elinize geçmese bile maçlar, hatta izlemeseniz bile maçlarımızı en azından skora göre biraz yorumlayabilinirdi maçlar ama bu yapılmadı. Fenerbahçe tartışılırken sıkıldım kanalları çevireyim dedim, TV 8'de "FUTBOL SAATİ" isimli bir programa denk geldim. Anadolu takımlarının maç özetlerini verdiler, bizim maçıda buradan izledim ilk önce ve maç özetlerini öyle pat diyerekte geçmediler. Teknik direktör Güvenç Kurtar ve eski MHK başkanı Bülent Yavuz'un yorumlarıyla devam etti program. Tartışmalı pozisyonlar değerlendirildi, takımlar değerlendirildi. TV 8 harika bir işe imza attı, alternatifsiz Telelig belki bu rekabetle kendini düzeltebilir. TV8'e de teşekkürlerimi sunuyorum, umuyorum bu yayın anlayışı devam eder sürekli olarak, bir müdavim olarak beni kazandılar bile.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Gençlerbirliği 0 - 0 Kayserispor

Sezona bir puan ile başladık. Maç hakkında ipucu olarak bir cümle söyleyecek olursam, açıkçası maç öncesi size 1 puan verelim, oynanmasın maç deseler kabul ederdim ancak maçı izleyince çok ama çok yazık oldu dedim. Tribünler oldukça güzeldi diyebilirim. Çoğunluk üzerinde kırmızı ağırlıklı ve tek tip tişörtlerle gelmişlerdi. Ben de dahildim bu gruba tabii. Üzerimde büyük bir hırs vardı Kayserispor'a karşı. Aslında Kayserispor'dan çok Troisi'nin hafta içi az taraftarımız olduğunu vurgulayıp üzerinde baskı hissetmeyeceğini söylemesiydi. Dediğim gibi sezon başında da umut vermeyen bir takım vardı, bunun stresiyle de birleşince üstümde müthiş gerginlik vardı. Bağırdık, çağırdık attık stresimizi. Az sayıda Kayserisporlular bir köşede duruyorlardı. Önce neden ordalar diye düşündüm ancak farkettim ki tel örgüler çekmişler. İlk başlarda maratonun yarısını dahi rakibe veren Ortak Girişim, şimdi rakip kale arkasınıda daraltmışlar. Normal olanıda zaten bu aslında, talimatlarda rakibe %5'lik yer verilmesi geçiyor. Gerçi bir Kayseri maçına bakarak uygulamanın düzgün işlediğini söylemem. 3.haftada ki Beşiktaş maçı gösterecek bakalım gerçeği. Maça geldiğimiz de ilk yarı tutuk başladık, Kayseri oynayacak biz izleyeceğiz diye düşünmeye başladım ki 25-30. dakikalarda kontrolü ele almaya başladık. Sezon öncesi değerlendirmemde Patiyo'dan futbolcu olmayacağını söylemiştim, oldukça haklı çıktığımı düşünüyorum. 72 dakika nasıl tahammül ettik anlam verebilmiş değilim. Patiyo'nun yerine Mustafa Pektemek girince yığıldık iyice rakip kaleye doğru. Kayserispor iyice kapandı bu dakikalarda. Şansızlıklar, ayaklara çarpan toplar golü bulmamıza engel oldu. Ancak Pektemek önceden alınmış olsaydı bu maç sabaha kadar bizim hakkımızdı diye düşünmekteyim. Labinot Harbuzi'nin takıma monte edilmesinin yanı sıra Mustafa'nın yanına bir forvet daha lazım. Kahe ne yazık ki istediğimizden çok çok uzaklarda.




Defans alternatifi olmayan en eksik bölgemiz ancak en sağlam yerimizde defans bölgesi. Orhan Şam ve Aykut güzel bir oyun sergilediler. Bunun yanında İlhan biraz hava toplarında zayıf kalsada, takımı toparladı. Momha için söylenecek söz yok, yeni Filip hayırlı uğurlu olsun, bindirmeler, savunmalar çok güzel yaptı verilen görevi. Orta sahanın bugün maçı tribünde izlediği söylenen Harbuzi'nin gelmesiyle daha iyi olacağını düşünüyorum. Cem Can ne eksi, ne artı bir futbol oynadı. Orta alanda en iyi isim yaptığı presler, savunmalar ve top dağıtmasıyla Tozo idi. Bilal vasatı aşamayan bir görüntü içindeydi. Burhan için ayrı parantez açmak gerek. Geçen sezon ki hayal kırıklığı sonrası bu maçta umut dağıttı. Bireysel olarak yeteneğini çok iyi kullandı. Devamlı oynaması gerektiğine inanıyorum, eğer biraz sabır gösterebilirsek eski Burhan'ı tekrar izleyebileceğiz. Serdar'a çok iş düşmedi. Kayserispor bu sezon bu oyunla çok yaşamaz. Bir ilginç durumda Tolunay Kafkas'ın açıklamaları oldu benim için. Topun kontrolünün kendilerinde olduğunu söylemiş, acaba biz başka takımın maçında mıydık? diye düşünmeden edemedim. Bu kadar Kayseri yorumu yeter. Maçın hakeminde de bahsedeyim, gördüğüm çok yanlışlıkları oldu. Taraflı olduğumu düşünmüyorum o yüzden rahatlıkla söylüyorum, çoğu karar bizim aleyhimizeydi. Fırat Aydınus için biraz eğitim şart, çok acemi yönetim gösterdi.

Troisi dosyasını açayım azıcık. Oldukça tepkiliydik. Hafta içinde ki az taraftardan etkilenmem demeci biraz ters tepti sanırım kendi için. Her ayağına top alışında ıslık kıyamet tepkimizi küfürsüz göstersekte, bireysel olarak bende dahil olmak üzere çeşitli küfür örnekleri sergiledik. Bunun dışında oyun olarak bizden etkilendi veya etkilenmedi bilemem ama Türkiye'de ki en kötü oyununu sergiledi şahsi kanaatim. Maç sonunda Kayserispor hemen soyunma odasına gitmeyip düz koşu yaparken James'e "go home" nidalarıyla seslendik. Mesajı aldığını umuyoruz tekrar söylüyoruz "paranın satın alamayacağı şeyler vardır."



Thomas Doll sabır istemiş. Bekliyoruz bizde ve düşünüyorum ki sabır gösterilmeye değer bir oyun vardı sahada. TSYD kupasında ki Gençlerbirliği yoktu sahada, çok daha istekli bir takım vardı. TSYD'deki kadro deniyor tezimizde tuttu bir anlamda. Bu takıma Harbuzi'nin dahil edilmesi çalışkan bir orta saha seyrettirebilir bize. Bunun dışında futbolcu demeye noterler, şahitler getirseler inanmayacağım Patiyo'nun yerine Mustafa 11'de başlamalı. Kahe misyonunu yitiriyor gün geçtikçe. Kalitesini belli etmiş bir forvet aramalıyız Mustafa'nın yerine. Bu maç bize bunları tekrar gösterdi. Geç kalınmış müdahaleler vardı tabi ki, 90. dakika da oyuncu değişikliğine pek anlam veremedim, Mustafa'nın 72. dakika da oyuna girmesine anlam veremediğim gibi. Yine de umut doldum ve Ankaraspor maçında beklentilerim biraz daha yüksek olacak. Bir puanı yine de kötülememek lazım, verilen umuda sayalım 2 puanı diyorum. Gelecek hafta bu oyunla hatta daha iyisiyle galibiyet gelir umarım da son şampiyonun(!) karşısına moralli ve gözdağı vererek çıkarız.

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Gençlerbirliği ve Rakipleri 2009-2010 Sezonu 1. Hafta


Öncelikle 2009-2010 sezonu hayırlı olsun bütün Gençlerbirliğili ve Ankaralı futbolseverlere. Sezonun ilk haftası geçen sezon yenmemiz veya en az 1 puan almamız gerekirken kendi evimizde 4-0 gibi farkla mağlup olarak utanç verici bir şekilde sezonu bitirmemize vesile olan Kayserispor ile karşılacağız. Yarın saat 21:00 da başlayacak maç geçen haftanın rövanşından da öte şeyler taşıyor artık. Geçen sezon bizi yenerken Kayserispor'un bir suçu yoktu, çıktılar ve futbollarını oynayarak haklı bir galibiyet aldılar. Ancak transfer sezonunun açılmasıyla birlikte skandalların takımı kimliğine büründü bir anda Kayserispor. Mehmet Topuz'un transferin de Fenerbahçe, Beşiktaş, Kayseri üçgeninde söz düelloları, atışmalar hiç eksik olmadı. Bu konuya fazla girmeden Beşiktaş'a etik dersi veren Kayseri'nin bize de dokunduğu ikinci skandalı hatırlatacağım. Troisi sene başında, takımın toplanma tarihinde gelmemiş, "nerede?" diye aranırken Kayseri de çıkmıştı bilindiği üzere. Ona buna etiklik dersi veren Kayseri yönetimine bu sebeple kızgınız ve bu maçı özel yapan bu mesele.


Dün Troisi'nin Kayseri'de huzur var açıklamaları yazıyordu haberlerde. Tabi ki oyuncunun ne yaşadığını bilemedeğimizden huzuru nerde bulduğunu bizler göremeyiz. Ancak açıklamalarının devamında öyle bir demeç var ki gelde küfretme dedim. İlgili haberde aynen bu cümleler geçiyor "Gençlerbirliği taraftarının az olduğunu ve bu nedenle üzerine bir baskı kurulması gibi bir düşünceye sahip olmadığını söyleyen Troisi, sahada ne gerekiyorsa onu yapacağını söyledi."


Taraftarın azlığı yada çokluğunu üzerinde ki baskı olup olmayacağıyla oranlamış Troisi. Bu açıklamada ki düşüncesizliği anlayabiliyorum. Sonuçta bizde aldığı paradan çoğunu görünce herşeyi mübah gören bir yapıya sahip kendisi. Değer yargıları aza çoğa göre değişen karakterde birisinden fazlası da beklenemezdi sanırım. there are things money can't buy Troisi, bu slogan mastercard'ın Türkiye'deki reklamlarında da geçen "paranın satın alamayacağı şeyler vardır" sloganının ingilizcesi. Troisi'ye bunu demek yeterli olacaktır. Pazar günü o az taraftarın önüne çıktığında biz değerimizle, özümüzle övünüp, tribünde karşılıksız takımımıza destek olurken, onun için bu söz bir anlam ifade edecek mi? merak ediyorum.


İşte bütün bu olayların tazeliğini korurken oynanacak bu maç bir lig maçından öte bir havada geçecek taraftarlar için belki ama yensekte, yenilsekte biz özümüzden hiçbir şey kaybetmeyeceğiz. Maçın teknik taktiğine gelince, Tomas anlaşması suya düşmek üzereymiş. Bu durum stoper kısmında kimin oynayacağı sorusunu akıllara getiriyor. Sinan'ın 3 haftalık sakatlığı var ve Djite'de Ankaragücü ile flört ediyormuş. Forvet hattında Kahe tek başına da çıkabilir çünkü Mustafa Pektemek'te babasının vefatı dolayısıyla bir kaç antrenman kaçırdı, son antremanlarda takımdan ayrı çalıştı. TSYD kupasında hucümda zayıftık bakalım bu gelişmeler sonrası neler bekleyecek bizi. Gerçi o kupa tam gerçeği yansıtmadı bana göre. Kadro sürekli değişti denendi, lig havası farklı olabilir. Bunun dışında Thomas Doll'un hafta içinde yaptığı zehir zemberek açıklamalarda kafaları karıştırdı. Sorumluluk almak zor, transfer şart dedi, son Tomas olayından sonra da yerel siteler sinirlendiğini yazıyor. Bu gelişmeler altında zor bir maç bekliyor bizi, tek avantajımız ev sahibi olmamız.


Kayserispor ise sezona öyle pek ahım şahım transfer yaparak başlamadı. Mehmet Topuz'u kaybettiler, yerini bizden Troisi ile doldurdular. Bunun dışında genç isimler kattılar kadroya. Hazırlık maçlarında ki futbollarını bilmiyoruz. Gelen açıklamaları umutlu gözükse de onlarda süpriz takım havasındalar. Defansta milli oyuncu Eren'in oynamayacak olması şansımıza, bunun yanında geçen sezonun sonlarına doğru yıldızı parlayan genç yetenek Furkan Özçal'da oynamayacak. Sonucu merak edilen bir karşılaşma bizi bekliyor.


Not: Yarın Saat 21:oo da ki maça gitmek için Kızılay eski Gima önünde bir buluşma gerçekleşecektir ayrıntılar ve buluşma saati için aşağıda ki linki takip ediniz.



Not 2: Yarın ki buluşmaya üzerinizde kırmızı ağırlıklı birşeyler giyerek gelinmesi rica olunur. haydigencler.com sitesinin yaptırmış olduğu tişörtler bu buluşma için birebirdir. İlgilenenler için:


ADRES= Menekşe 1 sk. No:7/41 Kızılay-ANKARA
TEL:(0312)4181727
GSM:0533 654 76 88 - 0506 308 17 72
MAİL:sprintspor@hotmail.com

7 Ağustos 2009 Cuma

Sezon Öncesi


Bir süredir tatil de olduğum için yazamadım öncelikle bununla ilgili özrümü dilemek isterim. Ankara'da olduğum şu günlerde vakit kaybetmeden tatildeyken televizyondan izlediğim TSYD Kupası maçlarının analizini yapmak istiyorum.


İsviçre kampı sonrası aldığımız sonuçlar oldukça ümit verici duruyordu. Hoş Steaua maçı dışında izlediğimiz pek maç yoktu. Ancak TSYD maçında gördüğüm Gençlerbirliği Steaua maçında izlediğim Gençlerbirliği'nin aynısıydı demek çok da yanlış olmayacak. Sahaya iyi dizilen bir takım var ortada ancak hücum hattında gerçekten çok çok büyük sıkıntı var. Topu iyi çevirsekte rakip kaleye akın etmekte zorlanıyoruz. Hem iyi bir forvetin hem de orta sahaya forvete köprü olabilecek bir adam şart. 90+ da kazandığımız Ankaragücü maçı forvet ve orta sahaya 2 adam olsa bu kadar uğraştırmazdı kanısına ulaştırdı beni. Herşeye rağmen çok sağlam bir defansımız olduğuna inanıyorum. 2 maçta gerek kalemiz olsun gerekse defans oyuncularımız olsun başarılı bir performans sergiledi. Sadece Kulusic ve son dakika adam olsun diye alındığına inandığım Mihajlovic kötüydü. Bir stopere ihtiyacımız olduğuda herşeye rağmen kesin bir şey. Tolga Seyhan'ın eski günleri çok uzak olduğuna da inanmıştım ki Gaziantep'e gittiği haberi geldi. Şimdi İlhan'ın partneri bir dönem Galatasaray ve Fenerbahçe formasını giymiş bir isim olan Hırvat Tomas. Diğer 3 isme göre daha iyi dursa da bu isim yine son dakika bunu bulduk alalım bari tadında bir transfer oldu gözümde. Aykut Demir'in performansı etkileyiciydi.


Özellikle yenilsekte Ankaraspor maçında kalecimiz Ulaş Güler'in performansı harikaydı. Kupa ve Ligde kalecilerimiz bizi sezon sonuna kadar taşıyacaklardır. Yenildiğimiz Ankaraspor maçında hücumu iyi yapan bir takım karşısında atak yapamayınca 90 dakika kendi yarı sahamıza kilitlenip defans oyunu oynadığımızı gördük. Bu kadar çok dakika yapılan defans elbet bir yerde patlak veriyor ve eninde sonunda gol yeniyor. Bunu çok iyi tecrübe ettik. Hücum oyunun iyi oynanması, defans oyununa da artı etkisi olduğu futbolun ince güzelliklerinden ancak bu gidişatla durumumuz pek iç açıcı değil. Labinot Harbuzi transferi hala bir muamma ancak kulüp sayfasında kadro kısmında adı geçiyor. Eğer erken getirebilinirse orta sahaya ihtiyaç duyulan eksiklik giderilir diye düşünüyorum. Forvet konusu ise çok karmaşık gözüküyor. Aslında bakıldığında Kahe gibi bir ismin yanında Mustafa Pektemek gibi yeteneğin olması arkalarında Djite ve genç Sinan çok kötü durmuyor kağıt üstünde. Ancak Kahe'nin formsuzluğu hala devam etmekte bununla beraber Djite'nin de pek havası yok. Bir tek Mustafa Pektemek'ten ümit var, o ise geçen sezon yaşadığı sakatlıktan sonra performansı düştü. Bu sene ise başı sağolsun, Allah sabır versin babasının ölüm haberi geldi. Kolay değil böyle bir durumu hemen kaldırmak ama metanetli olur ve takıma en iyi şekilde katkı sağlar. İbrahim Şahin'in Ankaragücü maçında rakip oyuncuyla yumruklaşması ve 2 maç ceza alması Hacettepe'ye geri dönmesine sebep oldu.


Serkan Atak'ın Hacettepe'ye gönderilmesi neyse dedirtebilir ancak Kadir Bekmezci'nin açıkçası Kerem'den daha iyi olduğuna inanıyorum. Cem Can gibi bir isimin kadroda barınabilirken Kadir'in gönderilmesi üzdü beni. Görüldüğü gibi bütün transfer muhabbetlerimiz Hacettepe'den gelen giden oyuncular üzerine kurulu. Thomas Doll ise gayet açık sözlü bir şekilde ifade etti durumu ve geçen sezon küme düşen ve az daha düşecek bir takımın karması yapıldığını ve çok büyük bir mucize beklenmemesini söyledi. Bizim de vurguladığımız gibi kendisi de tam 3 tane transfer istediğini belirtti. Defans, orta saha, forvet oyuncusu istiyor teknik direktörümüz, bunu uzaktan sadece bir taraftar olarak biz bile görüp bilebilirken yönetimin uyurgezer davranması düşündürücü. Defansa Tomas, orta sahaya Harbuzi gelecek sezon başında ancak forvet hattında beceriksiz Tambwe'yi mi oynatacağız yeni transfer diye?


TSYD maçlarından çıkarabileceğim bir ümit, bir umut varsa o da hazırlık maçı olduğu için oyuncu denemek için maçlar yaptığımız düşüncesidir. Çünkü iki maçta da sahaya çıkan kadro as oynayacağı kesin oyuncularla yedek oynaması gereken oyuncuların karması biçimindeydi bana göre. Bu sebeple yine de içimizde ki kalan ümidi bu şekilde koruyabiliriz diye düşünüyorum.

3 Haziran 2009 Çarşamba

YAZIKLAR OLSUN!!!


Her ne kadar çok eleştirsek ve belki bugün bu duruma gelmemizin fitilini ateşleyen kişi olarak sayın başkanımız İlhan Cavcav'ı göstersekte lig sonu Gençlerbirliği yorumunu en güzel yapan kişi de kendisi oldu:

-" YAZIKLAR OLSUN "

Kayserispor maçının rezilliğinden sonra uzun süre neden böyle oldu diyerek düşündüm fakat hiçbir cevap bulamadım. Kimi suçlasam, kime hak versem, ne desem boş sanırım. Samet Aybaba gitti, beğenmediğimiz yabancılar gönderilecek haberleri dolanıyor ve hepside isabetli karar olarak gözükmekte. Ersun Yanal sesleri umarız doğru çıkar. Hacettepe'den kendi futbolcularımız Orhan Şam, Murat Kalkan gibi isimlerin geleceği konuşuluyor. Bu kadar isabetli kararlar verirlirken transfer komitesinin başında hala Cem Onuk isminin bulunması seneye için bu güzel kararları gölgede bırakıyor bana göre. Yine de ne desem boş, ne yapsak boş. Seneye izleyip göreceğiz.



Not: Sınavlarımın başlaması sebebiyle geç bir yazı oldu ve yeni yazılarımda biraz gecikecek şimdiden özür dilerim herkesten.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Son Haftaya Girerken Hala İp Üstündeyiz.


Maalesef ki oklar bir türlü hedefe ulaşmıyor. Galatasaray'a nazaran daha zor dediğim rakibimiz Sivasspor karşısında da mağlubiyetle ayrıldık. Halbuki Galatasaray maçına göre daha da rahat ve golle başlamıştık. Haftalardır defans oyuncularımızın sakatlığı sebebiyle defansımız çok kırılgan yapıda olduğu aşikar ve ardarda yediğimiz gollerde bunu çok net görebiliyoruz.


Sadece defansımızın kırılganlığı görülmedi tabii. Bu kırılgan yapının bu maçta bütün takım üstünde etkili olduğunu söyleyebiliriz. Samet Hoca'nın gelmesiyle hucüm futbolunu eskiye nazaran daha iyi yapsakta duygusal bir yapıya büründüğümüzü söyleyebilirim. Gol atsakta, 2 farkla önde olsakta yediğimiz bir gol takımımızı hemen kırmaya yetiyor. Biraz mental açıdan antrenmanlarda zayıf kaldığımızın göstergesi olabilir bu durum.


Hafta sonu yerini garantilemiş umudu kalmamış Kayserispor ile karşılaşacağız alacağımız bir puan bizi ligde tutmaya yetiyor. Ayrıca Antalyaspor ile de 3lü averaj hesaplarına girmememiz içinde Antalyaspor'un beraberlik dışında her türlü sonucu bizi yenilmemiz durumunda dahi ligde tutmaya yetmekte. Yalnız bu durum yavaş yavaş beni ürkütmekte. Geçen sezon 2 hafta kala garantiledik düşmemeyi, bu sezon ise son hafta garantilemeye çalışacağız. Şayet ligde kalırsak gelecek sezon neler olacak hiç düşünmek istemiyorum. Elazığspor'dan genç diye oyuncu almakla olmuyacaktır gelecek sezon. Rakibimiz Kayserispor'un dün Habertürk gazetesinde ki haberlerde La Liga'dan oyuncu aldığını okudum ayrıca ilgilendikleri oyuncular arasında bir dönem İngiltere milli takımında da forma giymiş ve bizim milli takımımıza da gol atmış bir oyuncu olan Darius Vassell'in olduğunu okudum. Alınır alınamaz bilmem ama hedefler böyle kaliteli liglerin kaliteli oyuncuları olmalı. Sürekli söylediğim gibi zamanında Babangida transferleri gibi transferler yapmak zorundayız. Bunca yıllık tarihimize ve kültürümüze yakışmalı bazı şeyler artık. 4-5 senelik geçmişleriyle Sivasspor, Kayserispor bunları yapabiliyorsa, Almanya'da Wolfsburg tarihinde ilk kez şampiyon olabiliyorsa tamamen kendilerini büyük görmek ve buna yaraşır kadro kurmaları sayesinde bu durum gerçek olmuştur. Daha büyük takımlar (mali anlamda), bu takımların oyuncularına göz koyup alacaklardır belki, satmak istenmesede oyuncu gitmek isteyecektir belki ama yerine aynı kalitede isimlerin getirilmesi önemli. Bugün bir Fenerbahçe forma satışlarıyla Roberto Carlos'un parasını çıkarabiliyorsa, dünyaca tanınan bir isim Gençlerbirliğine geldiğinde izlemeye gelen taraftar da artacaktır, piyasaya forma sürülmesi halinde de alınacaktır. Endüstriyel futbolun gereklerini uygulamak istiyorsa kulübümüz, bu sadece genç oyuncu al yıldız yap sat mantığıyla olmaz. Hedef bakımında da, gelir bakımında da büyük düşünmeli buna göre yatırımlar yapılmalıdır.


Bu transfer konularına çok giriyorum ama ondan önce düşünmemiz gereken Kayseri maçı var. 3 puanla lige son vermek güzel olsa da 1 puan olsun bizim olsun diyorum. Ligde kalırsak sezon başı transfer politikaları seneye ki konumumuzu büyük ölçüde belirleyecektir zaten. Umarım ligde kalır ve seneye söylenenler ile yapılanların doğru orantılı olduğu bir Gençlerbirliği izleriz.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Gençlerbirliği Ve Rakipleri 33. Hafta


Boş geçen bi haftadan sonra liginde iyice kızışması münasebetiyle yeni haftanın heyecanı sardı hemen hemen tüm futbolseverleri. İyice kritikleşen dönem yüzünden bende takımım Gençlerbirliği hakkında oldukça endişeliyim. Ligde her takım için bir beraberlik bile önemli durumda şuan. Konum itibariyle hala ip üstündeyiz. Bu hafta Galatasaray'a nazaran daha zor bir rakip bizi bekliyor. Koltuğunu geçtiğimiz haftalarda kaybetsede şampiyonluk iddiası devam eden Sivasspor kritik haftalara girerken bizde düşme potasından kurtulmaya bakıyoruz.


Mücadelenin üst düzeyde olmasını beklesem de bizim cepheden gelen sakatlık haberleri iyice tadımızı kaçırıyor. İlhan ve Traore'den sonra bir diğer defans oyuncumuz Koray'ın da sezonu kapattı haberinin gelmesi savunmamızı öyle bir hale soktu ki sıkıntı desem hafif kalacağından sadece bakıp göreceğiz demek geliyor elimden. Bunun dışında sol kanat oyuncumuz Bilal'in de sezonu kapatması bir diğer sorun. Cezalı futbolcumuzun bulunmaması ve Momha'nın da bu maçta yeniden takımda ki yerini alacak olması sevindirici. Bugün ayrıca dostluk ve fair-play adına çok önemli bir karşılaşma olan Filistin milli takımıyla yapacağımız bir maç var herkesi bu ücretsiz ve Gençlerbirliği kültürüne yakışan maça davet edip kaldığımız yerden devam edelim. Bu dostluk karşılaşmasında İsailoviç forma giyecekmiş buda iyileştiği yönünde olumlu bir haber diyebiliriz. Jedinak'ın durumunada hala merak etmekteyim açıkçası. Kahe'nin gol atmaya başlaması olumlu, son antremanda fazladan gol çalışması yapmış. Soner, Troisi, Mehmet Nas orta sahada güvendiğimiz isimler olacak.


Sivasspor cephesine gidersek maç büyük hırsla asılacaklar. Sakat olarak sadece Kanfory Sylla var onunda iyileşme ihtimali var ve maç saatinde belli olacak. Son maçta kırmızı kart görerek cezalı duruma düşen Murat Sözgelmez'in yokluğu defansta sıkıntıya yol açabilir Sivasspor adına. Ayrıca benim en sevindiğim haber son maçta gördüğü sarı kartla ceza sınırını doldurup oynamayacak olan Sezer Badur. Sivasspor'un en etkili hücum silahlarından Sezer, bizim defansında durumu ortadayken bu haber güzel oldu diyebilirim. Bunun dışında Balili'nin hızı dikkat edilmesi gereken bir yön, kaleci Petkovic'i de geçmek çok kolay olmayacak. Zor bir maç bizi bekliyor.


Sivas maçından alacağımız 1 puan bile çok işimize yarayabilir. Ayrıca sön dönemlerde bir galibiyet bir mağlubiyet giden bir istatistiğimiz var bu faktörü de katacak olursak işe bu hafta galip geleceğimiz gözüküyor. Tabi bu işin geyiği ama 1 puan çok önemli gerçekten, Fenerbahçe'nin Konya karşısında alacağı bir galibiyet Denizlispor ile bizim ligde kalmamız için yeterli olacak ancak yenildiğimiz taktirde son hafta ikili averajlar girebilir işin içine bu yüzden alınacak bir puan ve Konya'nın mağlubiyeti son haftaya formaliteden çıkmamızı sağlayacak. Ankaragücü ile Denizli kritik bir maç oynayacak beraberlik dışında alınacak herhangi bir sonuç bize çok yaramayacak. Ankaraspor ile Antalya maçı ise bir diğer kritik maç ve Ankaraspor'un formsuzluğu, Antalya'nın ise hırsı göz önüne alınınca olası bir Antalya galibiyeti görülüyor ufukta buda hiç işimize gelmeyecek bir durum. Bu yüzden alınacak her puan çok önemli. Bu hafta bol bol dua edeceğim gibi hadi bakalım hayırlısı. Bizim için en iyi olan olur umarım.

Hayır Olsun! Ne Diyelim? =S


Bu hafta da maalesef sorunlu Galatasaray karşısında elimiz boş döndük. Maçı canlı bi şekilde takip edemedim ne yazık ki. Ama özetlerden izlediğim kadarıyla ilk yarı da baskılı gözüken, gol atmaya çalışan ekip biz olsakta gol vuruşlarını yapamamak iyice sıkıntıya sebep olmuş. Hakan Aslantaş'ın getirdiği toplarda Kahe'nin bir türlü bitiriciliğini gösterememesi geri kalan bölümlerde bizi rahatça galibiyete götürmekten alıkoymuş.

Maçın 2. yarısında daha açılan ve bastıran ekip Galatasaray. Bize nazaran bitirici özelliklerini çok iyi kullanmışlar diyebilirim. Ardarda gelen iki gol zaten kırılgan yapıda olan takımımızı iyice kırmış. Haliyle Muammer Akyüz'ün dediği gibi de çevirmek o dakikadan sonra iyice zorlaşmış takımımız için. Maçın genel analizi böyle. Sadece özetlerini izleyebildiğim için maçın detaylarına, Gençlerbirliği'nde kim iyi oynamış, ne olmuş gibi durumlara çok fazla giremiyorum.


Gelgelelim özetlerde yediğimiz golleri izledim. Artık defans oyuncularımızın eksikliğine mi verilir ama biraz ucuz goller gibi geldi. Defans oyuncusu olsanda olmasanda sol kanattan içeri yerden ortalanan topa kimse dokunamaz mı bunu sorgulamak istedim. Gördüğüm kadarıyla ceza saha içinde topun geçtiği noktalarda da kalabalıktık. Nasıl dokunulamaz o topa hayret ediyorum. Pas geçipte Kewell'a geldiğinde top önünde bir engelleyici kuvvetin bulunamaması da üzücü. Artık defans oyuncularımızın eksikliğine verelim demek istiyorum bu durum. Lakin gerek bu maçta, gerek İstanbul Belediyespor'la yaptığımız maçta defans S.O.S veriyor. Belediye maçında Traore'nin yaptığı hatalar, bu maçta Mehmet Polat gibi isimlerin defansa ağırlık koyamaması seneye için nerelere transfer yapmak lazım sanırım açıkça gösteriyor. Defansif ortasaha oyuncusu olan Koray'ın futbolunu tartışmıyorum. Belediye maçında oyuncudan kaçar gibi defans yaparak hata yapmış olsada herşeyden önce ruhsuz oynayışı geliyor. Bence kenara çekilip konuşulmalı hala Beşiktaş'ı istiyorsa bu oyunla rüyasında görür. Hele ki Ernst gibi bir adam alınmışken. Ha canı oynamak istemiyorsa 2. Liglerde Zafer Biryol örneğinde olduğu gibi çok para verip bizi çıkar diyen, ölün yeter diyen bir çok takım var bence onları düşünmeye başlasın.

17 Mayıs 2009 Pazar

Gençlerbirliği Ve Rakipleri 32. Hafta


18 takımlı ligimizin 9. Sırasından itibaren düşme tehlikesi içinde takımlar. Gerçi 9. Ankaraspor’u bu takımlar arasında en rahatı olarak görebiliriz. Hemen ardından 10. Sırada Gençlerbirliği 38 puanla diğer rakiplerine göre avantajlı konumda görünsede 15. Konyaspor’un alacağı bir galibiyet Konya’yı Gençlerbirliği ile aynı puana getirecek. Son dönemlerin en garip ligi yaşanıyor gerçekten. Hal böyle oluncada takımların hesağları her an şaşıyor. Elindeki rahatlama fırsatlarını hep heba eden Gençlerbirliği bu hafta bir umut UEFA belkide bi gayretle Şampiyonlar Ligi’ni hedefleyen Galatasaray’a konuk oluyor.

Defanstaki 3 stoperimizin sakatlıklarının olması ve sol bekimiz Momha’nın sarı kart cezasının olması zaten normal zamanda sıkıntılı olan defansımızın iyice zora girmesine neden oldu. Refleksleri iyi olsada hava toplarına hakimiyet konusunda boyunu inkar ettiğini düşündüğüm kaleci İsailoviç’in bu zaafınıda değerlendirilirse çok zor bir karşılaşma olacak gibi duruyor. Alınacak bir beraberliğin bile gerçekten çok önemi var. Galatasaray cephesinde ise Kewell’ın durumu belirsiz gözüküyor. Forvet hatlarındaki kısır dönemleri bizim maçımızda da devam ederse şansımıza olur gerçekten. Alt sıralarda da bizi çok ilgilendiren maçlar olacak gerçekten. AKP’li belediye başkanlarının desteğiyle giden 2 takımın mücadelesinde İstanbul Belediyesi Kayserispor’u ağırlıyor. İddiasız Kayseri İstanbul Belediye karşısında ne kadar oynar(!) muamma gerçekten. O maçı Belediyenin alacağını düşünerek hareket edecek olursak diğer bizi ilgilendiren maçta Konyaspor Eskişehirspor’u ağırlıyor kendi evinde ve şimdiden yönetimler ve taraftarlar arsındaki çekişmeleri gördükçe çok sert kıran kırana bir maçın geçeceğini söylebilirim. Çıkacak bir beraberlik Gençlerbirliği adına güzel bir sonuç olabileceği gibi Eskişehir’İn kazanmasınıda güzel bir sonuç olarak nitelendirebiliyorum kendi adıma. Rakiplerimizden Antalyaspor’un Fenerbahçe ile karşılaşacağı maç içinse birşeyler söylemek zor. Mehmet Özdilek’in Antalya’yı erken düşmekten kurtarması gerçekten büyük başarı. Fenerbahçe’nin kupada ki moralsizliği, iç karışıklıklar ve kötü gidişatı Antalya’nın lehine çok büyük avantaj. Ama Fenerbahçe’nin Antalya’ya göre kaliteli olan kadrosu ve bu maçı kazanarak biraz ortalığı yatıştırmak istemeside bir diğer durum. Gönül ister ki kimsenin eline bakmadan yenelim ve yolumuza devam edelim ama maalesef ki söylemek kolay olsada icraatı sıkıntılı oluyor.

Galatasaray karşısında alınacak 1 puan bizi bu haftalıkta idare eder. Alınacak bir galibiyet ise fazlasıyla ihya eder. Ama defanstaki sıkıntılarımızı ve Galatasaray’ın pes etmeyeceğini düşününce en az 1 puanı almak başarı olacaktır bizim için diye düşünüyorum. Yine de Haydi Gençler alalım şu maçı ve artık seneyenin hesaplarını yapalım.
Related Posts with Thumbnails
Bu blog BloggerV.com üyesidir.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Bu Blogda Ara