Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2011 Çarşamba

Yasaklar Şehri Ankara!

 Gençlerbirliği - Galatasaray maçının en çileden çıkartan olayı ne kötü futbol ne de mağlubiyet, Pankart yasakları yıldırdı bizi. Bir tribünün olmazsa olmazıdır, stadı gelin gibi süsleyen öğesidir pankart. Takımına sevgini, aşkını, vefanı gösterirken, sahada takımına "bak biz burdayız, seni yalnız bırakmadık" demektir. Ama maalesef yıllardır Ankara Emniyeti ve Valiliği yüzünden çok çile çekiyoruz.

Yıllardır Ankara'da belki çoğu kişi bilmez ancak bir pankart ve bayrak yasağı vardı. Bu konuda denetimler oldukça sıkı. Küfür içeren, aşağılayan pankartların açılmaması ve denetlenmesi aslında güzel birşey ancak Ankara'da bu denetimler öyle bir boyutta ki her pankartınıza bir kusur bulunabilir.
 En üst fotoğrafta yuvarlak içine aldığım pankart taraftarlarımızca yapılmış ve iç sahadaki üstünlüğümüze atıfta bulunan bir pankart, rakibi baskı altına almak için ideal ve bilindik bir slogan kullanılmış "BURASI ANKARA! BURADAN ÇIKIŞ YOK!" bu sloganı her şehir, her takım muhakkak kullanmıştır ve kullanıyordur.

İkinci fotoğrafta ise aynı pankartın yarısı katlanmış ve sadece "BURASI ANKARA" kısmı okunuyor. Nedeni mi?

Emniyet güçleri tarafından saldırgan bir söz olarak bulunduğundan ancak burasının yazılmasına izin verilmiş. Evet maalesef yılların sloganı şiddet içeriyormuş haberimiz yokumuş. Oysa biz, hatta bir çok takım bu tezahüratı stadyumda haykırıyor ama kimse şiddet içeren(!) bu söz yüzünden ceza almış değil.
 3. fotoğraf ise Galatasaray tribünleri resmin üzerine tıklarsanız daha büyükçe göreceksiniz teller baştan başa Ultraslan pankartlarıyla dolu. Size bir hikaye daha bizim meşhur tezahüratımızın pankartlaşmış hali olan "ne küfürbaz, ne arsız, ne torpilli ne yüzsüzüz, işte bizim farkımız, biz centilmen Gençlerliyiz!" pankartı siyasi içerikli diye stada alınmayan bir pankart, bu örnekle yola çıkarsak "Ultras" kelimesi daha siyasi içerikli ama yersen!
Allahtan bizim "Her Zaman Her Yerde..." pankartına "sonu üç noktayla bitiyor küfür içeriyor" diye yasak gelmedi de astık maratonun tepesine...

Galatsaray atkısı, forması, şapkasıyla gelip bizim tribüne girmek isteyen taraftarlara eyvallahı olan Ankara Emniyetini bize karşı sergiledikleri bu tutum yüzünden kınıyorum. Başkent'e yakışmayan bu durumu umarım bir daha yaşamayız.

8 Eylül 2009 Salı

İşte Melih Gökçek'in Müthiş(!) Futbol Bilgisi


İlhan Cavcav'ın sorunlu açıklamasından sonra, Melih Gökçek'ten de sorunlu bir açıklama geldi. Dün akşam Kanaltürk'de Serhat Ulueren'in programına çıkan Melih Gökçek, futbol ile ne kadar ilgisiz olduğunu kanıtlayan ve birbiriyle çelişen sözler söyledi. Özellikle bizi ilgilendiren kısmı ise Melih Gökçek'in Ankara'nın taraftar istatistiğini çıkarması kısmında oldu. İşte Melih Gökçek'in ilginç sözleri şöyleydi:


"Ankara'da taraftarların yüzde 90'ı Ankaragücü, yüzde 7'si Ankaraspor, yüzde 3'ü ise Gençlerbirliği taraftarı. Ankaraspor'un Gençlerbirliği'nden daha çok taraftarı var."


Melih Gökçek'in konuyla ne kadar alakasız olduğuna şaşırmış olacak ki Serhat Ulueren "yapmayın Sayın Başkan, Gençlerbirliği'nin taraftarı Ankaraspor'dan daha fazla değil mi?" dedi. O bile durumun farkında. Ankaragücü taraftarının sempatisini kazanmak için söylenmiş saçma salak, araştırılmadan söylenmiş bir cümle. Eğer Gökçek kendisinden bedava bilet isteyenleri, eline bakanlara ve afedersiniz kendisine yalakalık yapanları falan söylüyorsa o zaman bu istatistik doğru olabilir. TSYD kupasının ASAŞ stadında oynandığı maçlara gelenler ya da izleyenler çok iyi bilir, o dağın başındaki stadda yüzde 3 dediği Gençlerbirliği taraftarı, daha fazla olduğunu iddia ettiği ve kendi evinde taraftarı daha çok olması beklenen Ankaraspor taraftarından(!) daha çoktu. Zaten Ankaraspor taraftarının kimler olduğu da çok iyi biliniyor. Ankaragücü tribününden kopup, para karşılığı amigoluk yapan isimler daha çok dediği sözde Ankaraspor taraftarı. Lig maçlarında,özellikle ASAŞ stadında, o uzak stadda oynanan maçlara bir bakılsın özetlerine, görüntülerine kimin sesi duyuluyormuş. Ankaraspor'un mazisi, geldiği yer neresi ki taraftarı olabilsin. Ayrıca Ankara'nın nüfusu 4 milyon ve gerçek Ankara'lı çok çok az. Acaba Sayın Gökçek biliyor mu ki Ankara takımlarını tutan insan sayısı kaçta bunları söylüyor. Üstüne Ankaragücü formasını giyince asarım keserim triplerine giren ve asıl takımları üç İstanbullu'dan biri olan kişileri çıkardığımızda bizden daha fazla olsa da Ankaragücü'nün de taraftarı azdır (diğer takımlara göre tabiki). Maalesef Ankara'dan bu kadar uzak bir adam Melih Gökçek. Taraftarımızın sayısı azdır lafına çok alıştık ama Ankaraspor'un taraftarının çok olduğunu iddia etmekte saçmalık ve zırvalıktır. Belediyecilik anlayışı, sanırım bu kadar iyimser düşündüğü ve hayal dünyasında yaşadığı için bu kadar kötü, yaptığı her icraati dünya harikası görüyor, laf söyletmiyor ya bu olayda ona benziyor.


Zaten fazla duramadı hemen kendi dediğiyle çelişti Gökçek. Önce Ankaraspor'un başarısızlığını seyirci bulamamasına bağladı. Gençlerbirliği maçına geldin mi diye sorarlar adama.Gençlerbirliği Maraton tribünün her maç ne kadar olduğunu hiç gördün mü? diye ikinci soruyu patlatırlar. Hadi biz Ankaraspor'dan azız Sayın Gökçek, siz taraftarsızlıktan başarısız oldunuz da bizim UEFA döneminde bugünden daha çok taraftarımız mı vardı da siz daha "annenizin liginde oynarken" biz Türkiye'yi, Başkent'i başarıyla temsil ettik. O stad ozamanlar full çekiyordu Sayın Gökçek. Futbola bu kadar ilgisizsiniz işte. Biz Ankaraspor'dan az(!) taraftarımız ile bunları yapabiliyorsak, sizin bu vaatlerinize göre neler neler yapmanız gerekiyordu. Başkalarına sevimli görüneceğim diye kendinibilmez ve çelişkili açıklamalar yapıyor Sayın Gökçek.


Gelelim 2. bombaya, diyor ki engin görüşüyle Gökçek;


"Ankara'ya 3 takım fazla... İstanbul'da 3, Ankara'da 2 takım bulunmalı (Ankaragücü-Gençlerbirliği)"


Şimdi madem 3 takım fazla ve taraftar bu futbol oyununun vazgeçilmezi, Ankaraspor'un bizden daha çok taraftarı varmış ya neden onlar değil biz hakediyoruz bu ligi? Ne kadar basit ve sevimsiz açıklamalar. Doğru bu ligi hakediyoruz Ankaraspor'dan daha fazla ama hakediş nedenlerimizi de söylemeli Sayın Gökçek. Demeli ki Gençlerbirliği Cumhuriyet ile yaşıt, köklü bir kulüp, geçmişten bu yana özünü koruyan bir taraftar profili var, kültürü var, Gençlerbirliği bu ülkenin gururudur, rengidir, Türk futboluna herşeyiyle çok şey katmıştır. Ankaraspor gibi benim kiralık adamlarımca desteklenmiyor. Kendisiyle çelişen bir adamın, Futbolun "F"sinden anlamayan bu adamın Ankara'nın büyük bir değeri olan Ankaragücü'ne el atması beni çok korkuttu. Allah vermesin Ankaragücü'nden umduğunu bulamazda bize el atarsa diye çok korkuyorum. Cavcav'ın niyetide niyet değil zaten. Ankaraspor-Ankaragücü davası görülüyor oradan bile bize pay düşüyor ilginçtir burada neyi savunuyorum bu futbol bilgisinden yoksun adama karşı. Artık Ankaragücü'nü neden istediği çok açıktır bu adamın. Tek derdi iktidar.


Gökçek'in bu açıklamalarını kaale aldığım için tartışmadım bu kadar. Sadece olayı dışarıdan izleyenlere, bu adamın ne kadar yoksun bir futbol bilgisi olduğunu göstermek amaçlı yazdım. Umarım dediği gibi 5-10 yıl içinde şampiyon bir Ankaragücü yaratabilir. Ama bu futbol bilgisiyle ilerleyen zamanlarda bahaneler ardı ardına gelecektir diye düşünüyorum. Bakalım Ankaragücü'nü kontrol altına aldıktan sonra ki hedefi neresi olacak. Bana kalırsa "tükürürüm böyle federasyonun içine" deyip belediye başkanlığından sonra Futbol Federasyonu başkanlığına soyunacak. Allah korusun!!!

1 Eylül 2009 Salı

Biraz Müzik Molası!

Birebir tanışmasam da Gençlerbirliği sevdalısı olduğunu duyduğum Öyküm Öztürk'ün grubu "Fahrenhayt" yeni albüm çıkarmış ve ilk kliplerinide yayınlamış. Facebook'ta Gençlerbirliği'li arkadaşlarım paylaşınca haberdar oldum bende. Dinledim ve izledim klibi, kaliteli bir müzik yapmışlar gerçekten. Eğlendiriyor insanı müziğin ritmi. Öyküm Öztürk grubun vokali ve gitaristi dediğim gibi yakından tanımıyorum kendisini ama Gençlerbirliği taraftarı olduğunu öğrenince hemen kim olduğunu araştırmak istedim, web sitelerini buldum. Sekme başlığında ki ufak resimlerinin kırmızı-siyah damalı bir ikon olması dikkatimi çekti. Gençlerbirliği sevdasından mı böyle bir şey yapıldı bilemiyorum ama güzel bir ayrıntı :). Dostlarımın başarılarının devamını diliyorum. Futbol ortamına biraz müzik arası veriyorum. İşte ilk klipleri:

Fahrenhayt - Yokum

http://fahrenhayt.net/

23 Ağustos 2009 Pazar

Kendi Evimizde Hapsetmeyin Bizi!


Haydigencler.com'dan ağabeyim olan ve benim blogumun en büyük takipçisi olarak gördüğüm Ahmet Günen ağabeyim bana yazdığı mesajda %5'lik deplasman kontenjanından çektiğimiz sıkıntıları dile getirmemi istemiş. Bir anda beynimde şimşekler çaktı, doğru dedim bu konu benim aklıma nasıl gelmedi. Bunun yanında ağabeyimin ricasını da kırmamak adına hemen şöyle bir araştırayım dedim. Son Beşiktaş maçı da biraz daha körükledi açıkçası beni bu konuda. Beşiktaşlıların da hakkını yemeyim =).



Futbol Federasyonun uyguladığı yasalara göre ev sahibi takım, rakip takıma yüzde 5 oranında bir kontenjan ayırmak durumunda. Ancak ev sahibi takım bu durumu gönlünce kullanabiliyor. Futbolun güzelliği tabi ki seyirci de başlıyor, görüldüğü gibi aksi bir güvenlik durumu olmazsa Futbol Federasyonu da bu güzelliği yaşatabilmek adına yüzde 5 lik bir hak tanımış rakibe. Ancak bizim gibi taraftar potansiyeli sadece yerel olan Anadolu takımları için bu uygulama çok önem kazanan bir olay. Ankara 19 Mayıs Stadında benim yıllarca gördüğüm şey yüzde 5 olayının Ankara takımlarının yöneticileri tarafından yanlış anlaşıldığıdır. Yanlış anlaşıldığıdır diyorum çünkü taraftar potansiyeli yerel olmayan İstanbul takımlarına karşı senelerce %50 kontenjan verildi. Bir "0" rakamının yanlış anlaşılması (yanlış anlama diye birşey yok aslında, yanlış anlaşılmasın tamamen iyi niyetli düşünüyorum:) ) yıllarca çok zarar verdi bize. Bir kale arkasının yanı sıra maratonumuzunda yarısını rakiple paylaştık. Durum böyle olunca yıllar boyu kendi evimizde deplasmandaymış gibi hissettik. Bizim maça gelen taraftarımız belli, oysa Ankara'da Mersin'de Malatya'da kısacası Türkiye'nin her bir yanında taraftar potansiyeli olan takımlar için büyük stadları doldurmak çokta problem değil. Haliyle sesimiz duyulmadı yıllarca ve bunun mücadelesi başladı taraftarlar arasında. Yönetimin böyle bir politika gütmesinde ki en önemli sebep maç hasılatı tabiki. Senede 3 kere uğruyor bu takımlar ve yönetimde ne kadar vurgun yaparsak o kadar kar düşüncesiyle stadın kapılarını rakip taraftara sonuna kadar açıyor. 3-5 kuruş fazla kazanabilmek adına yapılan bu uygulama yüzünden sadece kaybedilen maçlar olmadı. Kaybedilen çok şey oldu bana kalırsa, kalbi kırılan taraftarların dışında belki de o maça Gençlerbirliği taraftarı olmak niyetiyle gelen çocuklar rakibi gördükleri için özenip onların yanlarında yer aldılar. Sonrasın da yetmezmiş gibi sayın başkan İlhan Cavcav çıkıp Ankaralılar bize sahip çıkmıyor dedi yıllarca. Bunu derken hiç mi düşünmedi bilet fiyatlarını makul mu yaptık? diye, rakibe bu kadar yer vermekle iyi mi ettik acaba diye? Hiç sanmıyorum bunların düşünüldüğünü, tamamen para kaygısıyla 3-5 kuruş fazla kazanmak için yok sayıldık ve sonrasında sahip çıkmıyoruz suçlamasıyla karşı karşıya kaldık.



Geçen sene en azından maratonu kurtarmayı başardık ama yine de büyük potansiyele sahip takımlara karşı yetmiyor. Eğer bu takımların Ankara'da taraftarı olmasa İstanbul'dan gelenler ile kale arkasını doldurmaları bile zor %5'lik kontenjan kuralına bile gerek kalmadan sadece ufak bir bölümü doldurabilirler ama şehir bilincinden çok başarıya göre takım tutan insanlar yüzünden kale arkası tam doluyor buda zor başa çıkacağımız bir rakip anlamına geliyor. Ahmet ağabey bana attığı mesajda 3 istanbullunun bu kuralı titizlikle uyguladığından bahsediyor. Çok doğru bir tespitte bulunuyor. Şimdi denecek ki Gençlerbirliği taraftarına tüm stadı açsak ne kadar doldurabilecek. Durum Gençlerbirliğiyle pek alakalı değil tabi ancak bizim şikayet ettiğimiz durumu 3 istanbullu Eskişehir, Bursa gibi takımlara karşı yaşayabileceği için bu kuralı titizlikle uyguluyor. Çünkü bu örnek verdiğim takımlar Anadoluda taraftar potansiyeli yüksek takımlar ve 3'ün 5'in derdini yapmadan bu kuralı uygulamak zorundalar bu taraftar karşısında ezilmemek için. En basitinden geçen seneki Beşiktaş-Eskişehir maçı örnek gösterilebilir %5'lik kural İnönü'de uygulanmasına rağmen Eskişehir'liler Beşiktaşlıların sesini yer yer bastırdılar. Eskişehir ve Bursa gibi takımlarda bu kuralı rahatlıkla uygulayabiliyor kendi sahalarında. Hoş onların stadı dolduramama gibi hasılata bakan dertleri çok yok ancak herşeye rağmen rakibi kendi evinde boğabilirsin bunun bilincinde olan takımlar. Bizim yöneticilerin bu takımlardan daha fazla bu bilinçte olmaları gerek. Ankara kozmopolit bir şehir, gerçek Ankaralıların az olduğu dışardan çok fazla göç alan bir şehir. Böyle bir ortamda her ne kadar şehir bilincini yaygınlaştırmak istesekte herkesin takdiridir zor bir durum. Bunu başta bizim takımın yöneticileri bilip Ankara'daki maçlarımızda buna göre tavır ve karar almalılar. 3 İstanbul takımı bizim maçları deplasmandan çok içeri maçı gibi görmeye başladılar. Bunu sağlayan bizden çok yönetimin ta kendisidir. Biraz baktım bizden başka bu derdi çeken kimler var diyerek internetteki eski arşivleri okuduğumda Antalyasporluların bu durumdan çok müzdarip olduğunu ve yönetime yönelik bu konuyla ilgili yazılar yazdıklarını gördüm.


Bu haberlerin yanısıra birde bu İstanbul takımlarının bize az yer verildi diye dert etmesi var. Antalyaspor öğrendiğime göre 2 senedir bu uygulamayı yapıyormuş başarıyla, tepkileri sonuç vermiş ancak bir Galatasaray maçında Galatasaraylılar bize az yer verildi diyerek isyan etmişler. Bu düpedüz yüzsüzlüktür. Taraftar potansiyeli ne kadar çok olursa olsun sen deplasman takımısın bunu yaşaman gerek oldu olacak Antalyaspor maça da çıkmasın bedavaya yenin gidin. Böyle şeylere taviz verip %5'ten fazlasını verince bu kulüplere bizim maçlarımızı deplasman görmemekten çok iyice tepemize çıkıyor kendi evimizde bize küfür ediyorlar. Son maçta yaşadığımız buna bir örnek. Son maçta http://www.uzunpaslar.com blogunun sahibi sayın Göksel Sert bizim çok haraketli olup yer yer Beşiktaş taraftarının sesini bastırdığımızı söyledi. Ancak %5'lık kontenjana sadık kalınsaymışta Beşiktaş o köşeye hapsedilseymiş neler olabilirmiş hiç düşünmüş müdür yöneticilerimiz?


Beşiktaşlıların veya Fenerbahçelilerin kendi evimizde o kadar yere sahip olup bir de üstüne bizi sesleriyle yokedip anamıza bacımıza küfür etmeleri hoşlarına mı gidiyor? "Gençler kümeye" tezahüratı kulaklarına bu kadar mı hoş geliyor? Tamam belki yöneticilerimizin içinde has Gençlerbirliği taraftarı, sempatizanı yok ve o küfürlere bu kadar aldırış etmiyorlar ya da biz zaten küfür yemeye alıştık deyip alışmış kudurmuştan beterdir komedisini oynuyorlar ancak yönettiğiniz, ekmeğini yediğiniz takıma ve bu takımın taraftarına edilen hakaretler hiç mi içinizi acıtmıyor? Bu bize yapılan zulümdür. Bilet fiyatlarını bile bir kenara bırakıyorum çünkü dün maça gelen çoğu seyirci kombine sahibiydi. Böyle ucuz kombine uygulamaları çok başarılı ve taraftar toplamak için güzel bir olay ancak bunların yanında rakibi 19 mayısın en ücra yeri gibi duran o köşeye sıkıştırırsak sayısal anlamda üstünlüğün yanında moral olarakta üstün oluruz. Dün kim ne derse desin eğer o halde Beşiktaşlıların seslerini bastırabildiysek, onları köşeye sıkıştırdığımızda yaşayacağımız şenlik ve takımımıza vereceğimiz destek çok farklı olacaktır. Ankara bizim evimiz insanlara şehir bilincini anlatmanın yoluda güzellikle açıklamanın yanında böyle zorlamaktan da geçiyor. O zaman Ankara'da yaşayan Galatasaray'lı burada bu takımı tutmak çok zor diyecek yeni gelen nesiller, çocuklar bizi daha güzel görecek ve rakibi ezdiğimizi gördükçe bizim yanımızda yer alacak. Böyle böyle taraftar toplayabiliriz.


Parayı düşünen yöneticilerimize sesleniyorum. Bu kazandığınız hasılatların transfere veya başka birşeye katkısını göremiyoruz zaten vazgeçin artık biz kendi evimizde deplasman muamelesi görmek istemiyoruz. Tribünlerimiz boş kalsada futbolcuların emeğini düşünün onlara bari deplasman havası yaşatmayın bu %5'lik uygulamayı ilk haftaki Kayseri maçında yaptığınız gibi her maçta uygulayın. Şu takıma, şu oyuna halihazırda daha iyiye gitmesi muhtemel şu taraftara yazık etmeyin kalan maçlarda uygulayın bu kuralı lütfen.

Beşiktaşlılık Duruşu Böyle Birşey Mi?


Beşiktaşlılık duruşu diye senelerce bağırdılar, çağırdılar TV'lerde, orada burada. Hiç anlamadığım bir olaydır bu. Beşiktaşlı olmak bir ayrıcalık diyorlar, sadece Beşiktaş'a yüklemiyim bunu Fenerbahçe, Galatasaray da söylüyor bunu. Ayrıcalık gördüğünüz nedir kardeşim? Hanginiz Beşiktaş'ı tutuyorsunuz diye çok elit bir müzikalin V.I.P locasında konuk edildiniz? Her taraftar kendi takımını özel görür ve rakibi ezme çabası içinde bu tür lafların edilmesi normal diyelim. Peki ya rakip taraftan biri size "siz şöylesiniz, siz böylesiniz" diye sataştığında ortaya çıkan Beşiktaşlılık duruşu dediğiniz, saygılı olmak, "sizinle aynı seviyeye inmeyeceğim" demekse, bu duruş her an kendini bozabilir mi? Bu da Beşiktaşlılık duruşu içinde midir?


Çok merak ettim bizim maçta yapılanları görünce nedir bu Beşiktaşlılık duruşu? Eğer bir Beşiktaşlı bana deseki tribünleri izle, bizi izle işte budur Beşiktaşlılık; benim gördüğüm tek şey kendi arasında kavga eden Beşiktaşlılar ve durduk yere rakibe küfür eden Beşiktaşlılar. Çok merak ettim onlar ne diyor diye bu duruma. Önce çok yakın arkadaşıma sordum Beşiktaşlı olması münasebetiyle. İlk anlattığı her taraftarın ortak duyguları oldu bana. Bunları geç bu küfür meselesi Beşiktaşlılığın neresinde dedim? Verdiği cevap biraz geçiştirme her maçta küfür olur demek oldu. Tamam kabul ediyorum bireysel olarak çok sinirli olduğum anlarda bende küfür ediyorum ancak her maçta normal olarak edilen birşeyse bu "toplu küfür" biz Gençlerbirliği taraftarları neden küfür etmemeyi kendine bir ilke haline getirmiştir biz taraftar olmanın gereklerini yerine getiremediğimizden mi? Alakası yok Beşiktaşlılık ya da Gençlerlilik diye bir kült oluşmuşsa, bunu yıllardan bu yana sağlayan bazı ilke ve kültür durumları vardır. Gençlerbirliği taraftarı yıllardan bu yana gelmiş alışkanlığını, ilke edindiği bazı değerleri koruyor küfür etmeyerek ben bunun bilincindeyim. Bu cevap tatmin etmeyince Çarşı'nın forumu olarak bilinen sitelerine girip göz attım biraz diğerleri ne demişler diye. Beşiktaşlılık duruşunu kendince açıklayan bir taraftar rakibine saygı duymak, kendine edilmesini istemediği bir küfürü başkasına etmemek gibi cümleler kullanmış yazdığı yazının içinde, bir kaç kişi de buna katılmış. Peki Beşiktaşlı neden küfür ediyorsun durduk yere? İlk başta kalecimiz Serdar Kulbilge'ye küfür edildi. Hadi maç içinde biraz zaman geçirmeye yönelik haraketlerde bulununca sinirlendin yaptın bir terbiyesizlik. Gözün karardı, şöyle böyle oldu vesaire peki ya bizim sesimiz çıkınca bize edilen küfür nedir? Maçta galip gelememenin, desibel rekorları kırıp taraftarı az diye dalga geçtiğiniz Gençlerbirliği taraftarının sesi sizden çok çıkmasının verdiği hazımsızlık mıdır Beşiktaşlılık duruşunun kriterlerini her an değiştirebilecek olan?


Durup durduk yere "hepiniz o... çocuğusunuz" tezahüratı Beşiktaşlılığın neresinden geliyor. Biz saygın taraftarız, ayrıcalıklıyız derken bunu mu kastediyorsunuz? Küfür etmek ayrıcalık olamaz hiçbir zaman hele ki durduk yere küfür etmek tamamiyle bir eziklik göstergesidir. Eğer büyüklüğünü, ayrıcalığını ilan ediyorsan göstermek zorundasın gerçektenle duruşunla. Ama benim gördüğüm Beşiktaşlı durmadı maç sırasında birbirine dahi girdi. Aynı duyguları, aynı hisleri paylaşan, Beşiktaş ortak paydasında biraraya gelen taraftarın orada birbirine girdirecek durum ne olabilir ki? Buda mı Beiktaşlılık duruşunun içinde? Beşiktaşlı demek haksızlığa isyan etmek diyorlar, haksızlığa isyan ederken cezasını da kendin mi vermen gerekiyor? Kendi kardeşini dövecek kadar nedir gözünü karartan, sonrasında Beşiktaşlı duruşumuz var dedirten? Biz Gençlerbirliği taraftarı olarak, maçlarda omuz omuza tezahürat etmeyi benimsemişiz, aynı renklere, aynı duygulara sahip insanlarla oturmayı, konuşmayı kendimize zevk edinmişiz. Beşiktaş'ın marşında diyor ki: " Beşiktaşlıyız Beşiktaşlı, anlayamaz kimse bu aşkı" sanırım doğru söylüyor biz asla aynı duyguları paylaşan insanlar neden birbirlerine girer , neden durduk yere küfür ederler anlayamayacağız.


Durduk yere küfür yememize rağmen ve hatta çok sinirlenmemize rağmen bireysel olarak edilen küfürleri ayrı tutuyorum, -doğrudur hakkımız olduğunu düşünerek bizde ettik diyorum- toplu olarak küfür etmedik rakibimize. Hep birlikte ettiğimiz tek tezahürat "İstanbul Çocukları" oldu. Bazı Beşiktaşlılar bu duruma alınıp ıslıkladılar. Ama biz haklıydık Ankaralı veya başka şehirli olarak Beşiktaş'ı orada destekleyip, bizede küfür ettiysen sen bir İstanbullusundur. Bunun alınılacak hiç bir yönü yok neden alınıyosun hele ki Beşiktaşlılıktan, duruştan bahsederken. Geçen sene de "Gençler kümeye" diye bağıran rakibine saygılı Beşiktaşlılara diyeceğim tek şey, Avrupa'da bağırarak basının, Türkiye'nin övgüsünü alabilirsiniz, en ateşli siz olabilirsiniz ama bu maçta da anladım ki kendi kendinize girmenizle, eziklik gösterip rakibe küfür etmekle asla büyük olamayacaksınız insanların gözünde. İnsanlar zerre kadarda umrunuzda değil zaten her yerde gösteriyorsunuz bari duruşumuz var diye ortalarda gezinmeyin artık.
*Not:Resim klasspor.com adresinden alıntıdır.

11 Ağustos 2009 Salı

İşte Bizim Farkımız, Biz Centilmen Gençlerliyiz!


Yönetimden taraftara yani bizlere teşekkür gelmiş, hoşgelmiş. 3 sezondur berbat takıma rağmen tribünlerde belli bir çekirdek kadroyu oluşturmaya çalışıyoruz. Elit Gençlerbirliği taraftarı takımına bağlılığından dolayı kırılgan yapıda, bu sebeple sonuca daha doğrusu güzel oyuna göre stadımız doluyor. 3 yıldır taraftarını küstüren Gençlerbirliği yönetimine rağmen son hız desteğe devam ediyoruz. Troisi'nin etkilenmem bu seyirciden açıklamasına karşın basında da tepkilerimiz yer buldu. Taraftarı yok diyenlere inat biz buradayız mesajını her zaman olduğu gibi bu maçta da çok güzel verdik. İyi sonuçlar geldikçe centilmen Gençlerbirliği taraftarı her şartda tribündeki yerini alacaktır daha büyük kitlelerle. Küfürsüz, sohbetlerin futbol kültürüne uygun olduğu, sonuçtan çok oynanan futbolun önemli olduğu, kırmızı-siyah formanın güzelliğini seyrettiğimiz tribünlerimiz, taraftarı yok diyenlere inat futbol kültürü dersini, taraftarlığı holiganlık arsızlık sananlara verecektir. Bende adıma kulübümüze bu mesajdan dolayı teşekkürlerimi sunarım. İşte teşekkür mesajı:



12’inci adama teşekkürler

"2009 – 2010 sezonunu Kayserispor mücadelesiyle açan ve bu karşılaşmayı golsüz beraberlikle tamamlayan takımımıza tribündeki 12’inci adamdan büyük destek geldi. Maraton, kale arkası ve kapalı tribünde gerek bilet gerekse kombine kart alarak bizlere ilk maçta destek olan taraftarlarımıza Genel Menajerimiz Ercüment Cem Onuk teşekkür etti. Onuk, futbolun en önemli tamamlayıcı unsuru olan taraftarların; bundan sonra da takımımıza verdikleri desteğin artarak devam edeceğine inandığını sözlerine ekledi."


www.genclerbirligi.org.tr
Related Posts with Thumbnails
Bu blog BloggerV.com üyesidir.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Bu Blogda Ara