31 Aralık 2009 Perşembe

Alparslan Erdem Gençlerbirliği'nde!!!

Galatasaray'ın genç sol beki Alparslan Erdem Gençlerbirliği'nde. Galatasaray'ın geçen sezon Werder Bremen II takımından aldığı gurbetçi futbolcu, bu sezon ki oyunuyla teknik direktör Frank Rijkaard'ın gözüne giremedi. Gözden çıkarılan genç sol bek ile 2.5 yıllık sözleşme imzalanacak.



Alparslan Erdem Kimdir?



Alparslan Erdem, Almanya doğumlu 21 yaşında sol bek oyuncusu. 1988 doğumlu futbolcu futbola 1994 yılında Almanya'da başladı. 2006 yılında Werder Bremen'in 3. ligde ki genç takımına transfer oldu. 2006-2008 yılları arası Werder Bremen II formasıyla 38 maça çıkmış. 2007 yılında ümit milli takıma seçilen genç futbolcu, ümit milli takım formasını 6 kez terletti. 2008 yılında Galtasaray'a transfer olan Alparslan, 9 resmi maçta forma giydi. Çıktığı maçlarda umut vaadeden futbolcu, Rijkaard'ın başa gelmesiyle gözden düştü.



Sol bek sıkıntımıza derman olması beklenen futbolcu için ne kadar bonservis bedeli ödeneceği açıklanmadı. İlhan Cavcav'ın kündesine gelmezsek iyi bir transfer yaptık bana göre. Ancak açıklanmayan transfer bedeli kafalarda soru işareti bıraktı. Galatasaray'ın talip olduğu Orhan Şam bu transferde kullanılmış olabilir. Bana kalırsa Orhan Şam ile bir miktar para alırsak sorun değil ancak, Galatasaray'ın bir diğer talip olduğu isim Mustafa Pektemek'in gitmesinden korkuyorum. Galatasaray bu kadar istediği isim varken kolay bir transfer yapmamızı sağlamaz gibime geliyor. İşi yokuşa sürüp istediğini almak ister. Orhan Şam defalarca İstanbul takımlarına gitmek istediğini deklare etti bu sebeple tutmanın anlamsız olduğunu düşünüyorum ancak Mustafa Pektemek giderse halimiz yaman olur ikinci devre.

27 Aralık 2009 Pazar

Son 10 Yılın En İyi Gençlerbirliği 11'i

2010 yılına girmemize sadece çok az bir süre kala milenyumun kadroları yazılıp çiziliyor. "Son 10 yılın en iyi .... kadrosu" şeklinde haberlere çok sık rastladım. Eminim sizde rastlamışsınızdır. Herkese Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray kadrosu yazınca, Gençlerbirliği'de bu son 10 yıla, 4 Türkiye Kupası finali, bir lig üçüncülüğü ve UEFA Kupası'nda şampiyon Valencia'yı yenebilen tek takım olması ünvanıyla damga vuran takımlardan. Bende Son 10 yılın bana göre en iyi kadrosunu derledim efendim buyrun.

Patrick J. Hortentia Nijs(Kaleci): Kaleci Patrick, Belçika'dan gelen yabancı kalecilerimizden. Türkiye Kupası'nı Fenerbahçe'nin elinden Kayseri'de aldığımızda emeği büyüktü. Penaltılara kalan mücadele de kurtardığı penaltı atışlarıyla ve oynadığı sezon boyunca yaptığı kurtarışlarla uçan kalecimiz oldu. Taffarel'in Galatasaray'dan ayrımasından sonra adı Galatasaray ile anılsada, transferi gerçekleşmedi. Ulubatlı Gökhan (Tokgöz) en sevdiğim kalecide olsa, Patrick bu takımda gördüğüm en iyi kaleciydi.



Lars Fredrik Risp (Stoper): Risp başarılı UEFA sezonunun ardından El Saka'nın boşluğunu doldurmak üzere getirildi vatandaşı Jardler ile birlikte. Sol bekte oynayan Jardler, Filip'in boşluğunu dolduramasada, El Saka-Ümit Bozkurt ikilisinin dağılmasıyla savunma problemi çeken Gençlerbirliği'nde Risp adı Traore ile oluşturdukları ikili ile unutulmazlar arasına girdi. Hücumu beceremeyen Gençlerbirliği'nde defansta tek direnen adam olan Risp'in devre arasında yaşlandı bahanesiyle bir anda Trabzon'a satılması bizlere soğuk duş etkisi yaratmıştı. Çok kısa oynasada, Cavcav'ın para hırsına kurban olsa da, bizlerin unutulmazları arasındadır. Gittiği Trabzon'dan aldığı parayla en çok kazanan İsveçli futbolcular sıralamasında ilk 10'a giriş yapmıştı bir anda ancak bizden sonra kimsede tutunamadı.



Abdel Zaher El Saka(Stoper): UEFA döneminin kahramanlarından, alınan üçünlükte vatandaşı Ahmed Hassan ile baş mimarlardan. Sevimli Türkçesi ile de gönlümüzde ayrı taht kurmuştu. UEFA'nın ardından adı İngiliz takımlarıyla anılsada birdenbire Konyaspor'a transferi şaşırtmıştı bizleri. Gidişinin ardından ağır yara alan savunma Risp'in gelişiyle biraz toparlansa da O'da gidince can çekişmeye başladı. 33'ünden sonra tekrar geldiği Gençlerbirliği'inde takımın çehresini bir anda değiştirmiş. Teknik direktörler bile bu duruma şaşırmıştı. Giray Bulak bir maç sonrası "Bir futbolcu, bir takımın çehresini ancak bu kadar değiştirebilir" diyerek El Saka'nın değerini anlatmıştır. Samet Aybaba'nın ırkçılığına maruz kalıp tekrar gönderilsede, taraftarlar hep O'nun yanında oldu.






Ali Tandoğan(Sağ Bek): Denizlispor'dan UEFA tecrübesi var diye geldiği Gençlerbirliği'nin sağ bekinde yeni bir soluk oldu. Sağdan bindirmeleriyle, ofansif yönüde kuvvetli olan bir defans olarak büyük ilgi topladı. Olgunlaşma döneminin Gençlerbirliği'nde tamamladı desek yanlış konuşmayız. Bizden sonra gittiği Beşiktaş'ta pek verimli olamasada şu an Bursa formasıyla en iyi futbolunu oynuyor. UEFA'da ve ligde attığı frikiklerle özellikle dikkat çekiciydi. Özellikle Lisbon'da oynadığımız Sporting Lisbon maçında, Portekiz Milli Takım kalecisi ve EURO 2004'de çıplak eliyle kurtardığı penaltıyla kahraman olan Ricardo'yu oldukça uzak bir mesafeden avlaması asla unutulmayanlar arasında. Beşiktaş'a transferi kesinleştiğinde dahi taraftarlar bağrına basmıştı, hatta ayakkabısından tozluğuna kadar eşyalarını veda maçında taraftarlara göndermişti. Ali Tandoğan'dan sonra iyi bir duran top üstadı olmadı Gençlerbirliği'nin.



Filip Daems(Sol Bek): O'nu hangi kelimeyle tarif etsek azdır. Sanırım en doğrusu "profesyonel" demek olur. Efendi kişiliği, oyunu, görev adamı oluşuyla "işte örnek futbolcu" dedirtti yıllarca tribünlere. Şu anda bile sorsanız Gençlerbirliği'ne gönül vermiş isimlere, usanmadan sıkılmadan anlatırlar Filip'i. Dillerinden düşürmezler, "gelmedi hala O'nun gibisi" diye dert yanan çok olacaktır. Valencia'yı yıktığımız maçta gelen tek gol de kendisine aittir. Sözleşmesi sona ereceği sene, kulübe para kazandırmak için başkanla konuşup, "zaten gideceğim, isteyen var satın beni, para kazanın." diyerek Türk futbolcuların hiç birinin gösteremediği profesyonelliği göstermiştir. Almanya liginde hala Mönchengladbach maçlarını izlerken gözüm arar kendisini. Son Türkiye-Belçika maçında sonra oyuna dahil olduğunda garip bir sevinç yaşadığımıda itiraf ediyim.





Okan Koç(Sağ Kanat): "Kaybolan Yıldızlarımız" başlığı altında değinmiştim kendisine. UEFA'lı döneme kalamasa da lig üçüncüsü olduğumuz sezon ışıl ışıl parlıyordu bu genç. Genç Milli Takım'da oynarken bugünün yıldızı Cristiano Ronaldo'lu Portekiz karşısında gösterdiği performansla dünyanında "wonderkid"lerinden biriydi. Çalım atmadan yoluna hiç devam etmesede çoğunlukla başarılı oluyordu bu hamlelerinde. Beşiktaş'tı, Galatasaray'dı derken dönemin Mehmet Topuz olayı olan Okan Koç Ümit Milli Takımı kaptanlığı'nı da Gençlerbirliği forması gibi bir kenara koyup yok olup gitti.



Thomas Zdebel(Orta Saha): Bir profesyonelden daha bahsetmek gerekirse Thomas diyebiliriz aslında. Uzaktan sert şutlarıyla, top dağıtmasıyla takımın beyniydi. Akılcı hareketleri, güçlü fiziği ile bir döneme damga vuran isimdir. Gidişinden sonra "O'nun gibisi gelmez" diyenlerdendim bende. Unutulmazları arasında, Beşiktaş'ın efsanesi Pascal Nouma ile birbirlerine tükürmeleri ve her fırsatta kavga etmeleri de var. Dünya klasiklerinde gösterilmesi gereken kupa maçında Nouma ile yine kavga ederek kırmızı kart görmesinden hatırlayacaksınızdır. Duyduğuma göre biraz ırkçı biriymiş Thomas. Bu ırkçılığını sadece Nouma yansıttığını gördüm, onun dışında oldukça efendi oluşu ve futboluyla tanıyorum kendisini. Aynı Filip gibi kızı doğunca Almanya'ya dönmek istemiş ve para kazandırarak gitmiştir. Bugün bile ilerleyen yaşına rağmen değerli bir futbolcu olduğunu bizden gittiği Bochum takımından Leverkusen'e transferinde yarattığı etki ile görebilirsiniz. Bochum takımı 35 yaşında ki kaptanlarının gitmesini sindirememiş ve bütün tribün "8" numara "Zdebel" yazan kağıtlar kaldırmıştır.

Josip Skoko(Orta Saha): UEFA döneminin yıldızlarından, Katar'a transferi gündemdeyken, Genk takımından tarihimizin en yüksek transfer bedeli olan 2 milyon euro'ya transfer edildi. Bu anlamda cimriliğiyle bilinen başkanı bile kendisine hayran bıraktırdığını anlayabiliriz sanırım. UEFA'da Blackburn'un kalecisi Friedel'a orta saha'dan attığı aşırtma hala silinmedi hafızamdan. Parma maçında ki tek golüyle gelen galibiyette unutulmaz. Sert şutları, akıllı top dağıtışıyla Thomas'ın yerini dolduran tek adamdı kendisi. Ziya Doğan'ın takıma gelmesi ve tercihlerini İsmail Gülderen, Ayman gibi "Kasap" statüsünde ki oyunculardan yana kullanması Skoko'yu harcadı maalesef. Ayman'dan kat kat üstün olan tekniğine rağmen Ziya Doğan'ın isteğiyle serbest bırakıldı. Gittiği yer ise İngiltere Premier Ligiydi. Ziya Doğan'ın bu takıma verdiği en büyük zarardır böyle bir ismi göndermesi.


Ahmed Hassan Kamel(Orta Saha/Forvet): Gençlerbirliği'nin üçüncü olduğu sene takımın gol yükünü çeken kah orta saha, kah forveti oldu Ahmed Hassan. Fenerbahçe'li Alex'in koşan versiyonuydu kendisi. Akıl dolu arapasları ile Gençlerbirliği'nin 10 numarasıydı kendisi. Zaten kendisinden önce 10 numara diyebileceğimiz bir tek Thomas oldu, kendisinden sonra ise hiç kimse olmadı. Kupa maçında 6-1 yendiğimiz Göztepe kalesine gönderdiği 5 golü hiç unutmuyorum. O zaman ilk okul kırışlarımdan birine imza atıp okulun karşısındaki pastaneden izlemiştim bu maçı. Beşiktaş'a transfer olduğunda umut bağlandı ancak Lucescu'nun kurbanı oldu kendisi biraz. Gençlerbirliği'nde Youla ile birlikte çektiği gol yükünün, takımdan ayrılınca ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık.






Mustafa Pektemek(Sol Kanat): Mustafa Pektemek saydığım kadronun şu an takımda bulunan tek ismi. Yıllardır yaşadığımız sol kanat problemlerimimizin ilacı oldu diyebiliriz. Geçen sezon forvet oynamış olsada, bu sezon Thomas Doll tarafından sol kanatta oynatıldı. Yumuşak bileklere sahip bir isim. Genç yaşına rağmen şu an Gençlerbirliği'nin gol yükünü çeken isim. Özellikle etkili kafa vuruşları dikkat çekici. Sakaryaspor'lular kendisini "Yeni Tuncay Şanlı" olarak lanse ediyor. Bu sezonun gol krallığını domine eden yabancıları arasında "en çok gol atan Türk futbolcu" olarak dikkat çekiyor. Gelecek 10 yıla kadar takımda kalırsa daha çok damga vuracağa benzer. Yaşı çok genç ve tecrübe etmesi gereken çok uzun bir yol var önünde. Taraftarların en çok sevdiği oyunculardan. "Mustafa Pektemek, Gol Demek, Gol Demek" tezahüratı her maçta dilden düşmüyor. Bu tezahüratın da hakkını şu an veriyor kendisi. Eğer son Galatasaray maçında sakatlanmasaydı, bana göre herşey çok daha farklı olabilirdi.



Andre Kona N'Gole(Forvet): İşte Gençlerbirliği'nin gerçek efsanesi. FM oyununda kendisi Gençlerbirliği'nin ikonlarından olarak gösteriliyor. İlhan Cavcav'dan sonra ki efsane kim diye sorsanız eminim çoğu kişi Kona ismini verecektir. Türkiye Ligi 100'ler kulübünün tek yabancı üyesi kendisi, takdir edersiniz ki Gençlerbirliği'nin de en çok gol atan ismi. 2000'lerin başında takımda ayrılmışta olsa, son 10 yıl içinde oynadığı için kattım kadroya. Ümit Karan ile oluşturdukları forvet ikilisi dağıldıktan sonra şu an içinde bulunduğumuz dakikaya kadar Gençlerbirliği forvet sorunu çekti. Asla ikisinin yerini özellikle Kona'nın yerini tutan olmadı. Kona'yı taraftarlar için asıl özel yapan ise,Antalyaspor forması ile Gençlerbirliği'ne attığı gole üzülen Kona'ya neden üzüldüğünü soran muhabirin aldığı yanıttır. Kona "Siz bilmiyor, benim takım Gençlerbirliği" diyerek o bozuk Türkçesi'nin de verdiği tatlılıkla Gençlerbirliği sevdalılarının gönlüne locadan oturmuştur. İsminde bile büyü vardır. Türkiye'ye birlikte geldiği Mosheu ve Kushe ile sadece Gençlerbirliği'ne değil Türk futboluna da damga vurmuş, renk katmıştır.
Daha kadroya almadığım o kadar çok isim vardır ki, Mehmet Nas, Youla, Erkan Özbey, İlhan Eker bunlardan sadece bir kaçı, Beşiktaş'ı tek başına yıkan Babangida, Hız makinesi M'Bayo gibi çok efsane var ancak maça çıkabilecek mevkilerine göre bir 11 seçtim. İsim isim gitmedim. Tamamen bana göredir. Yoksa efendiliği ve bu takım için verdikleriyle Mehmet Nas'ı asla unutamam, Ankaragücü'nü yendiğimiz maçta orta sahaya diktiği bayrakla ve müslümcü kişiliğiyle çılgın kalecimiz Gökhan Tokgöz'ü asla silemem hafızamdan. Bir tek teknik direktör kaldı sanırım. Ben size iki tane isim vereyim siz kendiniz seçin. Ersun Yanal mı? Thomas Doll mu? Yazı ile görüşlerinizi yorum kısmında paylaşırsanız sevinirim özellikle son sorumun cevabını büyük merak ile bekliyorum.

26 Aralık 2009 Cumartesi

Galatasaray Harbuzi'nin Peşinde(ymiş)!


Bugün "FANATİK" gazetesinin haberinde Galatasaray'ın Harbuzi'yi istediği yazıyordu. Çok ilginç buldum haberi. Bizde ilk 11'e girmekte zorlanan adamı alıp Elano'nun yerine mi koyacaklar acep?


Cavcav'ın 3 milyon euro istediği de yazıyordu ya, Adnan Polat araların da Alparslan Erdem'in de olduğu 4 genç isimle takas teklifi götürmüş Cavcav istememiş.Fanatik gazetesinin yalan haberlerindendir yine ancak Harbuzi böyle isteksiz oynamaya devam ederse , 4 genç ile takas fikri hiç fena durmuyor.

23 Aralık 2009 Çarşamba

GOAL.com'dayım....


Tanıştığımız günden bu yana desteğini üzerimden eksik etmeyen FourFourTwo dergisi editörlerinden Ali Ece sağolsun Gençlerbirliği muhabiri olarak çalışmak isteyip istemeyeceğimi sordu. Tabi ki seve seve kabul ettim. Artık GOAL.com Türkiye sayfasındayım. Bloga da devam aynı zamanda. İşler de değişti biraz artık röportajlarla da süsleme niyetimiz var. İlk yazım yayınlandı umarım beğenirsiniz...

Takvim Gazetesi Rüya Görmüş!


Takvim Gazetesi bugün Almanya'nın ünlü "Kicker" dergisine dayandırarak, Thomas Doll'un topun ağzında olduğunu yazmış. Sabah okurken spor sayfalarını "lan?" diye tepki verdim istemsiz. Zaten bu korkuyla yaşıyoruz, transfer yüzünden Cavcav ile arası açıldı zannettim Thomas Doll'un. Ancak haber, son Galatasaray maçında ki mağlubiyet ile Thomas Doll'un kredisinin tükendiğini ve gönderileceğini yazıyordu. İnanmadım, büyük ihtimal yalan haberdir diye geçiştirdim. Bloga yazıyım neyin nesidir bu haber, belki bilgisi olan vardır diye düşünürken ders saati geldi yazamadım. Tam bu haberi girmek için açtım siteyi gözüme başka bir haber çarptı.


"Thomas Doll sözleşmesini uzatıyor" yazıyordu. Açıp baktığımda, Kicker dergisinde aslında gönderilme haberinin hiç olmadığı, Takvim gazetesinin uydurduğu yazıyordu. Tahminim doğru çıktı, zaten Thomas Doll'un böyle bir kredisi olamazdı ki. Geçen sene hatta evvel ki sene takımın hali ortada, ilk yarıyı 7. bitirmek muazzam başarı. Galatasaray'a yenildi diye mazaret göstermek bizim yönetimin aklına gelebilir bir durum olsa da böyle bir işe girişceklerini düşünmedim. Haliyle girişmemişler. Thomas Doll'un sözleşmesinde ki opsiyon kullanılıp 2011'e kadar Gençlerbirliği'nde kalması sağlanacakmış. Teknik adamlarla çok anlaşamayan İlhan Cavcav'da bu işe sıcak bakıyormuş. Tek pürüz ise tahmin edileceği üzere ufak bir maddi durummuş. Neyse o halledilir, Cavcav istemiş ya kalmasını daha ne isterim.


Takvim Gazetesi neden böyle bir haber yapma ihtiyacı duymuş anlam veremedim. Zaten kırk yılda bir bizim haberimiz yapılır onuda uydurma yapsalarmış keşke. Sanırım Takvim rüya görmüş, baksanıza tersi çıktı.

22 Aralık 2009 Salı

Djite'ye Af (!)


Gönderilmesi gündemde olan 3 siyahi futbolcudan Djite'ye af çıktı. Patiyo Tambwe ve Jacques Momha ile birlikte gönderilmesi gündemde olan Bruce Djite antremanlarda ki formuyla Thomas Doll'un gözüne girmeyi başarmış. Sezon sonuna kadar şans verilecekmiş kendisine gelen haberlere göre.


Zaten revizyon olayı açıklanmaya başlandıktan sonra yazdığım yazıda, bir ihtimal Djite'nin kalabileceğini söylemiştim. Sebebim yükselebilecek bir form değildi. Sebep olarak İlhan Cavcav'ın para politikasını göstermiştim ki bu yükselen form grafiği haberi bana kalması yönünde ki başlıca etkenlerden biri olarak gözükmüyor hala. Nedenini bir kez daha açıklayacak olursam, yazın Güney Afrika'da düzenlenecek 2010 Dünya Kupası'nda Avustralya Milli Takımıyla boy gösterecek Bruce Djite. Bir takıma yüksek bir fiyatla oyuncu satmak için Dünya Kupası'ndan güzel raf olamaz elbette. Olası bir patlama da göz önüne alınırsa kurt başkan İlhan Cavcav için biçilmiş kaftan bu durum.


Hiç bir şeye sözüm yokta, Djite takımda kalacak diye becerikli bir forvet almazsa bu takım, yine Cavcav'ın kurbanı olacak gibi. Thomas Doll baskı yapsa bi türlü, yapmasa bi türlü. Zıt düşecekte Cavcav'la gönderilecek diye ödümüz kopuyor zaten. Bakalım ara transfer dönemine sayılı günler kala başka ne gelişmeler olacak?

Youla Geri Dönse(?)


Türk futboluna bizim kazandırdığımız isimlerden biri olan Souleymane Youla, Eskişehirspor'da kadro dışı kalırken, teknik direktör Rıza Çalımbay ile de söz düellosuna tutuşmuş durumda.


Çalımbay'ı sahtekarlıkla suçlayan Youla, "Bana farklı, yönetime farklı konuşuyor" demiş. Rıza Çalımbay bu sözleri kabul etmese de Youla'nın açık sözlülüğünü bilmeyen yok. Takım arkadaşı Engin Baytar hakkında geçen sene yaptığı " O kadar iyiyse Gençlerbirliği niye gönderdi? Gitsin Barcelona'da oynasın" açıklamasıyla gündeme oturmuştu. Ayrıca bizden Beşiktaş'a giderken de "bizim başkan parayı sever, Beşiktaş parayı verince gönderdi beni" sözleriyle İlhan Cavcav'ı özetlemişti. Tüm bunları göz önüne alınca Rıza Çalımbay'ın gerçekten farklı konuştuğunu düşünmeye başladım. Tabii ki işin bu kısmı beni ilgilendirmez ya Youla'nın "Türkiye'den iyi bir takım beni istedi, bunu değerlendireceğim" açıklamasına takıldım.


Youla Gençlerbirliği'ni sever, iyi takım derken bizi kastediyor olabilir mi? acaba diye bir korku yaşadım. Aslında Kahe'nin yanına hızıyla yakışabilecek olsada son vuruşlarıyla benim gibi saçlarının dökülmesinden korkan taraftarlar için çok kötü bir durum olur herhalde. Ama tüm o güzel günlerin anısına seni hala seviyoruz Youla.

20 Aralık 2009 Pazar

Gençler'e Avrupalı Rakipler!


Devre arası hazırlık maçları için oynayacağımız rakipler yavaş yavaş belli oluyor. Futbolcular 3 Ocak tarihine kadar izinliler. 3 Ocak'ta toplanacak takımımız, iki boyunca laktak testinden geçeceklermiş.


6-16 Ocak tarihlerinde ise Antalya'ya kampa gidecek takmımız burada 3 maç oynayancak. İlk maçımız Hollanda temsilcisi Heerenven'e karşı olacak. Daha sonra özel bir turnuvaya katılacak takmımız bu turnuva kapsamında son Uefa şampiyonu Shaktar Donetsk ile Gaziantep maçının galibiyle karşı karşıya gelecek. 3. maçımız ise daha sonra belli olacak bir takım ile olacakmış. Şimdiden güzel bir kamp geçirmeleri arzu ettiğim bir durum. Rakiplerde devre arasında takımı tartmak adına güzel rakipler olarak görünüyor.

Ah Kahe!

Yazık oldu aslına bakarsanız. İlk yarı pozisyonumuz yok hatta çok pozisyon vermişiz rakibe ancak Kahe'nin şutları, ikinci yarıda ki oyun, skor bu olmamalıydı. Büyük eksiklerimize rağmen güzel mücadele, oyuncuları takdir etmek gerek ancak bana kalırsa en büyük takdiri teknik direktör Thomas Doll hakediyor. Yaptığı maç sonu açıklamasında hakettiğimiz yerde bitirdiğimizi söylemiş. Bana göre alçakgönüllülüktür. Yerimiz sabit olsa dahi bir kaç puan daha fazla almalıydık diye düşünüyorum.
Maça değinecek olursam, ilk yarı çok net pozisyonlarımız yok ancak verdiğimiz ve Kewell'ın cömertçe harcadığı çok pozisyon var. Keita'yı da durduramayınca haliyle çok pozisyon olmuş. Ancak bunda en büyük etken stoperlerimizin olmayışı. 18'lik Mahmut Kewell'a karşı oldukça zayıf kaldı. Kewell'da sürekli onun üstünden oynayınca bu kadar çok pozisyona girmesi kaçınılmaz oldu haliyle. Ayrıca haftalardır sol bek oynayan Aykut'un stopere çekilmesiyle sol bekte yine haftalardır orta saha oynayan Cem Can oynadı. Bu da Keita'yı durduramamamızın etkenidir.

2. yarı ise bizim için hızlı başladı. Gol pozisyonları oldukça çoktu ancak değerlendiremedik. Başlığın sebebi olan Kahe iki tane mutlak gol pozisyonunu değerlendiremeyince, atamayana atarlar kuralı girdi devreye. Orhan Şam'ın kafa vuruşu da direkte patlayınca, Keita-Kewell ikilisi bu sefer affetmedi. Rıdvan Dilmen maç sonu röportajında Kahe'ye pozisyonları neden bu kadar cömertçe harcadığını sordu ancak ben yakıştıramadım kendisine. Birincisi oyuncu eleştirilebilir ancak bu tarz bir soru sorulmamalıydı. Ayrıca bizim maçları takip edenler bilir Kahe her ne kadar son vuruşlarda oldukça teknik bir isim olsada bu sene ki asli görevi ileride top tutmak ve top indirmek. Gol atamamayışımızın tek sebebi olarak Kahe'yi göstermek yanlıştır. Bana göre asıl sebebi Mustafa Pektemek'in olmayışıdır. Çünkü Kahe'yi bu sezon forvette ondan başka destekleyebilen bir isim yok. Mustafa sakatlanmasa herşey çok farklı olabilirdi.

Maçta Harbuzi geri döner gibi oldu. Ayrıca Bilal Çubukçu girdiği maçlarda fark yaratmaya başlıyor. İlk 11'i gittikçe zorlayacak gibi. Mahmut'a asla kabahat bulamıyorum. Böyle böyle tecrübe edinecektir. Burhan'ın performansı yükselişini sürdürüyor. Devre arası güzel takviyelerle, daha iyi işlere imza atabileceğimizi düşünüyorum.

Sonuçta bunca eksiğe rağmen güzel mücadele ettik. Unutmamak gerek bu takım küme düşen Hacettepe ile küme düşmekten başka bir takım tarafından averajla kurtulan Gençlerbirliği'nin bir karması. Ligi burada bitirmemizin en büyük pay sahibi yine söylüyorum Thomas Doll'dur. İkinci yarıda daha iyi bir Gençlerbirliği seyretmek dileğiyle yazıma son diyeyim. Bu maçta nazarlık olsun diyelim.

18 Aralık 2009 Cuma

Galatasaray Maçı Muhtemel 11'imiz!

Siyah Kırmızı Başkent Yıldızı

Gençlerbirliği ve Rakiplerimiz 2009-2010 Sezonu 17. Hafta

Yarın Ali Sami Yen Stadında Galatasaray'ın konuğu olacağız. Son Gaziantep beraberliği biraz tadımızı kaçırdı tabi. 5 ila 10. sıra takımı hüviyetine bürünmek üzereyiz. Bizi bu kimlikten çıkarıp "biz daha ölmedik" dedirtecek maçtır bu maç. Ancak çıkış maçlarımızda yaşadığımız tökezlemeler de gittikçe ananevi olmaya başladı.

Galatasaray, yol yorgunu diyeceğim ancak Graz deplasmanında hafta içinde çok genç isimlerle mücadele ettiler. Kewell, Arda gibi isimler dinlendirildi. Baros'un sakatlığı bildiğim kadarıyla devam ediyor. Strum Graz maçı fiziksel olarak çok etkilemeyecektir Galatasaray'ı büyük ihtimalle. Ancak alınan 1-0'lık mağlubiyetin genç oyunculara negatif yansıması üzerine bütün takımda negatif bir hava yayılır mı diye de komplo teorisini atarım ortaya. Biraz öküz altında buzağı aramak oldu ancak bir umut olur mu olur. Galatasaray son 7 maçtır bize karşı hiç kaybetmediği gibi sürekli olarakta kazanmış. Yani inanılmaz bir şansızlığımız var. Son iki sezon da ki kötü Gençlerbirliği yok karşılarında tabi ki. Ayrıca kötü dönemlerimizden birinde bu takımı Türkiye Kupası'ndan eleyen takımda bizdik. Şöyle de bir gerçek var ki Galatasaray böyle son hafta mücadelelerinde banko sayılan maçlarında puan kaybetmiş.
Gençlerbirliği'nde ise Thomas Doll yaptığı açıklamada puan yada puanlardan söz etti. Herhangi bir durumda beraberliğe de yatabiliriz bu da tescilli bir gerçek. Normal zamanda kızardım böyle açıklamaya ancak Thomas Doll'un dediği gibi lig için üstün kadrolu ve Avrupa'da da dolu dizgin giden bir Galatasaray'dan bahsediyoruz. Mevzu bahis böyle bir takımken yedeğimizin olmadığı mevki olan stoperde iki adamımız cezalı. Takımın en golcü futbolcusu Mustafa Pektemek sakat. İbreler nereden bakılırsa bakılsın Galatasaray'ı gösteriyor gibi. Futbolcularımız takım oyununu iyi yaparlar ve bireysel olarak çok fazla hata yapmazlar ise bu maçtan puan çıkarabileceğimizi düşünüyorum. Stoper en çok tecrübe gerektiren nokta ki 18'lik Mahmut'un o bölge de ne yapabileceği süpriz. Kadrosuna rağmen defansında zaafları olan bir Galatasaray ile oynuyoruz ki bu da bol gollü bir maçın geçebileceğinin işareti.
Takımımıza bu zorlu mücadele öncesi başarılar diliyorum.

Cebeci İnönü Stadyumu'ndan Bir Görünüş

www.haydigencler.com sitesinden Ahmet Günen ağabeyim Cebeci İnönü Stadının dışarıdan görünen bir kaç pozunu çekmiş. Stad güzel duruyor. Alanı dar olmasa, bir de ışıklandırmaları olsa Cavcav bu stadı Gençlerbirliği'ne ait yapsın derdim ama zor gibi.


Fotorağlar için Ahmet ağabeyime tekrar teşekkür ederim.

FM 2010'da Bir Şampiyonluk Hikayesi

Her Türk gibi benim de kanımda Teknik Direktörlük var. Stadyumda "oraya at,şuraya koş, öyle mi pas atılır?" gibi teknik direktör reaksiyonlarını hepimiz vermişizdir. Bu hırsı üzerimizden atacağımız en güzel oyunlardan biridir "Football Manager 2010". Hele bir de benim gibi şampiyonluk görmemiş takım taraftarıysanız, bu oyunla bir nebze mutluluğa ulaşabilirsiniz. Gerçek oyunculardan oluşan bu oyun, geleceğin yıldızlarını önceden tahmin edenlerin oynadığı herşeyiyle gerçek bir menajerlik oyunu. Bugün Porto'lu Guanin, Manchester City'li Robinho, Freddy Adu, Vincent Kompany vs. isimler ünlü olmadan evvel bu oyunu oynayanlar tarafından çok iyi biliniyordu.

Hatta bir dönem gerçekte hala parlamayan ancak bu oyunda parlayan Lebohang Mokoena isimli Afrikalı futbolcu, Ankaragücü taraftarları tarafından yönetime "bu adamı alın" şeklinde teklif edilmişti. Şu an itibariyle bizim kadromuzda bulunan Labinot Harbuzi'de bu oyunun efasanelerindendir.
Efendim yeni oyun çıkınca bende ki tutku ağır bastı ve aldım oyunu, tabi ki yönetmek üzere Gençlerbirliği'ni seçtim. Bir oyun ancak bu kadar gerçekçi yapılabilir, sezon başı bütçesiyle sağolsun başkan İlhan Cavcav cimriliğiyle kesinlikle yanıltmadı beni. Kadro fena değil, yetenekli isimler var. Borç harç girilen ucuza, yetenekli oyuncularla takviye ettik kadroyu. Tabi ki Gençlerbirliği'yle oynayacaklara tavsiyem, Radeljic, Patiyo, Djite gibi isimlerden kurtularak yabancı kontenjanı açmaları. Bir sene içinde sözleşmesi biten Sandro'yu satmakta ticari bir başarı olur hem bedava gitmez, hemde kasanız biraz para görür. Thomas Doll'un bize oynattığı taktik ile başladım oyuna. Gerçekten oyuncuların mevkilerini göz önüne aldığınızda yapabileceğiniz en iyi dizilim duruyor. (Belki Thomas Doll'da FM oynuyordur =D). 4'lü defansın önüne bir tane ön libero ve orta sahanın ortasına 2 adam. Sağ ve sol kanatları da koyduk mu, geriye bir tek forvet kalıyor. Orta sahalardan biri çakılı oynarken diğeri ileri çıkıyor. Kanatlar ise forvete yardımcı. Özellikle yaptığım taktik kanat oyununu benimsediği için kanatların iyi olmasında yarar var efendim. Gelgelelim sezon içinde bir kaç kere bu taktiği değiştirmiş olsamda sonuçta ortaya aşağıda ki namağlup Gençlerbirliği tablosu ortaya çıktı. Eskişehir'in küme düşmesi yürek burksada, beraberliklerimden birini de Es-Es'ten aldığımı belirteyim.


İşte insanı gerçek dünyadan sıyırıp, sanal dünyada da olsa bir nebze mutlu ettiği için güzel bir oyun. Belki okuyanlar zaten anca burada şampiyon olursunuz geyiklerine gireceklerdir, şu meşhur Fenerbahçe'nin kupa geyikleri gibi ancak stres atmak için herkese tavsiye ederim. Hele İstanbul'da Fenerbahçe, Galatasaray gibi takımları yendikten sonra taraftarların adıma tezahüratlar etmesi apayrı bir sevinç kaynağı. Kulübün bilgi bölümünde "favori personeller" kısmında adınızın Andre Kona ve Erkan Özbey ile birlikte yazılması ise guru kaynağı.


Gelelim ilerde yıldız olabilecek ve ucuza keşfettiğim oyunculara. Üstte gördüğünüz üzere Ponte Prata'dan aldığım Tinga isim Brezilyalı 17 yaşında ki sübyan toplamda oynadığı 1 sene sonunda gösterdiği performans ile Real Madrid'in takibine girdi. Oscar isimli 18 yaşında ki bir diğer genç Brezilyalı ise Sao Paolo takımından ucuza kapatılabilecek orta sahalardan. Komşu Arjantine uzandığımızda Velez Sarsfield takımına uğramadan geçmeyin stoper mevkisine 21'lik Nicolas Otamendi ve Forvete 19'luk Jonathan Cristaldo tavsiyemdir. Türk oyuncular ise Samsunsporlu Serkan defansın sağında iyi işler çıkarabilir. Ayrıca Beşiktaş'ın alt takımından Onur Bayramoğlu isimli genç orta saha oyuncusu da oldukça yetenekli bir isim. İstanbul Belediye'den geçn stoper Mahmut Tekdemir'de yararlanılabilecek bir diğer isim.
Özdeğerlerimize gelecek olursak, başta Mustafa Pektemek ve Sinan Ayrancı genç yetenek olarak tavsiyemdir. Bunun dışında gerçekte ki gibi Hurşut ve kaleci Serdar'dan yana sıkıntı çekmezsiniz. Ferhat Kiraz genç yetenek ancak bende bir türlü patlama yapamadı, istikrarsızdı. Bunun dışında Kahe'de son vuruşlarında ki yeteneğiyle çok maç kazandırır. Bizim takım dışında isteyenlere bir tavsiyemde Konyaspor'dan çok ucuza alınabilecek sol bek Kaue Da Silva'dır.
Benden bu kadar bu oyunun save dosyası da Şampiyonlar Ligi anılarımı anlatmaya heves etmişken yandı bundan yanada hüzünlüyüm. Şimdiden Teknik Direktör adaylarına başarılar diliyorum. Umarım bir nebze yardımcı olabilmişimdir.

Cebeci İnönü Stadyumu Yenilendi


Güne stad haberiyle başladık öyle devam edelim. En son Kurban Bayramı zamanı gittiğim Hacettepe- Orduspor maçında, stadın tadilatta olduğunu söylemiştim. Elektronik skorboard takılmıştı ve koltuklarının takılmaması sebebiyle maçı basın tribününden izlediğimi belirtmiştim. Bahsettiğim stadyum Ankara'nın kapasite olarak en büyük stadı konumunda bulunan Cebeci İnönü Stadyumu. 3 ay süren çalışmaların ardından Cebeci İnönü Stadyumu yenilerek hizmete girmiş.

Yenileme çalışmaları 19 Mayıs'ın yıkılıp, Ankaragücü ve Gençlerbirliği'nin maçlarını yeni stad yapılana kadar burada oynaması gibi düşünceler getirdi akla bende dahil olmak üzere bir çok Ankara'lı sporseverin aklına. Ancak düşüncemizde yanılmışız gibi gözüküyor. Yenileme çalışmalarının sebebi stadın Bank Asya 1. lig kriterlerine uygun hale getirilmek istenmesiymiş. TFF çalışmalar için maddi destekte bulunmuş. Koltukların takılmasıyla kapasitesi ne kadar düşmüştür bilmiyorum ama Cebeci İnönü Stadının yeni halinde işte bu düzenlemeler yapılmış;

- Engelli tribünü oluşturuldu.
- 2 adet seyirci sağlık odası inşa edilerek, iç donanımları tamamlandı.
- Basın tribünü UEFA standartlarına uygun hale getirildi.
- Naklen yayın kamera platformları oluşturuldu.
- Kullanıma açılan tribünlerin cephe ve duvar tadilatları gerçekleştirildi.
- Güvenlik kamera sistemi kuruldu, kontrol odası düzenlendi.
- Stadyuma elektronik skor tabelası yerleştirildi.
- Eski ahşap oturak ve demir konstrüksiyon sökülerek 6 bin 500 plastik koltuk monte edildi.
- 6 adet turnike ve bilet gişeleri oluşturuldu.
- Anons ve ses sistemi yeniden düzenlendi.
- Soyunma odalarının zemin kaplamaları değiştirildi.
- Kaleler ve yedek kulübeleri değiştirildi.

Not: Cebeci İnönü Stadı, Hacettepe ve Ankara Demirspor'un maçlarına ev sahipliği yapmakta.

Yeni Stadyum Bu Sefer Gelecek Gibi!


2016 Avrupa Futbol Şampiyonasına aday olan Türkiye, bu turnuvada kullanılacak statları belirlemiş. Buna göre eldeki mevcut İstanbul Olimpiyat Stadı ile Kayseri Kadir Has Arena'da ufak çaplı yenileme çalışmları yapılacakmış.


Ayrıca kullanılacak diğer statlar ise yapımı süren Seyrantepe Stadı olacakmış. Bu üç stadın yanında, Ankara, Bursa, Eskişehir, Konya, Antalya ve İzmir'de yapılacak yeni statlar kullanılacak. Ankara'ya stadyum yapımı yıllardır gündemde olan bir mevzu. Yok 19 Mayıs yıkılacak, yok başka bir yere stadyum yapılacak derken bu son gelen haber beni bir nebze rahatlattı. Şöyle güzel bir sahaya kavuşmak Ankara'lı futbolseverleri maçlara daha çok teşvik edecektir kanaatindeyim. Mağara gibi girişleri olan, çimleri her sene olay olan 19 Mayıs'ın yerine güzel bir stad gerçekten harika görünüyor düşüncesi bile.


Bütün bunların yanında bir temennim de artık şu Balkan ülkesi kompleksinden kurtulup, koşu sahası olmayan, tribünle sahanın dipdibe olduğu stadların yapılması güzel ülkeme. TFF yetkilileri bugün Antalya'da UEFA heyetine statlar hakkında bilgi verecekmiş, ya şu UEFA bi güzellik yapsada şu şampiyonayı bize verse ya da son dakikaya kadar nerede olduğunu açıklamasınlarda statların yapımı bitirilsin. Vallaha büyük sevap işlerler.

16 Aralık 2009 Çarşamba

Mustafa Pektemek'ten Kötü Haber!


Bu sezon attığı gollerle takımın en golcü oyuncusu ünvanını elinde bulunduran genç golcümüz Mustafa Pektemek'ten kötü haber geldi.


Gaziantep maçının son dakikalarında ayağını yere ters basan futbolcumuzun, yapılan tedavisinin ardından ayak bilek bağları ve diz eklem kapsülünde yırtık tespit edildi. Kapsül filan nedir çok anlamam ama umarım çok ciddi bir sakatlık diyecek olurken, sahalardan 1 ay uzak kalacağını öğrendim. İlk yarının son maçında oynayamayacak futbolcumuz Allah'tan devre arasına gelen kısımda yaşadı bu sakatlığı yoksa daha çok maç kaçırması bizim için çok daha kötü olabilirdi.


Defansın göbeğinde İlhan ve Radeljic'in sakat olmasından sonra hücumda ki en önemli silahlarımızdan birinin daha sakatlanması hiç hoş olmadı. Yabancı oyuncuların formsuzluğu da Galatasaray maçı öncesi tehlike çanlarının çalması anlamına geliyor. Tek umudum oyuncuların bu maçta hırs yapmaları. Bu kadar olumsuzluğun üstesinden gelinirse, daha da sırtımız yere gelmez sanırım.


Defans oyuncularının yokluğunda 18'lik Mahmut Boz'un görev yapabileceğimiz tahminimde tutmuş. Thomas Doll antremanlarda bu genç oyuncuyla yakından ilgilenip, motive ediyormuş. Mahmut tecrübe eksikliğini, hırsıyla kapatırsa ve çok heyecan yapmazsa güzel bir maç çıkartacak hatta formsuz Radeljic'i ilk 11'den bile kesebilir inancındayım. Buradan kendisine başarılar diliyorum.

14 Aralık 2009 Pazartesi

Transfer Çalışmaları Başladı...


Daha önce de söylemiştik Gençlerbirliği'nde bir revizyon yapılacak. Bunu gerek Thomas Doll, gerek ise İlhan Cavcav çok defa beyan etti. Gidecek oyuncular yavaş yavaş belirlenirken, alınacak isimlerde yavaş yavaş belli oluyor.


Gidecek isimler arasında en başta 3 isim vermiştik. Bunlar 3 siyahi oyuncumuz olan Bruce Djite , Jacques Momha ve Patiyo Tambwe idi. Bu oyuncuların ismi hala gidecekler kısmında bulunan yerlerini kormakta. Ancak Djite'nin ara ara oyuna alınması ve yazın Dünya Kupası'nda mücadele edecek olması bana göre hala Cavcav'ı caydırabilecek bir seçenek. Diğer isim Momha'dan zaten halen bi haberiz. Kadroda göremedim henüz kendisini, büyük ihtimal yollar ayrılacak. Futbolculuğunu teyit etmek için şahitlerin bulunması gereken Patiyo ise kesin gidecektir diye düşünüyorum. Kadroda tutmanın hatta kiralamaya çalışmanın bile mantığı yok. Bu isimlere geçen günlerde bir kaç dedikodu daha eklendi. Karşıyaka'da ki performansıyla umut bağladığım Ferhat Kiraz tekrardan kiralık olarak verilebileceği gündeme geldi. Belki Karşıyaka'ya tekrar gidebilir, Karşıyakalılar kendisini çok seviyor bildiğim kadarıyla, öyle ki adına bilgisayarlarını süslemek isteyenler için masaüstü arkaplanları bile yapmışlar.


375.000 euro verip daha sonra "bu kadar para verdik transfer yapmıyor diyorlar" diye savunmuştu Cavcav kendini. Bahsettiğimiz isim Sezai Zehiroğlu. Sezai Zehiroğlu'da acı vatandan gelip pek varlık gösterememiş anlaşılan Ferhat ile birlikte kiralık gönderilmesi gündemde onunda. İlhan Cavcav'ın yanılma olasılığını düşününce uzun vadede işimize yarayabilecek biri olabilir, kiralık gönderilmesi yararlı gibi duruyor. Ancak uzun vadeli bir iş için Cavcav'a göre büyük paranın verilmeside ne kadar doğruydu bu transfer diye sormama sebep oldu. Bu oyuncuların yanında Sandro, Harbuzi ve Radeljic'te form grafikleri yüzünden kulağı çekilecek oyuncular arasında. Zaman ne gösterecek şimdiden kestiremiyorum ama Harbuzi veya Sandro arasından biri seçilip gönderilebilir. Daha iyileri alınabilindiği sürece gitmelerinde bir sakıncada görmüyorum açıkçası.


Gelenler kısmında ise ilk önce Assmandaw Sy adında bir Senegalli stoperi denemeye aldığımızı söylemiştim. Ancak bu futbolcu Thomas Doll'un gözüne giremeyip gönderilmiş. Zaten benimde tahminim bu yöndeydi. Şimdi ise son U-20 Dünya Kupası'nda Almanya adına forma giymiş, Cihan Kaptan isimli gurbetçi denemeye almışız. Sanırım Bursaspor'un oyuncusu ancak forma bulamadığı için Almanya'ya dönmüş. Bonservisini kullanma hakkı Bursaspor'daymış ancak bu haklarından feragat edip, bu oyuncunun bize gelmesine yardımcı olmuşlar. Şimdilik transfer çalışmaları bu kadar. Muammer Akyüz'ün son basın toplantısında dediği "Bir iki takviye ile 5. bitirebiliriz bu ligi" açıklmasına bakılırsa giden yabancıların yerine gelecek yabancılar olacak. Umarım bu iddialı açıklamaya uygun şekilde kaliteli isimler kazandırılır takıma.

Pozisyon Çok Kazanan Yok!

Gaziantepspor maçından aldığımız bir puan ile, beraberliklerimize bir yenisini eklerken, ilk yarı kötü, ikinci yarı iyi oyun geleneğimizi artık tam tersine, yani ilk yarı iyi ikinci yarı kötü şekline iyiden iyiye çevirdik. Sağanak yağmur altında alınan 1 puan izlediğim özete göre normal bir sonuç. Bol pozisyonlu bir maç olması bakımından da zevkli bir maç olmuş buda maçtaki tesellilerimizden bir oldu.
Son haftaki Galatasaray maçını düşününce, kendi evimizde 3 haftadır kazanamayan rakibe karşı kazanmamız gereken bir maçtı aslında. Ancak özetlerden izlediğim kadarıyla oyuncular biraz zemininde azizliğine uğramış gibi. Geçen haftaki Denizli maçında da çimler böyleydi, yeni yapıldığından olsa gerek zemin oldukça ağırlaşmış. İlk yarı oldukça iyi mücadele ile pozisyonlara girmişiz. Oyuncuların hırsı sevindirici ancak ikinci yarı Gaziantep golü bulmasının yanısıra öne geçecek golü bulabilecek nitelikte pozisyonlara girmiş. Bunda arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarıyla 2. yarı orta sahada ki etkisizliğimiz büyük etken olmuş.
Hurşut'a ayrı parantez açmak gerekir, ilk yarıda bir pozisyonda İspanya La Liga'da daha sık görebileceğimiz cinsten bir çalım basmış ki 2 oyuncuyu birden ekarte etmeyi başarmış, devamında düşürüldü ancak devam etse o golü güzel bir golle süslese büyük ihtimal herkes şu anda Hurşut'u konuşuyor olurdu. Hoş düşürülmesi faul olarak bile değerlendirilmedi, yazık olmuş gibi.
Sandro ise bu sezon ilk golünü şık bir ayaküstü vuruş ile attı. Golü attıktan sonra ki sevincine baktığım kadarıyla, uzun süredir üstünde bir baskı hissediyormuş. Umarım bu baskıyı gerçekten atmıştır üstünden. Çünkü Trabzon maçında atamadığı golü düşünükçe Sandro bu olamaz diyorum. Hırslı olması sevindirici bir durum. Burhan'da yaptığı asistin öncesi ve sonrasında yaptıklarıyla geri dönüş sinyalleri veriyor gibi. Orta alanın bu 3 ismi bu kadar formdayken 2. yarı orta alanda ki üstünlüğü kaptırmak düşündürücü bir yan elbet ama bu söylediğim 3 isimde şu ana kadar performanslarıyla 90 dakikayı çıkarabilecek isimler değiller. Sanırım en büyük sorunlarımızdan biri bu.



Gaziantep'in kalecisi de aslında bu alınan beraberliğin mimarlarından. 2 tane çok hoş kurtarış yapmış ki bunlar gol olması işten bile değillik pozisyonlar. Orhan Şam'ın Sergio Ramos'a iyice özenip ileriye çıktığı bir pozisyonda biraz daha becerikli vurabilse 2-0'ı yakalayıp maçı koparabilirdik ancak Gaziantep'in kalecisi bu pozisyonda oldukça başarılı bir kurtarış yaparak takımını rahatlattı. Bu maç için 2 puan dışındaki kayıp ise yedeğimizin olmadığı stoper bölgesinde oynayan 2 oyuncumuzun gördükleri sar kart nedeniyle cezalı olacak olmaları. İlhan ve Radeljic'in yokluğunda büyük ihtimal Aykut stopere çekilip, solda Murat Kalkan oynayacak. Diğer stoper ise 18 yaşında ki genç Mahmut Boz olacaktır. Mahmut başarılı bir görüntü çizsede oynadığı iki maçta Galatasaray gibi bir takımla oynarken tecrübeninde büyük önemi olacaktır. Tek eksiğinin tecrübe olduğunu düşünüyorum. Ancak hedefi Gençlerbirliği kaptanlığı olan bir isim için bu açık, hırsıyla kapanacaktır.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Sonuç Güzel Ama...

Özetlerden izlediğim kadarıyla temposu oldukça düşük bir maç olmuş. Oyuncular şut çekerken bile zor vuruyorlarmış gibi bir hava var. Ancak havanın soğuk olması zemini etkilediyse, kötü oyuna etken olmuş olabilir. Zemine etki etti mi bilinmez bu soğuk hava ancak seyirci sayısına etki etmiş orası kesin. İlk maçlarda ki kalabalık son Antalya mağlubiyeti ve bir kaç haftadır oynanan kötü oyun neticesinde soğuk havayla birleşip seyircinin maça gelmemesine sebep olmuş. Umarız soğuk havalarda takım heyecanımızı biraz daha yükseğe tırmandırırda, maça geldiğimizde ısınırız böylelikle.

Maç düşük tempoda ve daha çok Denizlispor'un ataklarıyla başlamış. Denizlispor, Hakan Kutlu ile beraber savunma olarak güçlenmiş olmalı ki gollerin dakikalarıda bunu gösteriyor. Daha hırslı istekli taraf gözüktüler bana. Ancak geçen sene bizim başımıza gelen stres altında oldukları için bir türlü skora yansıtamamışlar bu oyunlarını. Ayrıca Kaleci Serdar'ın da kötü oynadığımız maçlarda bizi kurtaran adam olduğunuda bir kez daha hatırladık bu maçta. Köln istiyor ancak tek başına olmayacaktır, pek çok rakibi çıkabilir ancak tabi kii gönlüm gitmemesinden yana.
Maç içinde bulduğumuz tek tük ataklar, ofsayt ile faullerle kesilen golümüz dışında çok birşey yapmamışız açıkçası. Thomas Doll'un maç okuma yetisini bir kez daha gösterip Bilal ve Mustafa Pektemek'i ikinci yarı başında oyuna almasıyla maç bizim olmuş.

Gençlerbirliği'nin en skoreri ünvanını taşıyan Mustafa Pektemek, attığı pozisyonsuz gollerle bir kez daha hayat verdi bize. Pozisyon zenginliği olmadan gol atmakta yetenek işi bir yerde Mustafa Pektemek'i bir kez daha kurtarıcı olduğu için kutluyorum. Bilal Çubukçu ise skoru belirleyen adam olma yolunda. Trabzon maçında attığı güzel frikik ile takımı ipten alan ve sonucu belirleyen Bilal bu maçta da Denizlispor'un tüm hatlarıyla yüklendiği dakikalarda bulduğumuz kontratakla, spikerin yorumuyla elini kolunu sallaya sallaya girdiği pozisyonda güzel bir aşırtma vuruşla kaleciyi avlamış ve skoru belirlemiş.
Galibiyet güzel ancak, sahada görmek istediğimiz güzel futbol şu aralar yok. Futbolcular erken tatil havasına girmeden son 2 maçı güzel oyunla ve galibiyetle kapatsak çok iyi olacak gibi. Bu haftaki kötü oyunun suçunu galibiyet hatrına kimseye değil soğuk havaya atalım. Haftaya Gaziantep maçı da 3 puanlı bir maç olsun, güzel futbol ile telafi edelim geçmiş haftaları.


5 Aralık 2009 Cumartesi

Gençlerbirliği Ve Rakiplerimiz 2009-2010 Sezonu 15. Hafta


Son 7 sezonun en iyi başlangıcını yapan takımımız, yarın Ankara'da Ankaraspor karşısında hükmen aldığı galibiyet dışında, galibiyet sevinci tadamamış Denizlispor'u ağırlayacak. Maçın böyle bir durumu olması hep beni ürkütür, çünkü böyle teknik direktör değiştiren ya da yüksek fiyata alınan golcü haftalarca atamadığı golünü bize atar ve galip gelirler. Böyle bir şansızlık mı desem bilmiyorum üstümüzde garip birşey var.


Geçen hafta tam yükseliyoruz derken oynanan bir kritik maçı daha kaybeden takımımız bu hafta zayıf rakibi karşısında mutlak 3 puan almak zorunda. Hafta içinde kırık burnuna darbe alan Radeljic ile ayağına darbe alan Harbuzi antremanı yarım bırakmak zorunda kalmış ancak maç için bir problem oluşturmayacak gibi gözüküyor. Karnında ağrı bulunan ve serum tedavisi gören Aykut Demir'de kadroda olacaktır büyük ihtimalle. Kadroda bir eksik yok, yalnız bir daha ki hafta yine içeride ağırlayacağımız Gaziantep maçı için 3 oyuncumuz sarı kart sınırında. Radeljic, Kerem ve Mustafa Pektemek bu maçta sarı kart görmeleri halinde Gaziantep maçında arkadaşlarını yalnız bırakacaklar. Fair-Play liginde zirvede olduğumuz şu günlerde Kerem dışında diğer oyuncuların sarı kartla pek işi olmayacağını düşünüyorum bu maçta.


Denizlispor cephesi ise geçen hafta başa getirdikleri Ankaragücü'nün emektar kaptanı Hakan Kutlu ile ilk maçında Ankaragücü karşısında bir mağlubiyet daha aldı. Bu maçları muhakkak zor olacaktır ve geçen sene bu senaryoyu yaşayan Gençlerbirliği'nden edindiğim tecrübeyle oyuncular bu maça stresli çıkacaktır. İlk golü bulmamız halinde Denizlisporu çözebiliriz. Ankara'da bizi en son 2007-2008 sezonunun ilk yarısında oynanan karşılaşmada yenebilen Denizlispor ayrıca geçen sezonun 32. haftasından beri ligde galibiyet yüzü görmedi. Bu baskıyı geçen sene bizde çok yaşadık ve sakin olup, şuurlu oynadığımız takdirde rahat bir galibiyet alabileceğimizi düşünüyorum. Tabii ki bizim oyuncularında geride bıraktıkları kritik Antalya mağlubiyetini unutmaları gerekiyor.


Son olarak bilet fiyatlarınıda vereyim, Ankara'lı ve Ankara'da olan bütün sporseverlerin bu maça gelmesini ve bizleri desteklemesini rica ediyorum.


Kale Arkası Tribün: 5 TL

Kapalı Tribün: 15 TL

Maraton Tribün: 10 TL

Misafir Takım Kale Arkası: 5 TL

30 Kasım 2009 Pazartesi

Hacettepe Teknik Direktöründen Gençlerbirliği Yönetimine Mesaj Var!


Dün bizim maçımız oynandığı sıra Hacettepe-Orduspor maçını Cebeci Stadının tribünlerindeki tadilat nedeniyle Basın Tribününden izledim. Sahanın dibi olunca farklı bir deneyim oldu ve maçı daha net takip edebildim ancak ortada bir futbol yoktu. Daha da doğrusu Orduspor ilk başta oynadı Hacettepe izledi, Orduspor 10 kişi kalınca yattı, Hacettepe yine izledi. Sezon başında ordan burdan kiralık 40 küsür futbolcu arasından seçilip oluşturulmuş bir kadro var ve 3. lig kalitesinin bile altında neredeyse Hacettepe kadrosu. Gençlerbirliği'nin yoluna köstek oluyor dediğimiz takım bir alt lige indi ama, bir alta daha inesi var gibi duruyor. Benim taktik anlayışını da pek beğenmediğim teknik direktör Önder Özen şöyle bir açıklama yapmış;


"Gençlerbirliği, Hacettepe üzerindeki politikasını gözden geçirmeli. Bu lige uygun oyuncu profiline sahip değiliz"


Bunu duyunca biraz gülümsedim açıkçası, gerçi Cem Onuk maçı izliyordu mesaj ulaşmıştır yerine ama sorun bence şu ki Gençlerbirliği'nin bir vizyonu, bir politikası var mı ki son bir kaç senedir, Hacettepe üstünde bir politikası olsun düzeltecek?

Sende Mi Brütüs?


Başlığı atma sebebim malum. Antalyaspor karşısında 2-0'lık mağlubiyet aldık ve iki golün de sahibi sezon başında Antalyaspor'a kiralık olarak verdiğimiz Mile Jedinak. Sezon başı hazırlık maçlarında oldukça pas hataları yapan ve ilk geldiği dönemki performansından eser olmayan ancak Konfederasyon Kupası'nda Avustralya Milli takımında oldukça başarılı bir oyun sergileyen Jedinak, orta alanda doğan kalabalık ve yabancı fazlalığı nedeniyle kiralanma yoluyla Antalya'ya gönderilmişti. Ben başta Sandro'nun gönderilmesini savunsamda, o sıralarda Harbuzi'nin takıma katılacağı belli olmadığından Sandro'nun takımda kalmasının daha iyi olacağını düşünmüştüm. Nitekim bizim oyuncumuz durdu durdu bizi yaktı.


Maçı özetlerden seyrettim. Oynandığı saatlerde kulağımda radyo Cebeci Stadında Hacettepe-Orduspor maçındaydım. Özetlerden gördüğüm kadarıyla hiç varlık gösterememişiz. Burhan'ın direkten dönen topu ve Djite'nin son dakikalarda attığı zayıf şut dışında hiçbir şey yok. Hatta Antalyalı Djehoua birazcık daha gününde veya becerikli olsa 4'e 5'e kadar gidebilirlerdi. Bu sezon oynadığımız en aciz oyundu sanırım. Sebeplerine gelecek olursak, bir anda bu kadar güzel bir takımın böyle düşüş yaşaması çok enteresan, ne sebebi olabilir çok bilmiyorum. Ancak radyodan dinlediğim sırada spiker bizim takımda konsantrasyon eksikliğinden dem vuruyordu sürekli. Belki bu durumda ilk dakikalarda yenen golünde etkisi olabilir. Bursa'yı, İstanbul Belediye'yi yenen kadronun aynısı bir fark yok ancak bu sefer olmadı.


Bunun dışındaki başlıca sebeplerden -bana göre- hafta içinde Cavcav'ın söylemleridir. Rakibi dediğimiz gibi hırslandırmıştır. Rakip oyuncuları coşturacak en önemli etken taraftarlar zaten hırslı bize karşı, birde böyle açıklamalarla birlikte boşu boşuna zorlu deplasmanı biraz daha zorlaştırmıştır Cavcav. Jedinak hırs yapmış diye de düşünmedim değil ancak maçın özetlerini seyrettiğim de Jedinak attığı gollerden sonra sevinmediğini gördüm. Sevinen arkadaşlarını da durduruyordu. İlhan Mansız'ın Ankaragücü formasıyla, Beşiktaş'a attığı golden sonra yaptığı harakete benzer bir şekilde. Resimde ki sevince aldırmayın aslında Jedinak altta arkadaşlarına sakin işareti yapıyor. Maçla ilgili söylenebilecek çok birşey yok. Kötü oyun, haklı mağlubiyet. Thomas Doll'un Antalya'ya giden taraftarımızdan özür dilemesi de ayrıca bir jesttir. Taraftarı yok diyenler gözardı etmesinler bu olayıda dipnot geçeyim.

Maçtan sonra İlhan Cavcav'ın bu şike söylemlerini yaparken, gerçekleştirmek istediği başka birşeyin olduğuna iyice kanaat getirdim. Korkum, bu arada Thomas Doll'un başını yemeleridir. Bugün gittiğim Hacettepe-Orduspor maçıda 3-0 Orduspor lehine bitti, Cem Onuk'ta maçtaydı ve o toplama takımın ne kadar rezil oyun oynadığını gördük. Sonumuzu benzetmeseler bari, sezon başı antremanlarda iki takımada oyuncu beğenen adamdı Cem Onuk, bize de böyle kadro kurmaz ara transferde umarım. Şu an ki kadro bile yetersiz haliyle Thomas Doll sayesinde şekillenmiş bir kadrodur. Uyduruk transferlerin üstüne Thomas Doll'u da harcarlarsa halimiz harap olur.

28 Kasım 2009 Cumartesi

14. Hafta Antalyaspor Maçı Muhtemel 11'imiz!

Football Fans Know Better

Halil İbrahim Eren'in İtirafları


İlhan Cavcav'ın 85-86 sezonunda Bursaspor maçında "oyuncularım beni sattı" dediği Halil İbrahim Eren'den açıklama geldi. O sene maçı satmayı başta kabul ettiklerini ancak Bursa'nın kendilerini kandırdığını, bahsi geçen maçta gerçek oyunlarını oynadıklarını söylemiş, 26 kez milli takım forması giyen eski futbolcu. Atilla Türker'e yaptığı itirafta böyle konuşmuş Halil İbrahim;



"GENÇLERBİRLİĞİ’ndeki ilk sezonumda Bursaspor ile kupa maçı oynayacaktık. Bursaspor’dan bazı oyuncular bize gelip, “Biz ligde küme düşüyoruz. Önümüzdeki hafta yapacağımız lig maçını bize bırakın, yarın oynayacağımız kupa maçı ise sizin olsun” dedi. Kabul ettik. O zamanlar kupa statüsü tek maç eleminasyon üzerine idi. Kupa maçına rehavet içinde çıktık. Ama Bursaspor sözünde durmadı ve bize peş peşe iki gol attı. Kandırıldık. Ne olduğunu anlayamadan golleri kalemizde gördük. Sonra bir gol attık ama maçı 2-1 kaybettik. Kupadan elendik. O sezon kupayı Bursaspor kazandı. Yani maçın sonucu üzerine anlaşmamıza rağmen, Bursasporlu futbolcular bizi aldattı.

BURSASPOR’un kupada bize yaptığı kandırmacanın ardından, biz ligde de karşı karşıya geldik. Bize yaptıkları numarayı göz önünde bulundurarak sahaya çok hırslı çıktık. Maç 2-2 bitti. Gollerin birini ben, diğerini Osman Özdemir attı. İlhan Cavcav işte bu maça ‘şike’ diyor. Oysa yanılıyor. Çok harbi oynandı. Bursaspor bizi yenemedi. O sezon Bursaspor ligden düştü. Ama kupayı kazandığı için, o zamanki statü gereği tekrar Birinci Lig’e alındı.Ertesi sezon ise Bursaspor maçı öncesi bana bir telefon geldi. Bursaspor’un çok önemli bir futbolcusu bana para teklif etti. Bana, “Senin para ile işin olmaz. Hiç olmazsa hatırım için bize bir puan verin. Bize bir puan yeter” dedi. Duygularımın esiri oldum. Kabul ettim. Çünkü ben 3 yıl önce Ankaragücü’nde oynarken, Bursaspor’un bize bir jesti olmuştu. Bilerek bize bir puan vermişlerdi. Onu karşılıksız bırakmak istemedim. Kafam dağınık bir halde sahaya çıktım. Sahada gezindim. Ayrıca bu maçın hakemi de bir tuhaftı. Ofsayttan atılan golü verdi."


Sözlerinde durmadılar diye oldukça da soğukkanlı konuşmuş. Küçük çocukların oyunda mızıtması gibi aynen. Sonıuçta o maçta şike olmasa bile olacakmış, böyle bir teklif varmış. Sen satışlara gelince şike yok Cavcav yanlış biliyor nasıl diyebilirsin. Bu futbolcu bir de 26 kez milli formayı terletmiş. Defalarca hatır şikesi yaptığını da belirtmeden geçemiyor. Bu soğukkanlı itirafının dışında İlhan Cavcav'ın da yaptığı bir iki şikeyi söylemiş, o iddialarında da şöyle diyor;


"YİNE Gençlerbirliği’ndeyim. 1985-86 sezonu olsa gerek. Ali Sami Yen Stadı’nda Galatasaray ile oynayacağımız maç öncesi İlhan Cavcav soyunma odasına girdi ve, “Çocuklar, ben hakemi satın aldım. Ceza alanına girdiğiniz anda kendinizi yere atın. Hakem penaltı verecek” dedi. Nitekim halen teknik direktörlük yapan bizim Osman Özdemir, ceza alanının 1,5 metre dışında kendisini yere attı. Hakem Y.K. koşarak penaltı noktasına gitti. Cavcav’ın dediği gerçekleşti. Haksız bir penaltıydı bu. Hakem resmen uydurdu. Topun başına ben geçtim. Kalede Simoviç vardı. Vurdum, gol oldu. Golcülük duygularım daha ağır bastı. Maç 1-1 bitti."


Bu açıklamalar neyi çözer, neyi yerinden alır başka yere koyar, yararını, zararını bilemem ancak benim garipsediğim nokta, Halil İbrahim Eren gibi milli düzeyde futbol oynamış bir adamın böyle şeyler hep oluyor diyerek pişkince demeçler vermesi. Biz maçı satmıştık ama kandırıldık nedir yahu? Kandırılınca masum mu oluyorsun? "Zladko,Beşiktaş'a maç satacaktı ben engelledim" aferin sana niye engelledin? parayı verecek adama güvenemedin çünkü. Bravo. Sonrada böyle çıkıp 7.5 milyon lira teşvik primini gece kulübünde yedim diye açıklama yap.


Bir lafımda İlhan Cavcav'a. Al işte seni de suçlayan çıktı, yıllar geçmiş yaptığın açıklamalar ne kadar zamansız. Seni tanıyorsam yine bir fırtına koparacaksın, olan yine bize olacak, olayları böyle karmaşıklığa getirip gündem ordayken yapacaksın yapacağını. Yoksa sende biliyordun günahsız olmadığını, birinin seni suçlayacağını. Bakalım bu taşın altından ne çıkacak? Yine olan biz taraftara olacak gibime geliyor ya hadi hayırlısı.


Gençlerbirliği ve Rakiplerimiz 2009-2010 Sezonu 14. Hafta


14. haftada geçen sezon Ankaragücü galibiyeti sayesinde ligde kalmamızı sağlayan, daha önce kendilerini yenmemiz sebebiyle küme düşen Antalyaspor. Antalyasporla tek anımız buymuş gibi başladım yazıma ancak böyle başlamamın sebebi hafta içinde İlhan Cavcav'ın şike itiraflarıydı.


Üst sıralara oynama hedefinde olduğumuz sıra yaptığı olay açıklamalarla Antalyaspor'u zan altına sokan İlhan Cavcav, saygınlığınıda yitiriyor bir yandan. Kendi saygınlığını yitirirken, Gençlerbirliği'nin başkanı olması sebebiyle takımın ve biz taraftarlarında kamuoyunda ki itibarını zedeliyor. Böyle gergin bir ortamda oynanacak yarın maçımız. Kafileyle birlikte giden yöneticlere ve futbolculara Allah kolaylık versin diyorum. Başkan rakibi böyle zan altına sokunca rakiptende ne kadar izzet-i ikram bekleyebilirsiniz ki. Antalyaspor takımı tabi ki böyle bir suçlamayla karşılaşan takımları için daha hırslı oynayacaklardır. Antalyaspor da ayrıca 2 aydır sakat olan Fatih Ceylan iyileşti. Sezon başında dikkat çeken isim kondisyon eksikliğini hafta içinde ki antremanlarda atabildiyse büyük ihtimal bu maçta ki yerini alacaktır.


Bizim cephe de ise sorun yok kadro açısından. Bugün tam kadro Antalya'ya vardı takımımız. Takımın geçen sezon kurtarıcısı olması sebebiyle psikolojik bir eziklik olur mu? diye tartışmalar vardı takımda ancak o kadro çoğunluğu değişti. Geçen sezonun ikinci yarısındaki takım daha iyiydi ancak son hafta düşmeyi de en çok hak eden takımdı. O takımda ki isimlerin çok azının suçuydu tabi ki bu durum ancak herşeye rağmen oyuncuların böyle bir eziklik içine girmeyeceğini düşünüyorum. Hatta bu iddialardan sonra o son Kayseri maçında da Troisi'yi satın almış olabilirler mi? diye de düşünmeye başladım. Beklenenden farklı bir 11'le çıkmayacağız. Başka bir postta kadroyu da this11 yardımıyla yazacağım buraya. İlhan'ın iyileşmesi güzel bir haber bizim için. Ne kadar agresif olduğu yönünde eleştiri alsada, takımı ne kadar ateşlediğini ancak maçta onu canlı canlı takip edenler bilir. Tam bir kaptan gerçekten. Zor şartlarda geçecek baştada dediğimiz gibi. Taraftar tepkiside çok büyük olacaktır. Tam bir deplasmana gidiyoruz, bu ortamdan ne kadar puan çıkarabilirsek kardır diye düşünüyorum.

25 Kasım 2009 Çarşamba

Sütten Çıkma, Ak Kaşık Cavcav!


İlhan Cavcav'ın şike açıklamalarının ardından zan altında kalan iki kulüp Antalyaspor ve Bursaspor başkanlarından açıklamalar geldi haklı olarak. Antalyaspor Başkanı Hasan Akıncıoğlu bu açıklamaları "talihsiz olarak yorumladığını ve kınadığını" belirtirken, Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı ise "Cavcav’ın bu davranışını zûl kabul ediyorum." diyerek tepkisini dile getirdi.


İki başkanda Cavcav'ın yaşlılığına ve hastalığına verirken bu açıklamayı, İbrahim Yazıcı, İlhan Cavcav'a olan saygısını yitirdiğini ve bir daha görüşmeyeceğini belirtmiş. Aslında takımları karalandığı için böyle bir görüşte haksızlar diyemeyiz. Benim de en çok hak verdiğim durum bu olayı zamanında neden açıklamayıp bu zamana bıraktığıdır. Böylesine önemli ve diğer takımların hakkının yenmesi durumunu engellemek adına zamanında şikayet etseymiş ya bu takımları. Şimdi durup durduk yere doğru veya yanlış, hemde Antalya maçı öncesi bu açıklamayı yapmak gerçekten gereksizdir. Kendisine duyulan saygı bizim umrumuzda olmasa bile, Gençlerbirliği Kulübü Başkanı kimliğiyle takıma zarar vermekten öte bir durum değildir. Bu hafta Antalya'ya deplasman organizasyonu düzenleyecek biz taraftarlar o şehirde nasıl rahatça gezeceğiz başkanımız bu açıklamayı yapmışken?


Peki bizi 12. haftada hoşgeldinizlerle, güleryüzle karşılayan Bursaspor taraftarı bu açıklamadan sonra Gençlerbirliği'ne cephe alsa bunun sorumluluğunu, aramızdaki dostluğu, hukuku bozmanın sorumluluğunu nasıl alacaksınız Sayın Başkan?


2002-2003 sezonunda gelene 6, gidene 7 atan Gençlerbirliği takımının ligin en son haftası Bursaspor'a yedek ve genç kadroyla çıkıp 3-1'e yatması sonucu, o güzelim Altay'ın düşmesine sebep olan takım da senin takımın değilmiydi Sayın Cavcav?


Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil. Bu durumu maalesef utanarakta olsa bizde biliyoruz. Aynı Antalya geçen sene kazanıp bizi düşmekten kurtardı. Adamlarda çıksa "Ankaragücü bilerek yenildi" diye iddia ortaya atsalar nasıl açıklayabileceksin? Gençlerbirliği'nin saygınlığını bu tür açıklamalarla düşürmek, başka takımlara düşman yapmak bizim kültürümüzde yok. Umarım İlhan Cavcav'ın bu gereksiz açıklamaları Antalyaspor ve Bursaspor taraftarıyla ilişkilerimizi kötü yönde etkilemez. Haftasonunda ki Antalya deplasmanına gitme isteğim , Antalyaspor taraftarının tepkisini düşünerek gitmeme isteğine dönüşmeye başladı, benim olmayan düşünceler yüzünden.

3 Yabancıyla Yollarımız Ayrılıyor


Gençlerbirliği'nde, ara transfer dönemi yaklaşırken 3 yabancıyla yolların ayrılması gündemde. Kontenjan açmak ve yeni takviyeler yapmak adına Bruce Djite, Patiyo Tambwe ve Jacques Momha ile yollar ayrılacakmış büyük ihtimalle.


Patiyo Tambwe geçen sezon Hacettepe'de Beşiktaşa'a gol attı diye alınan bir isim. Sene başından beri bırakın forveti, kanadı, bu adamdan futbolcu olmaz dedim. Kulüp aranıyormuş ama bana kalırsa çok zor olacak ancak kendi ülkesine postalayabiliriz yada üstün menejerlik hileleriyle attığı iki golü gösteren bir video ile orta sıra takımlara satmaya çalışmaktan başka çare yok. Bana kalırsa parası neyse verilsin sözleşmesi feshedilsin.


Bir diğer isim Momha'nın ise nasıl oldu bu hallere geldi, taraftarlarca şaşkınız. Geçen sene ara transferde gelip çok maçta oynadığı kanadı hem defansif, hemde ofansif yetenekleriyle domine etmiş, başarılı işler yapan bir isimdi. Ancak sezon başında Thomas Doll'un gelmesiyle gözden düştü, birazda Aykut'un o kanatta başarılı işler yapması derken bu güzel oyuncuyuda göremez olduk. Şimdi ise kendisine veda etmek üzereyiz. Aslında Süper Ligde iş yapacak bir isim bana kalırsa taliplisi çok olabilir çünkü geçen sene canı yanan çok takım oldu Momha'dan.


Üçüncü isim ise Youla ve İsaac'ten bile beceriksiz olan forvetimiz Bruce Djite'nin gitmesini zaten bekliyorduk. Sezon başında gönderilemeyen bu ismin devre arası bir takıma gitmesi çok mümkün. Çünkü bu oyuncunun çok ilginç bir durumuda var. Bizim beceriksiz dediğimiz, göndermeyi beklediğimiz bu adam 2010 Dünya Kupası'nda Avustralya forması giyecek çok büyük ihtimalle. Turkcell Süper Lig'den Dünya Kupasında forma giyecek 5 Avustralyalı'dan biri olarak eğer bir takım şansına güvenip yatırım yapar Djite'de patlarsa Dünya Kupasında, başka kulüplere büyük paralara satıp çok zengin olabilir Djite'yi alan şanslı takım. Belki de Cavcav son dakikada vazgeçip bu oyuncuyu Dünya Kupası'ndan sonra satmak için bekler.


Bu arada denenmeye alınan ve benimde kendisi hakkında şüphe duyduğum, garip isimli Senegalli stoper Assmandaw Sy, Thomas Doll'un gözüne girememiş ve Hacettepe'ye, Addo'nun yerine gönderilecekmiş.

İlhan Cavcav Şike Tekliflerini Açıkladı.


İlhan Cavcav yine olay yarattı. Atilla Türker'e verdiği röportajda, 2 kez şike teklifi aldığını belirten Cavcav, "ikisini de kabul etmedim" demiş. NtvSpor kanalında Fuat Akdağ ve Mehmet Demirkol'un birlikte yaptıkları "Spor Servisi" programına bağlanan Cavcav, Atilla Türker'e açıklamadığı isimleri canlı yayında açıkladı.


İlk şike teklifinin 85-86 döneminde Bursaspor tarafından yapıldığını, kendisinin kabul etmediğini ancak daha sonrasında o dönem kadroda yer alan 2 futbolcunun maçı sattığını öğrendiğini belirten Cavcav daha sonrasında bu oyuncuları Gençlerbirliği'nden diskalifiye ettiklerini söyledi. İkinci olay ise küme düşmemeyi garantilediğimiz dönem, son hafta Mesut Bakkal'ın istifa etmesiyle Antalyaspor maçına teknik direktörsüz çıkacağımız maçta Antalyasporlu bir yöneticinin kendisine 400.000 dolar teklif ettiğini ancak kendisinin bu parayı kabul etmediğini ve maça çıkan oyuncuların aslanlar gibi oynayıp 3-0 galip geldiğimizi söyledi.Açıklamanın Antalyaspor maçından önce yapılması nasıl bir ortam yaratacak iki kulüp arasında bakalım.


Hatırlatma yapmak gerekiyorsa o dönem Gaziantepspor başkanı Mesut Bakkal'ın istifa etmemesi gerektiğini söylerken, Denizlispor başkanı Ali İpek geçen sene olduğu gibi, o sene de destursuzca konuşup bizim Antalyaspor ile anlaştığımızı, Mesut Bakkal'ın bu yüzden istifa ettiğini, Denizlispor'u küme düşürmeye çalıştığımızı söylemişti. Aynı Ali İpek geçen sene de Hacettepe maçımızın olduğu hafta sıçramıştı yerinden, bütün sezon ses çıkarmaz iken birden ne olduysa? Yumurta kapıya dayandığından olsa gerek, bakalım bu sene nasıl bir sıçrayış gösterecek kendisi. Neyse konuyla ilgili haber ve video linkini aşağıya kopyalıyorum, buyrun efendim, işte olay yaratacak açıklamalar;



24 Kasım 2009 Salı

13. Haftada Hala Zirvedeyiz!!


Zirveyi çok sevdik, hemde böylesine güzel bir ligde... Turkcell Fair-Play liginde haftalardır zirvedeyiz. 13. hafta sonunda yapılan değerlendirmede gerek takımca, gerek taraftarlarımızca oldukça centilmen bir mücadele göstermemiz sonucu bu ligin zirvesindeyiz.. Mutluyuz, gururluyuz. Bütün takıma ve taraftarlarımıza tekrar teşekkür ederken, sezon sonuda bu tabloyu görmek ümidiyle 13. hafta Turkcell Fair-Play Ligi'nin puan durumunu buraya yazmaktan gurur duyuyorum;


Takımlar Puan----------------- ----

1- Gençlerbirliği 21

2- Bursaspor 24

3- Trabzonspor 25

4- Beşiktaş 28

5- Kasımpaşa 32

6- Denizlispor 33

7- Gaziantepspor 35

8- Antalyaspor 37

9- Galatasaray 37

10- Manisaspor 44

11- Kayserispor 46

12- Sivasspor 63

13- Fenerbahçe 69

14- İstanbul B.Ş. Bld. 79

15- Eskişehirspor 88

16- Ankaragücü 293

17- Diyarbakırspor 380

23 Kasım 2009 Pazartesi

Küfüre, Şiddete Bir Son Verelim Artık!


Tribünde küfür etmeyen, kavga etmeyen bir taraftar topluluğuna mensup olduğum için gururlanırım hep. Zaten bu blogu açmamın temel sebebi de bu duruşumuzu kamuoyuna göstermekti. Biz güzel futbolun yanında, tribünlerin neşeli ve güzel yanlarını izlemeyi, takdir etmeyi seven kişileriz. Bu bağlamda kendi sahamızda bize küfür eden Beşiktaş ve Eskişehirspor taraftarını çok eleştirmiştim. Maç özetlerini, öncesi ve sonralarını izlerken gözüme çarpan bir iki bizim dışımızda ki olayları da yazmak istedim.

Birincisi Kayserispor ve Diyarbakırspor takım taraftarlarının birbirini kardeşçe ağırlaması güzel bir görüntüydü gerçekten. Diyarbakır-Fenerbahçe maçında ki tutumları sebebiyle çok eleştirdim Diyarbakır’ı ancak birkaç hadsizin hareketini yıkmamak lazım herkese. Sonrasında eleştirdiğim Diyarbakır’a diğer takımlar tarafından ağır tezahüratlar yapılınca ben bile eleştirime pişman oldum. Ancak o hava yavaş yavaş sönüyor, Kayserisporluların bu girişimleriyle. Bu olay her takıma örnek olur umarım diyorum ve futbolu böyle güzel yaşamak, siyasetsiz yaşamak gerek diye düşünüyorum.

İkinci olay ise özellikle etkiledi. Eskişehirsporlu arkadaşlarım kızmasınlar ancak yine eleştireceğim kendilerini. Eskişehir’de öğrenci olmam sebebiyle yapılan hareketler daha etkiliyor beni. Maç öncesi iki Ankaragüçlü taraftarın bıçaklanması, birinin durumunun ağır olması çok acı verici bir durum futbol adına bana göre. Olayların neden çıktığını bilmiyorum hatta Ankaragücü’nün genel taraftar profilini bildiğim için muhakkak o bıçaklanan isimlerde rahat durmamıştır diye düşünmeden de edemedim. Ancak iki takımın arasında ki husumet, laf dalaşı ne olursa olsun söz konusu insan hayatı ve yapılanların haklı hiçbir yanı olamaz. Bıçaklanma olayını geçtim maçta Doğa’nın gördüğü kırmızı karttan sonra tribünlerden bir tezahürat yükseliyor.

Haydi haydi haydi Allah aşkına, şu Ankara’nın p…. dönsün şaşkına

Yahu yapmayın ne olursunuz, siz bu değilsiniz. Küfür etmeyen ve şovlarıyla bildiğimiz nadide taraftardır Eskişehirspor. Eskişehir’de yaşayan bir Ankaralı olarak o maçta Eskişehirlilerin arasında olsaydım ne kadar kötü hissedeceğimi düşündüm, en az şimdiki kadar moralim bozulur maç bitmeden terk etme noktasına gelirdim belki de. Tamam o maçta Ankaragüçlüler kastedilmiştir ve beklide onlar tahrik etmiştir diye bir savunma bile gelebilir ancak işin içine böyle şehir karıştırılıyorsa biraz empati yapmak lazım. Böyle bir şehre yakışmıyor maalesef. Mazeretler gelebilir ancak küfürün mazereti yok bana göre. Eskişehirspor taraftarı biraz daha sakin olmalı sanırım ve umarım.
not:Resim Beşiktaş maçından konuyla ilgisi yoktur.
Related Posts with Thumbnails
Bu blog BloggerV.com üyesidir.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Bu Blogda Ara