19 Mart 2011 Cumartesi

Bir De Rakı Şişesinde Balık Olsam!


Dünyanın parası verilip yapılan çok modern bir stadyum Türk Telekom Arena. Sizin, benim vergilerimle yapıldı. Tek kuruş para ödetilmedende Galatasaray'ın oldu. Hani farklı birşey beklemiyorduk zatende dün derbi de sahaya Galatasaray taraftarı tarafından rakı şişesi atıldı. Yabancı maddeye, çakmak, koltuk vs alışkındıkta artık yüzsüzlüğün dibine vuruldu.

Atana lafım bile yok, öyle modern bir stada o şişe nasıl girdi diye merak içindeyim asıl ben. Ülkemin başkenti Ankara'da vatandaş büfeden aldığı suyu, öğrenci kalemini stada sokamazken, pankartı filan geçtim oyuncusuna jest olsun diye farklı bir ülkenin bayrağını açamazken, o rakı şişesi o sahaya atıldı ya sanki benim kafama atıldı.

14 Mart 2011 Pazartesi

Doğum Günün Kutlu Olsun Gençler'im!


Cumhuriyet'ten ayca büyük Gençlerbirliği'min bugün 88. yaş günü. Nice 88 yıllara kırmızı-siyah renginle... Şampiyon olduğun günleride görmek nasip olur inşallah...

9 Mart 2011 Çarşamba

Zafere Giden Yolda Herşeyi Mübah Görenler!

Gençlerbirliği - Fenerbahçe maçı öylesine tartışılıyor ki gerekli gereksiz herkes maçın hakeminin kararları ve ortaya atılan iddialar üzerine yorum yapmış okuduğum kadarıyla gazetelerde. Bu tartışmaya girmezsem eksik kalırım gibi bir düşünceye sahip değilim inanın bu yazıyı yazarken. Ancak bütün bu tartışmaların ötesinde, yapılan hakem hataları tartışmalarının üstünü kapatmak ve kendini haklı göstermek uğruna Fenerbahçe sempatizanı spor yazarları veya bir şekilde spor yazdıranları Gençlerbirliği'mizin futbolcuları üzerine öyle bir bomba bırakmışlar ki bir iki kelam etmezsem çatlarım dedim.

Öncelikle kendi iddiamı ortaya atayım; Şu an yapılanlar Fenerbahçe'nin futbolcularımız üzerinden, oldu gibi gösterilip mesnetsiz iddialarıyla prim yapma ve şampiyonluk yolunda lobi faaliyetlerini güçlendirmekten başka birşey değildir. Bunları söylerken de başta dediğim gibi gerekli gereksiz herkes bu konuya dahil olduğu için şu açıklamayı yapmakta isterim; Fenerbahçe'ye karşı bir kinim ya da bu maç sonunda oluşan bir kuyruk acım yoktur. Bu iddialar hangi takım tarafından gündeme getirilse az sonra okuyacağınız şeyleri yazardım. Bunu yapan kendi takımım olsa yine yazacağımdan kimseninde şüphesi olmasın.

Ortaya atılan haber, maç sonunda futbolcularımızdan Hurşut Meriç, Serkan Çalık ve Aykut Demir'in sözde verdikleri röportajda "Bu maçı Trabzonspor için oynadık" dedikleri yönünde. Bu haber Fenerbahçe'nin en etkili taraftar topluluğu Genç Fenerbahçelilerin sitesinde gördüğüm alıntıya göre Star gazetesi muhabiri tarafından yazılmış. Fener sempatizanı bir kalem ya da telkinlerle böyle yazı yazması istenen bir kalem sanırım bu arkadaş. Bu iddiaların aslı astarı olsa küçük bir gazete küpüründen ibaret kalmaz, LigTV gibi yayıncı kuruluş tarafından gerçekleştirilen röportajlarla kanıtlanabilirdi. Bu haberlerin ortaya çıkması ve medyada geniş yer bulmasıyla, birkaç(?) işgüzar Fenerbahçe taraftarı tarafından şike suçlamaları da gerek twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde, gerekse tribündergi forumları gibi futbol paylaşım sitelerinde gündeme geldi. Kendi basınının uydurduğu habere çabucak inanan taraftarlar tarafından orda burda "26. Haftada Gençlerbirliği - Trabzon maçının sonucu belli oldu, bu futbolcuların hiç utanmaları yok" gibi hafiften başlayıp daha ağırlaşan sözleri şu an çoğu sitede açıkça yazıyor. Bu galeyanın sebebi şampiyonluk yolunda kendine herşeyi mübah gören insanların bir takım suçlamalarla insanları ve kulüpleri zan altında bırakıp kendilerine yol açmaktan başka birşey değil. 

Koskoca taraftar grubu, yeri gelip kalabalıklığından dem vurarak kendini Cumhuriyet ilan eden taraftar grubu Genç Fenerbahçelilerin internet sitesinde bu konuyla ilgili yapılan açıklamada "Serkan Çalık, Hurşut Meriç, Aykut Demir rengini belli etti", koskoca Gençlerbirliği kendi hakkını savunamıyormuş gibi "26. haftada ki Trabzon -Gençlerbirliği maçının skoru belli ki birileri Gençlerbirliği'nin hakkını savunmaya başlamış" gibi çirkin, araştırmadan yazılmış, objektif olmaları beklenmese bile insanların ekmeğiyle oynamaya gidecek kadar insanlık dışı açıklama yapmışlardır. Trabzon, Beşiktaş veya başka takımın Fenerbahçe ile husumeti beni ilgilendirmez hatta isterlerse birbirlerini yesinler umrumda değil lakin önce insan oldukları için futbolculara, sonra benim takımımı temsil eden futbolcular olduğu için kulübüme gelen bu suçlamalar yüzünden kendimi sorumlu hissediyor ve Fenerbahçeli taraftarları vicdana davet ediyorum!

Öncelikle www.sporx.com sitesinin haberinde futbolcularımız iddiaları içtenlikle ve kati suretle yalanlamışlardır. Rengini belli etti dediğiniz Hurşut Meriç aslen Kayserilidir, Trabzon ile ne gibi göbek bağı olabilir? Trabzonlu oyuncularımızdan Aykut Demir ise, oynadığı herhangi bir maçta tekmeye kafa atmaktan çekinmemiş, hata yapsa bile telafi etmek için canını dişine takmış bu yüzdende taraftarın sevgilisi olmuş bir isimdir. En üstteki resimde de canla başla Trabzon atağını kesmeye çalışırken çekilmiş fotosu vardır. Hazım konusunda çok değişik diye eleştirdiğim Fenerbahçe taraftarı ise beni hiç bir zaman yanıltmadı ama belki bir kaçı vicdana gelir diye soruyorum;

1- Gençlerbirliği ligde konumu itibariyle ateş hattındadır. Futbolcular kendi takımını düşünmeden, Trabzon için oynamaları sizce saçmalık değilse açıklamanız nedir?

2- Gençlerbirliği 26. haftada Trabzon'a maç satsa düşeceği hali göremeyecek kadar kör müsünüz?

3- Böyle durumlarda nedense hep sizden yana işlemesi gereken hak, hukuk, Gençlerbirliği bu maç yüzünden küme düşerse kimlerden sorulacak?

4- 26. haftada oynayacağımız Trabzon maçını kazanırsak, yüzünüz kızarmayacak mı? Bütün bunların üstüne bir de "helal olsun Gençlerbirliği'ne" demeye başlarsanız ki muhtemel senaryo onu göstermekte nerede kaldı samimiliğiniz, nerede kaldı futbol bilginiz, nerede kaldı futbol sevginiz?

Bütün bunları düşünmeden, bizleri figüran gibi kullanıp, yayın gelirlerini almasakta olur ayakları çekip gözü güç hırsıyla bürünmüş bütün taraftarlara gitsin bu yazı. Sadece Fenerbahçeliler değil o güce tapma esiri herhangi takımın herhangi taraftarı da üstüne alınabilir.

Yazı çok uzun yada avukat gibi konuşmuşsun sana mı kalmış gibi yorumları yapanlar için özet geçeyim;

"Siz şampiyon olacaksınız diye benim takımım küme düşerse, emek harcayan futbolcumuzun hakkını siz mi ödeyeceksiniz, Gençlerbirliği taraftarına, camiasına hesabını kim verecek bunun?"

Genç Fenerbahçelilerin resmi sitesinde yer alan yazı için tıklayın.

Sporx.com'da futbolcularımızdan gelen yalanlama haberi için tıklayın.

Günün gelişen spor haberlerinde gerekli gereksiz tartışmaya katılanları okumak için tıklayın. 

8 Mart 2011 Salı

Orhan Şam > Ercan Saatçi


Fenerbahçe  maçının ardından twitter'da yüzyüze tanışamasak bile benim için çok değerli olan blogger dostum Alper Kaya'nın yazısıyla gördüm olayı. Devşirme spor yazarı Ercan Saatçi ve çok sevdiği takımı Fenerbahçe'nin bizi 4-2 yendiği maçın ardından Hürriyet gazetesi için kaleme aldığı yazısı umrumda bile değildi ancak klasik Fenerbahçe hazımsızlığı kendisinde epey bir olacak ki Orhan Şam'a sallamış inceden.

Doping yaptığı öne sürülen ancak daha sonra hakkını arayarak aklanan futbolcumuza yazısında yaptığı TOP 5 köşesinde aynen şunu demiş ;

 "Haksızlığa uğrayan ve uğradığıyla kalan Orhan’ın müthiş golü."


Hazımsızlık diyorum çünkü çok sevdiği Fenerbahçe'sinin bayan basketbol takımı oyuncusu Taurasi'yi geri getirememenin acısı var. Bu yorumda ne var diyenler muhakkak olacaktır ancak Orhan'ı tanıyamayan birinin böyle bir laf etmeden (iyi yada kötü) durup düşünmesi gerekir.


Orhan, Taurasi gibi kaçmadı, mücadele verdi ve aklandı. Oynadığı 2 lig maçında da fileleri havalandırdı. Hırslı döndü, kendisini yeşil sahalardan uzaklaştıranlara en cevabı da sahada veriyor.


Aziz Yıldırım, o çok sevdiğiniz başkanınız Taurasi'yi döndüremedi ve aklandığıyla kalan Taurasi oldu, Fenerbahçe oldu. Şimdi soruyorum sana Ercan Saatçi ;


"Lugano'nun akıl dolu kafa golü dediğin gol buz gibi ofsayt bunu nasıl hazmedebiliyorsun?"


"Gençlerbirliği'ni, Orhan Şam'ı kaç kere izledin ki yorum yapabiliyorsun?"


Ercan Saatçi'nin objektif(!) maç yazısı linkidir bu da;  http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17209460.asp?yazarid=84&gid=377

7 Mart 2011 Pazartesi

Kendi Yolumuza Taş Koydun Zumdick!

Çarşamba günü kupadan turlayarak geldik, yoğun yağış altında, yüksek tempoda oynayan ve şampiyonluk mücadelesi veren Fenerbahçe'yi sahamızda ağırladık. Şartlar zor ve bütün bunların üzerine maçın ilk 20 dakikasında 2-0 yenik duruma düşmek hiç bir takım için kolay değil. Bu şartlardan kurtulmayı becerecek oyunu oynamaya başladığınızda eğer taktik değişimine gidiyorsanız suçlu teknik direktörden başkası değil diye düşünüyorum.

Maçın henüz başında Lugano'nun golü ofsayt apaçık ama hakem golü veriyor. Yeterince moral bozucu ve ardında penaltı kararı ile 2-0 yenik duruma düşüyorsunuz ve penaltı kararı da bir o kadar tartışmalı. Herşeye rağmen daha bu dakikalarda teknik direktör hatası açıkça ortada. Nasıl mı? ;

Diyelim Lugano'nun golü ofsayt değil, penaltı kararı da doğru. Hadi penaltı da Mehmet Güven'in verdiği pas hatalı ondanda teknik direktöre suç bulmaktan vazgeçelim. Lugano'nun golünde top ceza sahasında havalanıyor ve topa kafa vursun diye koyduğunuz defans Burak o topa kafa vuramıyor ve bu özelliği yeni bir şey değil herkesçe biliniyor. Burak Özsaraç, Gençlerbirliği'ne geldiğinden beri gösterdi ki ağır bir futbolcu ve hava toplarında da yetersiz, teknik direktör Zumdick ise hava toplarında Lugano, yerden ise çok hızlı gidebilen Niang gibi iki futbolcuya karşı bu isimle başlıyor. Kadro yetersiz, rotasyonda adam yok desen olmaz Zumdick, en kötü hava toplarını alması için Kulusiç var onu dene bari. Burak Özsaraç ile çok fazla ilerleme kaydedemezsin takıma baştan zarar veriyorsun.

Neyse hatasını kapatabilecek oyuncularımız var ki hepsi de hırslı, nitekim Orhan ve Hurşut ile beraberliği yakalıyoruz. İkinci yarı başlıyor, zemin iyice karla kaplanmış. Fenerbahçe'nin beklerini sabahtan beri felç etmişsin golleri bu sayede bulmuşsun, uzaktan şutların zorluyor, 2 topun direkten dönmüş. Zumdick öyle bir değişikliğe gidiyor ki Serkan Çalık yani bir kanat oyuncusu çıkıyor, yerine yavaş mı yavaş orta saha Jedinak giriyor. Anlamı çok basit "ben beraberliğe yatacağım" diyorsun. Üstelik hala Niang gibi hızlı, Alex gibi teknik bir adam oyundayken, özelliksiz bir adam oyuna alıyorsun. Faturası 2 gol ve sahanda 4-2'lik mağlubiyet. Sonradan Zec'i oyuna alıp Oktay'ı çıkarmak ve eski taktiğe dönmenin manası olmadığını da görüyorsun. Halbuki Zec oyuna girdikten sonra direkten dönen üçüncü top sana en başında madem Serkan'ı alacaksın oyundan Zec'i ilk başta sok oyuna diye anlatıyor açık açık. Bekleri bu kadar açık verirken yaptığın bu hata daha da pahalıya patlar işte böyle. Azofeifa'yı, Oktay'ı oyundan düşürdükten sonra Zec değil Messi gelse zor kurtarır bu maçı.

Sonuç olarak takımın oyunu ve hırsından, yolumuza göz göre göre taş koyan Zumdick'in ikinci yarıda ki taktik değişikliğine kadar çok memnun olduğumu söyleyebilirim. Özellikle Mustafa Pektemek ve Orhan oynayamadıkları günlerin acısını çıkara çıkara oynuyorlar. Aykut ve tam olmasa da Hurşut'un geri dönüşleri yüzümüzü güldüren bir diğer durum. Murat Kalkan'ın olmadığı bir maçta onun yerine oynayan Mehmet Güven'de hatalı pası dışında Murat'tan daha iyiydi.

Direnci çok çabuk kırılan bir takım olarak "2-0'dan 2-2'ye getireceğiz bu maçı" diyene inanmazdım ama bu sefer takım değil dinamiti teknik direktör Ralf Zumdick altımıza yerleştirdi. Bu takımın küme düşeceğine dair endişelerim yavaş yavaş kaybolsa da, teknik direktörün bizi daha da kötüye sürüklemesi konusunda endişelerim kat be kat artmakta. Takımın şu an ki işleyişine daha kötü bir etkisi olur mu tahmin edemiyorum çok net ama gönlüm kesinlikle teknik direktör değişikliğinden yana. Biraz kaliteli bir hoca ile bu takım ligde de kalır, kupayı da alır.

4 Mart 2011 Cuma

Güzel Futbol!

www.gencler.org sitesinin yaratıcısı Mehmet Ali Çetinkaya'nın blogunda gördüm bu videoyu. Ankara derbisinde stadyum boşaltılırken kurallar gereği bekletilen Gençlerbirliği taraftarları görüntülemişler. 3 Ankaragüçlü daha 7-8 yaşlarında ufaklıklar sahaya dalıyorlar ve o yaşlarda futbolun en güzel oynandığı nesne olan pet şişe ile birbirlerine penaltı atıyorlar. Güvenlik güçlerinin saha dışına almaya çalıştığı çocuklara en güzel destekte Gençlerbirliği tribününden geliyor yine...

Hikayesini okumak için ; http://www.mehmetalicetinkaya.com/2011/02/karhanede-romantizm-cocuklara-ozgurluk/

1 Mart 2011 Salı

#blogumadokunma !


Digitürk korsan maç yayınları nedeniyle blogspot'a yasak getiriyor. Adamlar para kazanacak diye korsan yayın yapan taş çatlasa 10 - 15 site yerine bütün blogspot'a yasak getiriyor. Yani 3 çürük ağaç için orman yakıyorlar. Blog okumayı sevenler, blog yazarları tepkisiz kalmasın özgürlüklerimiz elimizden alınmasın.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Ankara Derbisinde Behzat Ç. ve Ekibi!


Erdal Beşikçioğlu dışında ekibin diğer üyelerinin maçla pek ilgileri yok gibi çıkmış foto. Gerçi sadece Erdal Beşikçioğlu'nun boynunda ki atkı yeter..

Oktay, Mustafa & Azofeifa A.Ş.

 Bir Ankara derbisinde daha yüzümüz güldü. Zaten bu senenin en yüz güldüren olayı sanırım iki Ankaragücü maçından alınan 6 puandı. Onun dışında şöyle ağzımız kulaklarımızda bir maç göremedik maalesef. Hele geçen haftaki Karabük maçı bende öyle bir psikoloji yarattı ki artık maçı izlerken kendimi kaybettim. Bu Ankaragücü maçınada içimde yanan umut alevi can çekişmeye başlayınca söndürmemek amaçlı gitmedim. Belkide benim ayağım uğursuz diyeceğim ama 1-0 yendiğimiz Ankaragücü maçında da tribündeydim. Bu maça gelmedim ve ilk kez 4 gol birden attık. Sezonun arkadaşlarımın deyimiyle belkide en zevkli maçını kaçırdım.

Özetlere bakıyorum, geçen hafta cezalı olan Oktay Delibalta'nın takıma dönmesi etkisini büyük ölçüde göstermiş. Azofeifa'nın en başından beri ilk 11'de oynaması gerektiğini bu hafta çözen teknik direktörümüzede selam olsun. İlk dakikadan itibaren Gençlerbirliği atakları var özetlerde. Azo'nun direkten dönen topu, Mununga'nın sayılmayan golü istekli başlamanın birer göstergesi. Ama nedense bizimkiler inatla önde oldukları bir maçı zora sokmayı seviyorlar. 2-0 öndeyken maçın 2-2'ye gelmesi geçen haftaki maçı hatırlatır kendimden geçirirdi yine beni heralde. Allah'tan Orhan çok geç kalmadı da bizim kaleden sonra rakip kaleye gol atıp uzun aradan sonra  "hoşbulduk" dedi.
Böyle uzun süreli sakat ve cezalı oyuncuları geri dönüş maçlarında hep gol atacaklarsa ne mutlu ama yavaş yavaş yeniden toplanan takımda böyle 4 gol birden atıyor işte.

Bu maçın özetini izlerken dikkatimi çekenlerse başlıktaki isimler oldu. Azofeifa sonunda ilk 11'de başladı ve sonuç 2 asist. Maçın ilk yarısı 2 şutundan biri kaleciden diğeri direkten dönen Azofeifa, Mustafa Pektemek ve Orhan Şam'ın kafayla attığı gollerin ortasını açan isimdi. Yakın zamanda Azofeifa kanat adamlarını toplasın ve hergün fazladan yarım saat- bir saat "orta açma teknikleri ve güzel orta açmaya giriş" dersi versin.

Mustafa Pektemek, bu sezon 3. maçında ve şimdiden 2 gol 1 asist yapmış durumda. Karabük maçında girişi biraz geç oldu bu yüzden takımın halide ortadayken çok birşey yapması beklenemez. Ama şunu farkettimki güçlenerek dönmüş. Daha önceleri bir omuzda yıkılan Pektemek artık direniyor top saklıyor. Bu artı yanına kalsın İstanbul Belediye ve bu maçta attığı gollere bakılırsa golü resmen kokluyor bu adam.

Son olarak Oktay'a gelirsek yazının başında belirttik, geçen hafta orta sahanın haliyle bu haftaki orta saha farklılıklar göstermiş muhakkak. Oktay çok çalışıyor bu takım için. İleri çıkıyor, geri gidiyor ama en önemlisi rakibin oyununu çok iyi bozuyor. Bunu daha önce bu sezon ilk haftada Eskişehir deplasmanında sahadaki polis görevlisi demişti bize; "Kim bu 13 numara, çok iyi oyun bozuyor, iş yapar bu çocuk" demişti. Herşeyin üstüne bu maçta 4. goldeki Yasin'e attığı pas iyi bir kumaşı olduğunun göstergesi.

Dip not: Yasin'e geldiğinden beri bencil oynadığı yönünde eleştiri getiriyoruz ama İstanbul Belediye ve bu maçta verdiği paslarla takımın bir asistçiye kavuştuğunun sinyalini veriyor. Son alkışlarda Yasin'e ve güzel asistine gitsin.

Son Not: Maçta verilmeyen 2 golümüz daha var. İlki Mununga'nın golü açık ve net faul doğru ama en sonunda ofsayt nedeniyle verilmeyen benim görmediğim bir gol daha var, kim attı bilmiyorum ama ofsayt olmadığı söyleniyor. Bol gol pozisyonu bulan Gençlerbirliği mutlu ediyor insanı.

18 Şubat 2011 Cuma

www.haydigencler.com 4. Yılını Kutladı!


Gençlerbirliği'nin en genç taraftar topluluğu www.haydigencler.com 4. yaşını Ankara Tunalı Hilmi Caddesinde ki İTÜ evinde kutladı. Geceye katılan taraftarlarımız eğlenceli bir gün geçirdi. 

Gecede bizi yalnız bırakmayan futbolcularımızdan Yasin Öztekin, Murat Kalkan, Oktay Delibalta ve Orhan Şam'dan bundan sonraki maçları kazanma ve Türkiye Kupası sözü aldık. Taraftarlarımız özellikle hafta içinde taraftarlarımızı öven röportajıyla ve son haftalardaki iyi oyunu sebebiyle Oktay Delibalta'ya büyük ilgi gösterdiler. 

Doping suçlamasından aklanan Orhan Şam'da diğer ilgi odağı isimdi. Morali yerinde görünen futbolcumuz hafta sonu geleceğinin müjdesini de verdi. Biran evvel sahalara dönmesi dileğinde bulunduğum oyuncumuz sahaya döneceği günü dört gözle beklediğini söyleyerek ne kadar istekli olduğunuda gösterdi. 

Türkiye Kupası finalinde gol sözü aldığımız Yasin Öztekin'de, Ankara'da olmanın güzelliğinden bahsederken, taraftarlar olarak özellikle İstanbul belediye maçındaki asistini sorduk kendisine. Gelir gelmez golleriyle dikkat çeken genç Yasin'e de taraftarlarımızdan gollerinin devamı temennisi bolca geldi.

Gecenin futbolcular dışında diğer değerli konuklarıysa, eski başkanımız Hasan Şengel ve sporx.com yazarı Tolga Özek idi. Gecede bende, bana desteğini hiç esirgemeyen sporx.com sitesinde ve kendi blogunda Gençlerbirliği ve Ankaragücü yazılarıyla Ankara futboluna desteğini esirgemeyen Tolga Özek hocama plaket verme şerefine eriştim. Aynı zamanda atkımı Hasan Şengel'e hediye etmekte büyük bir gururdu.

Hasan Şengel başkanımız gecenin en şanslı ismiydi. Yapılan çekilişte en değerli hediyeler olan futbolculardan imzalı top ve forma, Orhan Şam ve Oktay Delibalta'nın çektiği kuralarla Hasan başkanımıza gidince salonda espri olarak şike yapıldı söylentileri dolaştı =D.

Geceyi hazırlayanların emeklerine, ellerine sağlık. Büyük bir işe imza atıldı ve takımın zor günlerinde bile taraftarlarımızı, futbolcularla bir araya getirerek büyük bir moral depolandı hem taraftarlar hem futbolcular tarafından. Umarız bu gecenin devamı olacak yarın ki Karabük maçınıda galibiyetle tamamlarız.

13 Şubat 2011 Pazar

Hoşgeldin Pektemek!

Bu maç için ne diyebilirim ki? Geçen hafta küme düşme kabuslarını 1 hafta erteledik ama Ankaragücü'nün Beşiktaş ile Buca'nın Konya ile oynadığı haftada çok daha önemli bir maçtı bizim için. Maçı izleyemedim ama Pektemek'in attığını duyduğum an hissettiğim şeyler çok farklıydı.

Dile kolay neredeyse 1 sezondur oynamayan golcümüz takımı 89. dakikada ipten alıyor. Ne hissedebilirsiniz ki sonuç kaçınılmaz; mutluluk gözyaşları...

Zumdick'in etkisizliği, Mustafa Kaplan'ın teknik direktör tavırları, büyük umutlar beslediğimiz oyuncuların formsuzluğu... Bu takım düşmeyi Mustafa'nın, Oktay'ın, taraftarının güzelliği yüzünden haketmiyor..

Hoşgeldin Pektemek! Taraftarlarımızdan Emre Bayraktaroğlu'nun sözüyle tekrar selam olsun sana;

SENİN O GÖZLERİNDEN AKITTIĞIN YAŞ BİZİM GURURUMUZDUR!

11 Şubat 2011 Cuma

Aslında İstanbul'u da Severiz Ama...


"Biz İstanbul'un en çok Ankara'ya dönüşünü severiz!"

7 Şubat 2011 Pazartesi

Küme Düşmeyi 1 Hafta Erteledik!

 - Kupa maçından 4 gün sonra bu sefer ligde Buca'yı 2. kez mağlup etmeyi başardık.
- Kupa maçından daha kötüydük. Buca yine aynıydı.
- İlk yarıda biraz daha atak olan taraf bizdik ancak orta sahadan çıkamayan oyuncularımız sayesinde bir türlü ablukaya tam olarak alamadık Buca kalesini.
- İlk yarıda Harbuzi, Gençlerbirliği taraftarını çıldırtan isimdi. Laubali oyunuyla artık gönderilme zamanım geldi der gibi oynadı.
- Geçen sezon Galatasaray, Harbuzi'yi istiyor diye haber çıktığında şaşırmıştım nasıl isterler diye keşke satabilseymişiz o zaman. Sahada çok önemli bir maç var ve Harbuzi oldukça isteksiz ve sonucunda başarısız paslarıyla çok top öldürdü.
- Azofeifa'nın neden oynamadığını anlayamadım zaten.
- Mehmet Akgün, devşirilmeye çalışıldığı sağ beke yavaş yavaş adapte oluyor. Geçen maçlarına göre hatasız sayılabileceği bir maç çıkardı.
- İlk yarıda Ermin Zec, Buca'nın korkulu rüyası olmak üzereydi. Kupa maçından sonra bu maçtada oldukça etkiliydi. Hele o çektiği şutlar gol olsa jeneriklik 1-2 gol izleyebilirdik. Ama maalesef şutlar çok az farkla auta çıktı.
 - Ermin Zec için bir ayrıntıda, bu oyununu devam ettirebilmesi için mutlaka Mununga ile oynaması gerektiğini düşünüyorum. Mununga ilerde top tutarak Zec'in oynamasını daha kolaylaştırıyor.
- Munuga'ya da atlamışken bugün güzel bir maç çıkardı. Öyle güzel hareketlerinden bahsetmiyorum. Sadece hırsı bile beğenmemize yeter ve artardı. Boyu çok uzun olmasada zıplayıp almaya çalışması ve alması takdire şayandı. Kahe'den sonra Smeltz ve Billy Mehmet gibi boylu diye getirilen adamlar birşey yapamazken Mununga alkışı haketti.
- Maçın ikinci yarısında ise Harbuzi'nin çıkıp Yasin'in girmesi rahatlattı biraz bizi. Bencil oynayan ama birşeyler yapmaya çalışan adamı, ruhsuz ve laubali bir adam her zaman tercih ederim.
- Ve sonunda Buca kalecisi Londak'ın yaptığı hatayı Oktay Delibalta çok iyi değerlendirdi. Oktay Delibalta için golden çok daha fazla şey söylenmeli. Maçı bize kazandıran adamdı. Zec, Mununga, Serkan, Cem Can iyi mücadele etti belki ama hepsi görevlerini yerine getirmeye çalıştıkları için iyiydiler. Oysa Oktay, rakibin oyununu bozdu, takımı atağa kaldırdı, defansa yardım etti, golünü attı. Takımın ayakta kalmasını sağlayan tek adamdı diyebilirim. Kupa maçından sonra bu maçta daha da harikaydı.
- Bucaspor'un işi gerçekten zor zaten Allah'a emanet savunmasını golü yedikten sonra iyice açtı, bu sırada yakaladığımız kontratakta Yasin topu ayağından fazla açınca kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda ikinci golü bulamadı.
-Kabus dolu anlar bundan sonra başladı. 1-0'a yatan takımımız oyuna Jedinak ve Hurşut'u aldı.
- Hurşut ne kadar iyi oynayamasa da her şekilde yedek başlaması şu durumda daha mantıklı. Serkan ile başlayıp ardından Hurşut'u koymak teknik direktörün yaptığı tek iyi işti belkide.
- Kabus dolu anlarımızın baş mimarı ise Jedinak oldu. Defans yapsın diye oyuna konulan adam girdiği anda iki kritik pozisyonda topu uzaklaştırmak yerine rakibin ayağına teslim ederek soğuk terler döktürdü. Bir tane bile olumlu hareketi olmayan Jedinak'ta Harbuzi ile birlikte gidebilir. Azofeifa'nın oynamamasını yadırgadım.
- Hakem içinde iki tarafı da oynatmadığı için kötü yönetim gösterdiğini söyleyebiliriz.
- Bu kadar kötü oynadığımız bir maçta gelen galibiyete sevinmem ancak bu maçın önemi düşünüldüğünde sevinmek dışında birşey yapamıyorsunuz. Sivas'ın, Konya'nın yenildiği bir haftada tek maçla 3 rakibi yenmek gibi birşey oldu bu maç bizim için ve Bank Asya 1. Lig yoluna girmeyi 1 hafta daha erteledik.

Ankara Demirspor - Lüleburgazspor Maç Notları!

 - 3. ligimizin kalitesi oldukça düşük. Bu maçtan çıkarabileceğim en önemli sonuçlardan biridir bu.
- Hakemliğin altyapısı olacak bu alt liglerde hakem kalitemizde çok düşük.
- İki tarafı da oynatmayan ve çok kolay faul çalan bir hakemin Süper Lig'de ki geleceğinin nasıl olduğunu görüyoruz şu anda bile aslında.
- Ankara Demirspor'u konuşursam defansı dışında canlı bir takım.
- Ancak forvet hattı geriye dönmeyip desteğini kısınca orta saha ile iletişimi de zorlaşıyor.
 - Bu maçta her ne kadar içimi burksa da,birazda sevindirici bir an sahada Gençlerbirliği ASAŞ ve OFTAŞ zamanından tanıdığımız Kemal Yıldırım'ı görmek oldu.
- Eski günlerinden çok uzakta olan Kemal Yıldırım'ı herşeye rağmen buralarda görmek üzücü.
- Süper Ligde OFTAŞ ile sakatlık geçirdikten sonra Orduspor ile anlaşan Kemal'in son durağı burası olmuş. Eski hızı ve çalımlarından eser yok. Üst resimde 10 numaralı futbolcu artık korkarak oynuyor.
- Babasıyla da tribünde konuştuğumuz futbolcunun 2 kere stres kemiği kırılınca böyle biraz çekingen oynadığından bahsedildi.
- Ankara Demirspor'da 2 numaralı defans oyuncusu 3 kere tacı yanlış kullanıp 3 kere tacı el değiştirince oldukça tepki aldı.
- İnatla 4. tacı atmaya çalışan futbolcuya arkadaşları, tacı nasıl atması gerektiğini göstermesi oldukça komik ama profesyonel bir futbolcu açısından utanç verici olması gereken bir andı.
- Maçı 1-0 önde götüren Ankara Demirspor'un, Lüleburgaz'ın 10 kişi kalmasıyla rahatlayacağını düşündük ama Lüleburgaz atak üstüne atak geliştirdi.
- Sonradan oyuna giren ve 17 numaralı formayı giyen genç oyuncunun mükemmel asisti sayesinde 2-0 öne geçen Demirspor ancak rahatlayabildi.
- Maç zorda olsa Ankara Demirspor'un 2-0'lık galibiyetiyle sona erdi.

3 Şubat 2011 Perşembe

Yarı Final Yolları!

 - Soğuk havanın etkisiyle ve maçın TV'den verilmesi sebebiyle maçta toplasan 1500 kişi anca vardı.
- Gençlerbirliği şaşırtmadı bizi ve yine bambaşka bir kadroyla sahaya çıktı.
- Maçta ilk yarıda da ikinci yarıda da üstün taraf Gençlerbirliği oldu.
- Özellikle ilk yarıda Hurşut ile çok net fırsatlar kaçtı. 2 tane yüzde yüzlük gol pozisyonundan yararlanamadık.
- Hurşut demişken çalım sevdasına ataklarımızı öldüren isimde kendisi oldu. Geçen sezon çalımlarına hayran bir şekilde yere göğe sığdıramadığımız Hurşut'a bir anda ne oldu anlamak mümkün değil. Biraz paslı oynasa çok önceden bitirmiştik Buca'nın işini.
- Ante Kulusiç yerden oynayan Buca karşısında zayıf kaldı çok adam kaçırdı. Mehmet Akgün'de kendi mevkisi olmayan sağ bekte "ileri mi çıksam, defans mı yapsam?" ikileminden kurtulamayınca Buca genelde o kanattan geliştirdi ataklarını.
 - İkinci yarı ile birlikte maçta sönük kalan Harbuzi yerini Ermin Zec'e bıraktı. Olumlu bir hamleydi. İyice sıkıştırmaya başladık Buca defansını.
- Ama Hurşut top ezmekten ve başarısız çalımlarından vazgeçmeyince istenen gol 70. dakikaya kadar gelmedi. Ardından gelen Cem Can - Hurşut değişikliğiyle paslı oynayan Gençlerbirliği 2 dakika da 2 gol buldu.
- Özellikle ilk golde golü Ermin Zec'e yazsalarda harika asistiyle golün yarısından çoğunu Yasin Öztekin hakediyor.
- Yasin ve Zec'in yanına Mustafa Pektemek'in katılacağı günü sabırsızlıkla bekliyorum. Bu maçın son dakikalarında forma şansı bulmasını isterdim.
- Bugünün bal yapmayan arısı ise Oktay Delibalta oldu. Rakip ataklarını bozarken, takımı atağa kaldıran isim olması, orta sahada ayak basmadık yer bırakmamasıyla ve hırsıyla maçın kahramanlarından. Antrenmanlarda zaten hırsını görüyorduk ama her maça yansıtamıyordu. Bu maçla devamlı olmasını bekliyor ve istiyoruz.
- Biz kötü oynuyoruz, Buca bizden kötü oynuyor. Türkiye Kupasında yine güldük ama asıl önemli maç ligde olacak.
- Bu bir lig öncesi prova maçı gibi oldu. Pazar günü iki takımda en iyi 11'lerini sahaya süreceklerdir. Lig maçını kazanmak bu maçtan daha kıymetli. Bizim için 6 puanlık maç.
- Erdal Kılıçarslan'a bel bağlayan Gençlerbirliği'nin işi nasıl zorsa, Cenk İşler'den hala Süper Ligde takım kurtarmasını bekleyen Buca'nın işi de bir o kadar zor.
- Son olarak maçın en güzel hareketi Gençlerbirliği taraftarından geldi. Gençlerbirliği'ni çalıştırdığı dönemde El Saka'yı kastederek "Beni bir Arap'a tercih ettiler" diye ırkçı tutum sergileyen Bucaspor teknik direktörü Samet Aybaba'ya inat "El Saka" tezahüratı çok anlamlıydı. Sonunda da "Sen anladın Samet" sesleriyle bir kez daha güzelce(!) andık Samet Aybaba'yı.

2 Şubat 2011 Çarşamba

Kar En Güzel Ankara'ya Yakışır!

 Cebeci Stadından Çamlık Akdere semaları...
 Cebeci Stadından 50. Yıl Parkı (Türkiye'nin en uzun bayrak gönderi)
 Cebeci Stadından Kocatepe Camii... 
Cebeci Stadından Hacettepe Semaları ( Hacettepe Tıp Fakültesi )
Related Posts with Thumbnails
Bu blog BloggerV.com üyesidir.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Bu Blogda Ara