11 Şubat 2011 Cuma

Aslında İstanbul'u da Severiz Ama...


"Biz İstanbul'un en çok Ankara'ya dönüşünü severiz!"

7 Şubat 2011 Pazartesi

Küme Düşmeyi 1 Hafta Erteledik!

 - Kupa maçından 4 gün sonra bu sefer ligde Buca'yı 2. kez mağlup etmeyi başardık.
- Kupa maçından daha kötüydük. Buca yine aynıydı.
- İlk yarıda biraz daha atak olan taraf bizdik ancak orta sahadan çıkamayan oyuncularımız sayesinde bir türlü ablukaya tam olarak alamadık Buca kalesini.
- İlk yarıda Harbuzi, Gençlerbirliği taraftarını çıldırtan isimdi. Laubali oyunuyla artık gönderilme zamanım geldi der gibi oynadı.
- Geçen sezon Galatasaray, Harbuzi'yi istiyor diye haber çıktığında şaşırmıştım nasıl isterler diye keşke satabilseymişiz o zaman. Sahada çok önemli bir maç var ve Harbuzi oldukça isteksiz ve sonucunda başarısız paslarıyla çok top öldürdü.
- Azofeifa'nın neden oynamadığını anlayamadım zaten.
- Mehmet Akgün, devşirilmeye çalışıldığı sağ beke yavaş yavaş adapte oluyor. Geçen maçlarına göre hatasız sayılabileceği bir maç çıkardı.
- İlk yarıda Ermin Zec, Buca'nın korkulu rüyası olmak üzereydi. Kupa maçından sonra bu maçtada oldukça etkiliydi. Hele o çektiği şutlar gol olsa jeneriklik 1-2 gol izleyebilirdik. Ama maalesef şutlar çok az farkla auta çıktı.
 - Ermin Zec için bir ayrıntıda, bu oyununu devam ettirebilmesi için mutlaka Mununga ile oynaması gerektiğini düşünüyorum. Mununga ilerde top tutarak Zec'in oynamasını daha kolaylaştırıyor.
- Munuga'ya da atlamışken bugün güzel bir maç çıkardı. Öyle güzel hareketlerinden bahsetmiyorum. Sadece hırsı bile beğenmemize yeter ve artardı. Boyu çok uzun olmasada zıplayıp almaya çalışması ve alması takdire şayandı. Kahe'den sonra Smeltz ve Billy Mehmet gibi boylu diye getirilen adamlar birşey yapamazken Mununga alkışı haketti.
- Maçın ikinci yarısında ise Harbuzi'nin çıkıp Yasin'in girmesi rahatlattı biraz bizi. Bencil oynayan ama birşeyler yapmaya çalışan adamı, ruhsuz ve laubali bir adam her zaman tercih ederim.
- Ve sonunda Buca kalecisi Londak'ın yaptığı hatayı Oktay Delibalta çok iyi değerlendirdi. Oktay Delibalta için golden çok daha fazla şey söylenmeli. Maçı bize kazandıran adamdı. Zec, Mununga, Serkan, Cem Can iyi mücadele etti belki ama hepsi görevlerini yerine getirmeye çalıştıkları için iyiydiler. Oysa Oktay, rakibin oyununu bozdu, takımı atağa kaldırdı, defansa yardım etti, golünü attı. Takımın ayakta kalmasını sağlayan tek adamdı diyebilirim. Kupa maçından sonra bu maçta daha da harikaydı.
- Bucaspor'un işi gerçekten zor zaten Allah'a emanet savunmasını golü yedikten sonra iyice açtı, bu sırada yakaladığımız kontratakta Yasin topu ayağından fazla açınca kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda ikinci golü bulamadı.
-Kabus dolu anlar bundan sonra başladı. 1-0'a yatan takımımız oyuna Jedinak ve Hurşut'u aldı.
- Hurşut ne kadar iyi oynayamasa da her şekilde yedek başlaması şu durumda daha mantıklı. Serkan ile başlayıp ardından Hurşut'u koymak teknik direktörün yaptığı tek iyi işti belkide.
- Kabus dolu anlarımızın baş mimarı ise Jedinak oldu. Defans yapsın diye oyuna konulan adam girdiği anda iki kritik pozisyonda topu uzaklaştırmak yerine rakibin ayağına teslim ederek soğuk terler döktürdü. Bir tane bile olumlu hareketi olmayan Jedinak'ta Harbuzi ile birlikte gidebilir. Azofeifa'nın oynamamasını yadırgadım.
- Hakem içinde iki tarafı da oynatmadığı için kötü yönetim gösterdiğini söyleyebiliriz.
- Bu kadar kötü oynadığımız bir maçta gelen galibiyete sevinmem ancak bu maçın önemi düşünüldüğünde sevinmek dışında birşey yapamıyorsunuz. Sivas'ın, Konya'nın yenildiği bir haftada tek maçla 3 rakibi yenmek gibi birşey oldu bu maç bizim için ve Bank Asya 1. Lig yoluna girmeyi 1 hafta daha erteledik.

Ankara Demirspor - Lüleburgazspor Maç Notları!

 - 3. ligimizin kalitesi oldukça düşük. Bu maçtan çıkarabileceğim en önemli sonuçlardan biridir bu.
- Hakemliğin altyapısı olacak bu alt liglerde hakem kalitemizde çok düşük.
- İki tarafı da oynatmayan ve çok kolay faul çalan bir hakemin Süper Lig'de ki geleceğinin nasıl olduğunu görüyoruz şu anda bile aslında.
- Ankara Demirspor'u konuşursam defansı dışında canlı bir takım.
- Ancak forvet hattı geriye dönmeyip desteğini kısınca orta saha ile iletişimi de zorlaşıyor.
 - Bu maçta her ne kadar içimi burksa da,birazda sevindirici bir an sahada Gençlerbirliği ASAŞ ve OFTAŞ zamanından tanıdığımız Kemal Yıldırım'ı görmek oldu.
- Eski günlerinden çok uzakta olan Kemal Yıldırım'ı herşeye rağmen buralarda görmek üzücü.
- Süper Ligde OFTAŞ ile sakatlık geçirdikten sonra Orduspor ile anlaşan Kemal'in son durağı burası olmuş. Eski hızı ve çalımlarından eser yok. Üst resimde 10 numaralı futbolcu artık korkarak oynuyor.
- Babasıyla da tribünde konuştuğumuz futbolcunun 2 kere stres kemiği kırılınca böyle biraz çekingen oynadığından bahsedildi.
- Ankara Demirspor'da 2 numaralı defans oyuncusu 3 kere tacı yanlış kullanıp 3 kere tacı el değiştirince oldukça tepki aldı.
- İnatla 4. tacı atmaya çalışan futbolcuya arkadaşları, tacı nasıl atması gerektiğini göstermesi oldukça komik ama profesyonel bir futbolcu açısından utanç verici olması gereken bir andı.
- Maçı 1-0 önde götüren Ankara Demirspor'un, Lüleburgaz'ın 10 kişi kalmasıyla rahatlayacağını düşündük ama Lüleburgaz atak üstüne atak geliştirdi.
- Sonradan oyuna giren ve 17 numaralı formayı giyen genç oyuncunun mükemmel asisti sayesinde 2-0 öne geçen Demirspor ancak rahatlayabildi.
- Maç zorda olsa Ankara Demirspor'un 2-0'lık galibiyetiyle sona erdi.

3 Şubat 2011 Perşembe

Yarı Final Yolları!

 - Soğuk havanın etkisiyle ve maçın TV'den verilmesi sebebiyle maçta toplasan 1500 kişi anca vardı.
- Gençlerbirliği şaşırtmadı bizi ve yine bambaşka bir kadroyla sahaya çıktı.
- Maçta ilk yarıda da ikinci yarıda da üstün taraf Gençlerbirliği oldu.
- Özellikle ilk yarıda Hurşut ile çok net fırsatlar kaçtı. 2 tane yüzde yüzlük gol pozisyonundan yararlanamadık.
- Hurşut demişken çalım sevdasına ataklarımızı öldüren isimde kendisi oldu. Geçen sezon çalımlarına hayran bir şekilde yere göğe sığdıramadığımız Hurşut'a bir anda ne oldu anlamak mümkün değil. Biraz paslı oynasa çok önceden bitirmiştik Buca'nın işini.
- Ante Kulusiç yerden oynayan Buca karşısında zayıf kaldı çok adam kaçırdı. Mehmet Akgün'de kendi mevkisi olmayan sağ bekte "ileri mi çıksam, defans mı yapsam?" ikileminden kurtulamayınca Buca genelde o kanattan geliştirdi ataklarını.
 - İkinci yarı ile birlikte maçta sönük kalan Harbuzi yerini Ermin Zec'e bıraktı. Olumlu bir hamleydi. İyice sıkıştırmaya başladık Buca defansını.
- Ama Hurşut top ezmekten ve başarısız çalımlarından vazgeçmeyince istenen gol 70. dakikaya kadar gelmedi. Ardından gelen Cem Can - Hurşut değişikliğiyle paslı oynayan Gençlerbirliği 2 dakika da 2 gol buldu.
- Özellikle ilk golde golü Ermin Zec'e yazsalarda harika asistiyle golün yarısından çoğunu Yasin Öztekin hakediyor.
- Yasin ve Zec'in yanına Mustafa Pektemek'in katılacağı günü sabırsızlıkla bekliyorum. Bu maçın son dakikalarında forma şansı bulmasını isterdim.
- Bugünün bal yapmayan arısı ise Oktay Delibalta oldu. Rakip ataklarını bozarken, takımı atağa kaldıran isim olması, orta sahada ayak basmadık yer bırakmamasıyla ve hırsıyla maçın kahramanlarından. Antrenmanlarda zaten hırsını görüyorduk ama her maça yansıtamıyordu. Bu maçla devamlı olmasını bekliyor ve istiyoruz.
- Biz kötü oynuyoruz, Buca bizden kötü oynuyor. Türkiye Kupasında yine güldük ama asıl önemli maç ligde olacak.
- Bu bir lig öncesi prova maçı gibi oldu. Pazar günü iki takımda en iyi 11'lerini sahaya süreceklerdir. Lig maçını kazanmak bu maçtan daha kıymetli. Bizim için 6 puanlık maç.
- Erdal Kılıçarslan'a bel bağlayan Gençlerbirliği'nin işi nasıl zorsa, Cenk İşler'den hala Süper Ligde takım kurtarmasını bekleyen Buca'nın işi de bir o kadar zor.
- Son olarak maçın en güzel hareketi Gençlerbirliği taraftarından geldi. Gençlerbirliği'ni çalıştırdığı dönemde El Saka'yı kastederek "Beni bir Arap'a tercih ettiler" diye ırkçı tutum sergileyen Bucaspor teknik direktörü Samet Aybaba'ya inat "El Saka" tezahüratı çok anlamlıydı. Sonunda da "Sen anladın Samet" sesleriyle bir kez daha güzelce(!) andık Samet Aybaba'yı.

2 Şubat 2011 Çarşamba

Kar En Güzel Ankara'ya Yakışır!

 Cebeci Stadından Çamlık Akdere semaları...
 Cebeci Stadından 50. Yıl Parkı (Türkiye'nin en uzun bayrak gönderi)
 Cebeci Stadından Kocatepe Camii... 
Cebeci Stadından Hacettepe Semaları ( Hacettepe Tıp Fakültesi )

31 Ocak 2011 Pazartesi

Tek Devre Oyun, Tek Gol, Tek Puan!

- Gaziantep Kamil Ocak stadının zemini televizyonda ilk bakışta güzel duruyordu ama kamera sahaya yakınlaşınca ne kadar berbat bir zemini olduğu ortaya çıktı.
- İlk yarı yine aynı tas aynı hamam bir Gençlerbirliği sahadaydı. Atakta Gaziantep defansta biz vardık.
- Gaziantep'i değerlendirirsek Olcan oldukça liderliği ele almış. Her atakta Olcan'ın ismi kesinlikle geçiyor.
- Orta alanda Orhan Gülle kalitesini gösterdi. Guus Hiddink'in milli takıma çağırması boşuna değil kesinlikle müthiş bir kumaşı var. Tabata Beşiktaş'a nasıl bir kazıksa Orhan Gülle de bir o kadar büyük bir kazıktır Antep'ten Beşiktaş'a.
- Sosa ve Wagner'de beklediğimi bulamadım. Bence fazla abartı gibiler. Gerçi Wagner çok yeni ama Sosa sanırım tutmadı.
- İlk yarı da Olcan golü attı durdu ama maç boyu Gaziantep adına Orhan Gülle durmadı.
- Gençlerbirliği'ni değerlendirirsek Murat Kalkan bu takımın zayıf halkasıdır. Transfer kapanmadan kesinlikle sağ ve sol bek bulunmalı. Orhan dönerse sağ dursun ama sol beke mutlaka bir isim lazım.
- Gaziantep'in bütün atakları Murat Kalkan'ın kanadından gelişti. Artık maçı bıraktık Gaziantep ataklarında Murat yerinde mi değil mi bunu görmeye çalıştık.
- Gaziantep'in golü de Murat'ın kanadından açılan ortayla geldi. Peki Olcan'ı kaçıran kim dersiniz? Tabi ki sağ bekte oynayan Mehmet Akgün!
- İkinci yarı Gençlerbirliği iyileşti ama bireysel olarak sadece bir kaç oyuncu takıma katkı sağladı. Denge kuruldu maç ortada ve hem bizim için hemde normal bir maç için seyir zevki artan bir maç oldu.
- Cem Can, Fenerbahçe maçında direkten dönen firikiğinden sonra 10 numara oynayıp acayip işler yaptı. Ama yaptı, gerçekten yaptı beğendim bu tarzını da hırsını da...
- Mununga'nın ne yaptığını Eskişehir maçında çözememiştim ama bu maçta asıl yeri olan forvet-forvet arkası gibi oynayınca ne olduğunun farkına vardım. Top saklıyor, pas atıyor, deli gibi abanıyor. Kahe'nin biraz daha haraketlisini bulmuşuz gibi bir umut yarattı bende. Fiziksel gücüne hayran kaldım zaten, köşe bayrağının orda 2 adama direndi yere düştü, kalktı, araya girdi ve topu yine aldı sonra korner yaptırdı helal olsun dedirtti.
- Zec ve Mununga biraz daha uyum yakalayınca can yakarlar ama takımında biraz daha silkelenmesi gerekiyor. Mununga iyi dedik ama bu sefer Azofeifa sönük kaldı.
- Herşeye rağmen bir türlü gol atamadık çok net fırsatlar kaçtı. Tam Yasin'e pas vermediği için kızarken uzaktan patlattığı top gol oldu sevindik. Beklemediğimiz adamdan iyi bir performans izliyoruz şu anda. Ama Yasin'in kanat yerine ortada oynaması daha iyi olacak gibi Harbuzi'den iyice ümidimi kesmiş durumdayım.
- Şansımız yaver gitseydi galip bile gelebilirdik ama ilk yarı - ikinci yarı arasında bir denge kurarsak beraberlik normal sonuçtu. İkinci yarı Gaziantep'in de çok yabana atılmayacak pozisyonları vardı aslında şansımızı orada da kullanmış olabiliriz.

30 Ocak 2011 Pazar

Hacettepe - Adımayanspor Maçından Kısa Kısa!

 - Hacettepe ligin ikinci yarısında köklü bir kadro değişimine gitti ve kendilerini bulmaları zaman alabilir.
- Saha zemini inanılmaz ağırdı. Zaten kötü olan zemin 2 gündür yağan kar ile berbat hale gelmiş.
- Koşmanın, çalım atmanın imkansız olduğu bir sahada bekleyebileceğiniz en iyi oyun ayağa pas ile kaleye gitmekti.
- İki takımda ilk yarıda zemin yüzünden beklenen oyunu gerçekleştiremediler. Yine Hacettepe becerisizlikten gol atamadı ama Adıyaman sadece sahadaydı başka hiçbir vasfı yoktu.
- Böyle bir havada, 2. lig Beyaz Grupta orta hatta alt sıralardaki takımların maçı için 5 lira bilet yapan yönetimi Cavcav zihniyetlerinden dolayı kınıyorum. 
 - Adıyamanspor'da dikkat çeken hiç bir isim yoktu. Haklarında hiçbir şey yazamayacağım.
- Ne zorluklarla oynuyorlar kimbilir ama cidden kötüler.
- Hacettepe böyle kötü oynayan bir takım karşısında bile süper bir futbol oynayamadı.
- Kaptan ve 10 numara Ali Akburç nasıl beceripte 90 dakika oyunda kaldı bilmiyorum ama bu ligin bile adamı değil.
- Teknik direktör Tayfun Türkmen solda oynayan Onur ile Ali'nin yerini değiştirse eminim daha iyi randıman alırdı.
- Kaldı ki kanattan Ali'nin ortası asist oldu ve Mustafa Kayabaşı golünü attı.
- Ama kesinlikle Ali egoist kişiliğinden kurtulmadan o ligde bile zor oynar.
- Onur Garip sol kanatta forvete destek olarak oynadı ve bu adamı beğeniyorum. Her ne kadar son dakikalarda Guiza'nın son Gençlerbirliği maçında altıpasdan kaçırdığı gole benzer gol kaçırsa da top tutması, indirmesi ve hırsıyla Gençlerbirliği'ne güzel yedek olur. Billy Mehmet'ten daha iyi olurdu hatta.
- Mustafa Kayabaşı'nın seneye Gençler'e geleceği söylentisi var. Umarım gelir. Kumaşı sağlam ve çift yönlü orta saha olarak gelişmeye müsait bir isim. Son dakikalarda bir gol daha atıcam deyip saçma vuruşlar yapmasaydı daha iyiydi ama liginin üstünde bir adam. Gençlerbirliği'nin havası daha eğitecektir onu.
- Hacettepe'de uyum sorunlarına rağmen gelen galibiyet güzeldi. Adıyamanspor oyuncuları son dakikalarda beraberlik çabası içinde kendilerini çok yere attılar ama onlarında emeğine saygı duyuyorum.

29 Ocak 2011 Cumartesi

Herşey "Yayıncı Kuruluş" İçin!

Türkiye Kupasında eşleşme saçmalığından sonra Türkiye Futbol Federasyonu PFDK kararlarıyla ikinci saçmalığa da imzasını attı. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu geçen haftanın cezalarını açıkladı ve ilk sırada Gençlerbirliği var. Kötü tezahürat, merdivenlerin boş bırakılmaması vb. bir ceza değil aldığımız. Kararda aynen şu cümleler yazıyor;

"GENÇLERBİRLİĞİ SPOR Kulübünün, 23.01.2011 tarihinde oynanan GENÇLERBİRLİĞİ - ESKİŞEHİRSPOR Spor Toto Süper Lig futbol müsabakasında, flaş röportaja en az üç futbolcu katılımını sağlayamamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle takdiren 5.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,"

Artık futbol endüstriyelleşti, taraftar için olan futbolu taraftarı sömürmek için kullanıyorlar diyorduk ama buna bile şükretmeliymişiz. Artık futbol taraftarın bile değilmiş, para öyle gözlerini bürümüş ki insanların futbolumuzu kameralara satmışlar. Herşey yayıncı kuruluş için olmuş. Yazık!

PFDK Kararları için tıklayınız!

Alkaralar.com'daki yazı için tıklayınız!

TRT 1 Futbol Günlüğü; Hamdullah Abi Röportajı!


TRT 1'in Futbol Günlüğü programı için yaptığımız röportajın TRT tarafından kesilerek yayınlanan halidir. Kesilmemiş hali elime geçerse onuda buradan yayınlayabilirim. Hamdullah Abiyi anlattığımız röportajda asıl anlattığımız Gençlerbirliği taraftarının kişiliği, özelliği ve kültürüdür. Çok keyifli bir animasyon ile de Hamdullah abi canlandırılmış harika olmuş. Buyrun izleyemeyenler için tekrar gösterim.

Türkiye Kupası Monotonluğu!


Ziraat Türkiye Kupasında kuralar çekildi. Rakibimiz gruptan beraber çıktığımız Bucaspor. Herkesin rakibi kendi grubundan birlikte çıktığı takım oldu. Şanstır olur filan diyeceğim ama affedersiniz bir statü bu kadar dangalakça hazırlanmış olabilir mi? Sen grup birincisi ve ikincisine farklı miktarda paralar vererek niye statüleri ayırıyorsun madem birinci veya ikinci olmanın kuraya hiç bir etkisi olmayacak? 

UEFA Kupasının statüsünü taklit ediyorsun ama onlarda bile birinciler ile ikinciler eşleştiği gibi aynı gruptan takımlar birbirine denk getirilmiyor. Böyle saçma, böyle salak bir uygulama yapana kadar eski uygulama bile daha iyiydi en azından.Herkes çift maç oynaya oynaya gidiyordu. Hatta grupta fazla maç fazla heyecan oluyor diyorsan İngiltere gibi en alttan en üstte at bütün takımları torbanın içine herkes birbiriyle eşleşsin. Ülkenin her yerine büyük takımlar gidebilsin. Gençlerbirliği'ni eleyen Alanya, Fenerbahçe'yi eleyen Pendik, Beşiktaş'ı yenen Gaziantep Bş. Bld. gibi efsaneler çıksın, insanlar buna şahit oldukları için bu kupayı her sene heyecanla beklesin.


Ama üstteki fikstürde de gördüğünüz üzere böyle saçma bir eşleşme oldu. Bu eşleşmeyi değerlendirmem gerekse normal şartlar altında final garanti derdim. Çok ballı bir kura ne kadar saçma olsa da. Lakin Gençlerbirliği'nin oynadığı oyunu gördükçe yarı final görürsek bile şanstır bizim için.

İnsanlar kombineleriyle daha çok maça gitsin diye yarı finale çıkmayı çok isterim ama yarı finalden önce bir ligi nasıl kurtaracağız bunun değerlendirilmesi ve çalışılması lazım.

Fotolar : tff.org

28 Ocak 2011 Cuma

Mutlu DEĞİLİZ!

 Ziraat Türkiye Kupa'sında grup liderisiniz ve 7 puanınız var. Rakibiniz Fenerbahçe. İnsanın gözü korkar ne olursa olsun değil mi? Fakat bir de şöyle düşünün grup liderisiniz, eskiden gelen kupa beyi ünvanınız var son 10 sene de 4 kere final oynamışsınız. Rakibiniz Fenerbahçe ama grupta sıfır puanlı ve dalga geçiliyor. Yeni Malatyaspor 2. ligde ve yılların Fenerbahçe'sini mağlup etmiş. Size bu maçta beraberlik bile yetiyor. Fenerbahçe oynatmadığı adamlarla çıkmış maça ve stadı bomboş 55.000 taraftar bu maçı izlemektense basketbol maçına gidiyor. Gençlerbirliği'ne bu şartlar altında tek diyebileceğim şey yen artık şu takımı be. Kim olsa böyle demez mi?

Olmadı. Maç başladı ve ilk 20 dakika da olmadık goller yedik. Maçın skoruna göre Ankaragücü bir gol atsa fenalardayız, eleniyoruz. Ara transferde bas bas bağırdık bek lazım bu takıma diye ama kimse dinlemedi. Haftalardır eleştiriyoruz Murat Kalkan'ı sol bekte yetersiz diye, ileriye çıkıp dönmüyor geriye diye ama laf dinlemez yönetim alternatifini bulmayınca muhtaç kalıyoruz. Gereksiz bir hareket ile eliyle top kesip penaltı yaptırdı bugün bu adam. Kaleci Serkan çok iyi kaleci, tecrübesi olağanüstü ama gamsız, frikik atılıyor ve üstüne gelen topa o kadar umursamaz atlıyor ki onu bile içeri alıyor.
Maç boyunca direkten dönen top dışında bir tane olumlu pozisyon yaratabilen bir takım yok bu Fenerbahçe'nin karşısında. Geçen maç Eskişehir maçının kadrosuyla bu maçta ki kadronun arasında bağlantı yok. Bambaşka 11. bu 11'in arasında Mehmet Akgün diye geldiğinden beri kaç maça çıktığı belli olmayan adamı pozisyonu olmayan sağ bekte oynatıyorsun bu sayede ne yaptığı da belli olmuyor. Sahada maç başından bu yana yürüyen ve saçma sapan bi şekilde kalecisine 7 defa dönen bir takım. Fenerbahçe öyle yada  böyle 10 kişi kalan Fenerbahçe ve atabildiğin gol sayısı 1. O golde 2-0'dan sonra laubali oynayan, eksik Fenerbahçe'ye karşı. Ve 2-1'e yatan, Ermin Zec'i yani tek forveti çıkarıp orta alan oyuncusu Mununga'yı sokan teknik direktör.

Bütün maç böyle gelişti ve biz tek farkla yenildik diye, Ankaragücü'de Malatya'yı yenemedi diye tur atladık. Maç sonu Zumdick beyefendi çıkıp turdan memnunum diyor. Türkiye Kupasında tur atlamak zerre umrumda değil önce ligi nasıl sıyıracağız onu düşünmeliyiz bence. Bu maçı da zaten güzel oyun umuduyla izledim ama nafile. Kupada böyle tur atlayacaksak lanet olsun böyle tura. Zaten bu anlayışla da Çeyrek finalde herhangi bir gruptan gelecek herhangi bir ikinci takım bizim ensemize vurup indirir aşağıya diye düşünüyorum. Bu sezon fazladan üzülmek gibi birşey olacak bu zihniyetle gelen bu tur. Kusura bakma İlhan Başkan, kusura bakma Zumdick, kusura bakmayın futbolcular artık bu takım için ne sabrımız kaldı, ne umudumuz. Siz tur atladık diye mutlusunuz ama biz MUTLU DEĞİLİZ!

26 Ocak 2011 Çarşamba

TRT'ye Röportaj Verdik!

TRT 1 ekranlarında yayınlanan "Futbol Günlüğü" programı için Gençlerbirliği tesislerinde 10 taraftar ile birlikte röportaj verdik. Aralarında olmasakta Alkaralar taraftar grubumuzun demirbaş isimleriyle uzun süreli röportaj yapan ekip, özellikle Alkaralar.com sitesine takılan Gençlerbirliği hastası Hamdullah Abi(!)nin yerini sorduğu sorularla bulmaya çalıştılar ama açık bulamadılar. Keyifli ve eğlenceli bir röportaj oldu bana göre.

5-10 dakikalık bir bölüm yapacakları için belki ben çıkmayabilirim bile ancak izlemenizi tavsiye ederim. Hamdullah Abi'yi ararken Gençlerbirliği kültürünü anlatmaya çalıştık. Merak eden ve ilgililere program TRT 1'de perşembe günü Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçının hemen ardından yayınlanacak.

Anti-Parantez: Taraftarlarımızdan Orcan Yiğit'in TRT yayınları hakkında verdiği ayar görülmeye değerdi ancak programda görülemeyecek =D. Videonun kesilmemiş hali elime geçtiğinde burada yayınlamaya çalışacağım.

22 Ocak 2011 Cumartesi

Erdal Kılıçarslan'dan Kurtarıcı Olmasını Beklemek!

 Final sınavlarını hallettik Eskişehir'den kurtulduk ama uzun zamandan sonra ilk siftahımı Eskişehirspor maçıyla açıp bide mağlup olunca Eskişehir laneti devam etti bugün. Maçın ilk yarısında dengede eşit bir oyun vardı. İki takımda istekli başladı. Takım oyununu Eskişehir oynarken, bireysel olarak Gençlerbirliği oyuncuları ön plana çıktılar. Yeni transferlerle ilk yarıdan daha iyi bir Gençlerbirliği izleme umuduyla gittim maça açıkçası. Maçın ilk yarısındaki haraketlilik güzeldi aslında.

İkinci yarının başlamasıyla ufaktan düşüş oldu takımda. Toptan korkuyor gibi oynamaya başlayınca baya pozisyon verdi Gençlerbirliği. Eskişehir'de de öyle pek bir gol atacakmış görüntüsü yoktu ya hakem sağolsun el-kol kullanan oyuncuyu ES(!) geçince golü yedirtti bize. Golü yiyen Gençlerbirliği'de sanki bi parçasını söküp çıkarmışlar gibi dağıldı. Bu dakikadan eski Gençlerbirliği'ne merhaba dedik. Şaşırtıcı şekilde kontratak golü yemememiz ilginçti.

Yeni transferleri ilk kez canlı izledim ve açıkçası bir tek Randall Azofeifa'yı beğendim. Azofeifa'da son dakika'da Ümit Karan'ı düşürerek gereksiz bir kırmızı kart gördü. Genel olarak Azofeifa'nın attığı paslara hayran kaldım diyebilirim. Cem Can önündeki adama pas atmakta güçlük çekerken Azofeifa olmadık yerlerde güzel paslar çıkardı. Yasin Öztekin kupa maçlarının yıldızıydı o zaman izleyememiştim. Bu maçta izledim ve bencil buldum kendisini. Çalımcı, takım oyunundan uzak, yeteneği var, neredeyse tipiyle ve oyunuyla yeni Engin Baytar gibi gördüm kendisini. Şimdilik fena değil denebilir sadece. Mununga ise orta sahada ne yaptığını anlamadığım bir adamdı. Jedinak'a göre iyi fakat ağır ve basmayan bir adam. Jedinak'a göre tek artısı vücudu, fiziksel olarak daha üstün ancak Cem Can ve ikisi orta sahada yetersiz kaldılar.

Takım genel olarak olumlu bir sinyal vermiyor. Teknik direktör Zumdick, Thomas Doll'dan kalma taktiklerle üzerine yeni birşeyler koymadan kara düzen gidiyor bakalım. Devre arasında aranması gereken ilk isim bir teknik direktör olmalıydı. Defans zayıf, Murat Kalkan, Kulusiç ile olacak iş değil. Forvet yalnız kalıyor, Ermin Zec tek başına ne kadar uğraşsa boş.

Aslında günü özetleyen durum Ankaragücü'nün kovup, Manisa'da forma şansı bulamayan Burak Özsaraç'ı defansında ilk 11'de başlatıyorsun, bu da yetmezmiş gibi 1-0 yeniksin gol atman lazım oyuna kurtarıcı olarak senden daha kötü durumda olan Konyaspor'un bile oynatmadığı Erdal Kılıçarslan'ı alıyorsun. İşte Gençlerbirliği bu kadar vahim ve çaresiz durumda.

2 Ocak 2011 Pazar

Transfer Dedikoduları!

Yeni yıla girdiğimiz şu günlerde Gençlerbirliği taraftarları kabus dolu bir 2010'u geride bıraktı ama 2011'de mutluluk dilekleri ne kadar gerçekleşecek meçhul? Devre arasında sakatlar dönüyor, zayıf halkalara veda edeceğiz ancak işin en önemli kısmı bu sezon başında bize bu kabusu yaşatanların başında gelen transfer mevzuları. Henüz resmileşen birşey olmasa da yerel ve ulusal spor medyasında da dile getirilen Gençlerbirliği dedikodularını inceleyim istedim.
 
 Erdal Kılıçarslan : Konyaspor'un serbest bıraktığı forvet oyuncusuyla büyük ölçüde anlaştığımız yazılıyor. Forvete ihtiyacımız olduğu doğru fakat bu sezon 10 maçta oynayıp 6sında sonradan oyuna giren ve hiç gol atamayan bizim bile altımızda bulunan Konyaspor'un serbest bıraktığı bir adamı almak mantık çerçevesinde gözükmüyor. Rotasyona katkıda bulunacağı kesin, belki Billy Mehmet'ten bile daha iyi oynar lakin Konya ve önceki takımı Gaziantep'teki istatistiklerinde ne kadar çok maç oynasada 3 golden fazlasını atamamış bir adam. Gaziantep'ten Beto gibi bir forvet açığa çıkmışken Erdal ile anlaşmak yeni yılın ilk fiyaskosu gibi duruyor.
 Joachim Mununga : Belçika Süper Ligi'nde KV Mechelen takımının 11 numaralı Belçikalı ismi. İlk anlaşıldığı yazılan isimlerden. Gelişleri ertelendiği söylendi 5 Ocak'ta Ankara'da olmaları bekleniyor. Mevkisini orta saha ve forvet olarak yazmışlar. Yaptığım araştırmada bu sezon 16 maçta ilk 11'de başlamış. Golü ise yok. Çoğu istatistik sitesinin yazdığına göre kanatta oynamış çoğunlukla. Eğer kanat olarak alıyorlarsa kapalı kutu diyebilirim. İstikrarlı bir şekilde forma şansı bulsa da Belçika'nın çokta üst düzey olmayan bir takımından gelmesi kafa karıştırıcı. Golcü diye alıyorlarsa hiç uğraşmasınlar Billy Mehmet transferinde haklı çıkan istatistikler Mununga içinde haklı çıkar. Standart Liege altyapısından yetişen Mununga profesyonel kariyerinde Tubize ve Mechelen formalarını giymiş ve henüz 22 yaşında. Büyük ihtimalle Cavcav'ın ya tutarsa transferlerinden biri olacak. Yanlış anlaşılmasın en sevdiğim Gençlerli olan Andre Kona ve Mousheu - Kushe ikilisine bayılırım ama Patiyo Tambwe'den sonra kara tenli futbolculara şüpheyle bakıyorum.
 Julien Gorius : Yine 5 Ocak'ta Mununga ile birlikte gelecek isimler arasında anılan diğer futbolcu KV Mechelen'in 15 numarası, 1985 doğumlu Fransız orta saha Julien Gorius. Yine bir orta saha oyuncusu olan Julien kariyerine Fransa'da Metz takımında başlamış ancak asıl forma şansını Belçika'da bulmuş. Brussels ve Mechelen takımlarında oynadığı toplam 5 senede her sezon ortalama 30'a yakın maçta forma giymiş. İstikrar konusunda istatistikler iyiye işaret ediyor. Son 4 sezonunda 7-8 gol atarakta istikrarını bu alanda da devam ettirmiş. Bu sezonda 17 maçta ilk 11'e çıkmış ve şimdiden 5 golü bulunuyor. Fink gibi bir ismi kaçırdık, Jedinak ve Cem Can orta alandaki defans-hücum bağlantısını kuramıyor, dolayısıyla iyi bir isim gibi duruyor Julien Gorius.
Randall Azofeifa : Üçüncü yabancı isimde Belçika'dan. Belçika'nın Gent takımından 10 numaralı formasıyla Kosta Rikalı orta saha oyuncusu Randall Azofeifa. Kosta Rika milli takımında da 25 kere forma giyen oyuncu, bu sezon kısa sürelide olsa Gent takımıyla UEFA macerası yaşadı. Avrupa Liginde 1, Belçika liginde ise 2 golü bulunuyor. 26 yaşındaki orta alan oyuncusu bütün bu özellikleriyle yapacağımız muhtemel en kaliteli isim olarak dikkat çekiyor. Gent takımından yaptığımız son transfer yine bir orta sahaydı ve oldukça başarılı bir oyun sergilemişti. Josip Skoko'yu yad ederek bu transfer gerçekleşirse sevineceğim tek isim Randall olur diyebiliyorum.

Genel olarak dedikodulara bakarsak takımın orta alan üzerinde durması Jedinak'a daha fazla katlanılamadığının kanıtı lakin bu kadar fazla orta saha isminin geçmesi diğer bölgelere yapılacak transferlerin geleceği hakkında şüpheye sokuyor beni. Kanatlarımız zayıf, forvette Smeltz ve Billy Mehmet'ten hayır yok ve forvet için Erdal Kılıçarslan ismi geçiyor sadece. Murat Kalkan ile çok fazla sağlıklı olacağını düşünmediğim sol beke ya bir an önce stoper alınıp Aykut Demir yerleştirilecek yada stoperde Aykut'u göreceksek sol bek kesinlikle bulunacak. Curri'nin sözleşmesi dondurulacak, bu demek oluyor ki illa ki stopere ihtiyaç var. Harbuzi, Soner gibi isimler varken bu kadar çok orta sahanın adının anılması çok iyi değil. Ara transferlerde güzel transferler olmaz genellikle ancak Fink, Beto, Zapo gibi isimleri Buca kaparken, Konyaspor premier Lig görmüş Utaka'yı kadrosuna katmaktan söz ederken, İlhan Cavcav ve kurmayları hala teknik direktöre söz dinletmeye çalışsın. Süper Ligde vizyonunu doldurduğunu düşünen Gençlerbirliği'ni yarattı İlhan Cavcav.

12 Aralık 2010 Pazar

Ralf Zumdick vs. Thomas Doll!

- Thomas Doll 4-2-2-1-1taktiğini Gençlerbirliği'ne uygulamaya çalıştı. Zumdick takımı sahaya 4-3-2-1 taktiği ile çıkarttığını görüyoruz. Aslında arada çok bir fark yok.

- Thomas Doll elindeki kadroyla iyi oynatıp yenilgiler aldırırken, Zumdick daha eksik bir Gençlerbirliği'ni kötü oynatıp puan veya puanlar aldı.

- Thomas Doll topu ayağında daha çok tutmak isteyen Gençlerbirliği yaratmak isterken, Ralf Zumdick topun rakipte olmasından yana ve defans yapan bir Gençlerbirliği yaratmaya çalışıyor.

- Thomas Doll ortadan oyun kurmaya çalışırken, Zumdick kanatlardan kontra yakalamayı istiyor. Bununla birlikte bir önceki madde ile ilgili Uğur Meleke'nin yazısı da var (bkz. http://www.meleke.com/?p=2771)

- Thomas Doll zamanında kimi zaman 11'de kimi zaman yedekte oturan Hurşut ve Serkan, Zumdick ile birlikte takımın taktik anlayışı bu iki isim üzerine bindi.

- Thomas Doll zamanında suskun kalan Ermin Zec, Zumdick ile birlikte açıldı.

- Ne Doll, ne Zumdick Jedinak'a ve Billy Mehmet'e çare olamadı kimsede olamaz gibi duruyor.

- Thomas Doll her maç sonunda yaptığı dobra açıklamalarla dikkat çekerken, Ralf Zumdick'in açıklamaları sıradan, klişe ve takımı sanki hala kendisi çaıştırmıyormuşcasına soğuk.

- Thomas Doll, Harbuzi'nin sakatlanmasının ardından o bölge çok farklı denemeler yaparken, Ralf Zumdick direk Soner'i o bölgeye koyarak geleceğin yıldız adayını parlatmaya başladı.

- Total olarak bakarsak, Thomas Doll ile bu sezon Gençlerbirliği ne kadar kötüyse, Zumdick ile de Gençlerbirliği hala o kadar kötü.

Misket Bombası!


 11 Aralık 2010 Yer: Ali Sami Yen 16. Hafta Süper Lig karşılaşması GALATASARAY : 0 GENÇLERBİRLİĞİ :2

 12 Aralık 2010 Yer: Ankara 19 Mayıs Stadı, 16. hafta süper lig karşılaşması ANKARAGÜCÜ: 2 FENERBAHÇE: 1


Geçmiş zamanlarda yine fikstürün kaderi bizi Galatasaray ile Ankaragücü'nü Fener ile eşleştirmiş ve o zamanda başkent ekipleri İstanbul'u mağlup etmişti. O zamanlarda yapılan bir tişört geldi aklıma üstünde Misket Bombası yazan ve biri kırmızı-siyah diğeri sarı-lacivert iki bomba aslan ve kanarya figürlerinin üzerlerine(!) düşüyordu. Güzel tişörttü. Şimdi yeniden yapılsa ne güzel olur diye düşündüm. Acaba elinde olan var mıdır ki?

Not: Fotolar ajansspor.com'dan alınmıştır...

11 Aralık 2010 Cumartesi

Harbiye, Sultani'ye Karşı...

Belki de en büyük hayalimi gerçekleştirmiş bu insan. Metin yazarı ve yönetmen Emre Demir ismi açıkçası tanıdığım bir isim değildi. En son Ankara'da ki Beşiktaş maçında Maratonun en üstündeki duvara çıkmış maçı izliyordum tribün büyüklerimizden Cumali Ağabeyim rica edip yerimi elinde kamerası olan bir arkadaşa vermemi istemişti. Arkadaşların film çektiğini öğrenince maçın heyecanıyla olacak ki çok soru sormadım. Ama sonradan duyunca bu film Ankaragücü - Gençlerbirliği rekabetinin belgeseliymiş. Ne zaman çıkacağını bilmiyorum, Kültür Bakanlığı Yayınlarından ulaşabileceğimize dair dedikodu da var. Yalnız bu filmin fragmanı bile beni heyecanlandırıyor.

Ali İmdat, İlhan Cavcav, Hakan Kutlu, Necdet Özkazancı, Tanıl Bora, Berkay Aydın gibi bir çok ismin görüşlerini paylaştığı bu belgeselde taraftarın sesine yer verilerek Ankara Derbisi'nden yola çıkarak Ankaralılığı, Ankara'da yaşamayı anlatan bir belgesel. Sloganı da biraz ipucu veriyor bize "Futbol, bazen bir kentin öyküsüdür."

Çok uzatmadan filmin blog adresi http://harbiyesultani.wordpress.com/ Aklınızda ki soruları benden daha iyi yanıtlayacaktır. En altta da fragmanı vererek bu hayalimde ki filmi çeken ekibe teşekkür ediyorum. İnşallah daha detaylı bir komple Ankara Futbolunu kapsayan belgeseli de Allah bana nasip etsin diyerek kıskançlığımı da belirteyim =D. 




Related Posts with Thumbnails
Bu blog BloggerV.com üyesidir.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Bu Blogda Ara